Karadağ'ın AB Üyelik Maliyeti Bütçeyi Zorlaştırabilir
- Karadağ'ın AB üyeliği için 3,2 milyar euroluk mali paket hazırlandı.
- Paket, genişleme finansmanı tartışmalarında emsal oluşturmasıyla öne çıkıyor.
- AB bütçe müzakerelerinde, kaynakların yeniden dağıtımı mı yoksa yeni kaynaklar mı kullanılacağı tartışılıyor.
- Almanya ve Hollanda gibi "tutumlu" ülkeler bütçe küçültülmesini savunurken, Güney ve Doğu Avrupa ülkeleri uyum ve tarım fonlarının artırılmasını istiyor.
- İzlanda, AB üyelik başvurusunu yeniden değerlendirmek için ağustos sonunda referanduma gidiyor.
Karadağ'ın Avrupa Birliği'ne (AB) katılım sürecinin, Birliğin gelecekteki genişleme politikasının finansmanına ilişkin tartışmalarda emsal oluşturması bekleniyor. Bu durum, AB'nin bir sonraki uzun vadeli bütçesine yönelik zaten zorlu olan müzakerelere yeni bir tartışma başlığı ekliyor.
Avrupa Komisyonu, geçen ay AB üyeliği sürecinde en ileri aşamadaki aday ülke olan Karadağ için mali paketini açıkladı. Yaklaşık 626 bin nüfuslu Batı Balkan ülkesinin katılımının ekonomik maliyeti 3,2 milyar euro olarak hesaplandı. Bu, AB'deki her vergi mükellefi için 1 euronun altında bir maliyete denk geliyor. Komisyon yetkilileri bunu "bir fincan kahveden daha düşük bir maliyet" olarak nitelendiriyor.
Her ne kadar bu maliyet, yaklaşık 2 trilyon euroluk AB bütçesi içinde sınırlı kalsa da Karadağ'ın bütçe görüşmeleri üzerindeki siyasi etkisinin çok daha büyük olabileceği değerlendiriliyor.
Konuya ilişkin isminin açıklanmasını istemeyen bir AB diplomatı, "Karadağ'ın mali paketi, içerdiği para miktarından çok ilkesel yönü nedeniyle tartışma yaratacak." dedi.
AB'nin genişleme süreci, Hırvatistan'ın 2013'te katılımının ardından yavaşlamış, ancak son dönemde yeniden ivme kazanmıştı. Komisyon yetkilileri, son altı ayda genişleme konusunda son 10 yıldakinden daha fazla ilerleme kaydedildiğini belirtiyor.
Bununla birlikte, genişleme sürecinin hızlanması, üyelik mekanizmasının reforme edilmesi çağrılarını artırdı. Bazı üye ülkeler, Ukrayna başta olmak üzere aday ülkeler için yeni demokratik güvenceler ve kademeli entegrasyon modeli öneriyor.
Katılım Antlaşması'nın hazırlıklarına birkaç hafta önce başlanan Karadağ, AB'nin bir sonraki genişleme dalgasının şekillenmesinde ilk sınav olarak görülüyor. Avrupa Komisyonu da bu alandaki inisiyatifi yeniden kazanmak için kendi reform önerileri üzerinde çalışıyor.
Bir başka AB diplomatı, "Karadağ bir emsal niteliğinde. Aslında olmaması gerekirdi ancak kaçınılmaz olarak öyle oldu." değerlendirmesinde bulundu. Diplomat, üye ülkelerin, AB'nin yeni Çok Yıllı Mali Çerçevesi'ne (MFF) ilişkin bütçe müzakerelerindeki pozisyonlarını Karadağ dosyasına da yansıtmak istediğini belirtti.
Anlaşmazlığın odağında, Karadağ'ın AB bütçesine getireceği ek maliyetlerin mevcut kaynaklar yeniden dağıtılarak mı yoksa yeni kaynaklar bulunarak mı karşılanacağı yer alıyor. Fon programları, üye devletlerin farklı siyasi önceliklerini yansıtıyor. Güney ve doğu Avrupa ülkeleri uyum ve tarım politikalarına daha fazla kaynak ayrılmasını isterken, kuzeyli başkentler rekabetçilik ve savunmaya odaklanılmasını talep ediyor.
Karadağ AB üyesi olduğunda, birliğe ödediğinden daha fazla kaynak alacak, yani "net alıcı" konumuna geçecek. Komisyonun teklifine göre, uyum ve tarım fonlarının önemli bir kısmı, Karadağ'a Küresel Avrupa Planı kapsamında zaten ayrılmış kaynaklardan sağlanacak. Başka bir deyişle, Karadağ kalkınma yardımı almaya uygun olmaktan çıktığında, bu para tarım ve bölgesel fonlara yönlendirilecek. Diğer programların finansmanı ise belirsiz.
Komisyon, savunma ve rekabetçilik gibi alanlara ayrılan kaynakların orantılı biçimde artırılmasını ve bunun "AB-27 için öngörülen fonlamada olumsuz bir etki olmamasını sağlamayı" hedeflediğini söylüyor. Ancak ek paranın nereden geleceği sorusu açık. Bu, ya öz kaynaklar (AB genelindeki vergiler) ya da üye devletlerin ulusal katkılarının artırılması anlamına gelecek.
"Tutumlu" olarak bilinen net katkı sağlayan ülkeler (Almanya ve Hollanda), ulusal katkıları asgari düzeyde tutmak için AB bütçesinin küçültülmesini savunuyor ve mevcut kaynakların yeniden dağıtılmasını talep ediyor.
Bu tartışma, ister Arnavutluk ve Moldova gibi küçük ülkeler isterse Ukrayna gibi daha karmaşık dosyalar söz konusu olsun, gelecekteki katılım antlaşmaları için emsal oluşturacak. Sonuç, paranın birlik içinde dağıtımına dair bir güç mücadelesinin ötesine geçebilir ve baştan itibaren net katkı sağlayıcı olacak zengin ülkeler üzerinde caydırıcı etki yaratabilir.
Özellikle İzlanda, 2015'te askıya aldığı AB üyelik başvurusunu yeniden açıp açmamak için ağustos ayı sonunda referanduma gidiyor.
Konuya hâkim bir başka kaynak, "Karadağ emsal teşkil ediyor. AB'nin gelecekteki katılım süreçlerinde tutarlı olması gerekecek. Paranın hangi fondan çıkacağı tartışmalı olacak." dedi.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.