Dünya

Avrupa'da Göç Politikası Güvenlikçi Yaklaşıma Kayıyor

11 Ağustos 2026 - 15:27 Yazar: Editör Masası
5 dk okuma 18
Avrupa'da Göç Politikası Güvenlikçi Yaklaşıma Kayıyor
Ceuta'ya yaşanan kitlesel göç, Avrupa Birliği'nde göç politikasının sağa kaydığını ortaya koydu. İspanya'nın ilerici modeli giderek yalnızlaşırken, sol liderler de güvenlik odaklı söylemi benimsiyor.

Avrupa genelinde göç politikası hızla sağa kayıyor. Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya yaşanan kitlesel göç, İspanya'nın ilerici göç modelinin Avrupa'da giderek istisna haline geldiğini gösteriyor. Temmuz sonunda on binlerce düzensiz göçmenin sınırı geçmesi ve yaklaşık 100 kişinin hayatını kaybetmesi, göç politikalarını yeniden Avrupa siyasetinin merkezine taşıdı.

Olay, Roma ile Madrid arasında diplomatik krize yol açarken, sağ siyasi güçlerin tartışmalara yön vermesiyle İspanya'nın Avrupa'da yalnızlaştığını da ortaya koydu.

Avrupa Siyasetinde Sağın Yükselişi

Avrupa genelinde sağ partilerin güç kazandığı bir dönemden geçiliyor. Son Avrupa Parlamentosu seçimlerinde merkez sağ partiler yaklaşık 60 milletvekili kazanırken, aşırı sağ, muhafazakar ve ulusal popülist partiler de önemli ilerleme kaydetti. Bu değişim AB kurumlarına da yansıdı; merkez sağ Avrupa Halk Partisi (EPP), ilk kez 27 Avrupa Komisyonu üyesinden 14'ünü belirledi.

Almanya'da aşırı sağcı AfD anketlerde ülkenin en güçlü partisi konumuna yükselirken, Fransa'da Ulusal Birlik (RN) gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçiminin favorisi olarak görülüyor. İtalya'da Başbakan Giorgia Meloni, eski General Roberto Vannacci liderliğindeki yeni bir partinin rekabetiyle karşı karşıya. ABD yönetiminin sağcı siyasetçilere verdiği destek de bu tabloyu güçlendiriyor; Donald Trump, Kolombiya'da cumhurbaşkanlığını kazanan sağcı Abelardo de la Espriella'ya açık destek verdi.

Göç, sağ partilerin geleneksel olarak güçlü olduğu bir alan. Bu nedenle Ceuta krizi, daha sıkı göç politikası isteyen siyasi güçlere yeni argümanlar sağladı.

Uzmanlardan Uyarı: Güvenlikçi Söylem Artıyor

Belgesiz Göçmenlerle Uluslararası İşbirliği Platformu'nda savunuculuk görevlisi olarak görev yapan Chiara Catelli, şu değerlendirmede bulundu: "Son yıllarda hem geleneksel muhafazakar siyasetçiler hem de sol eğilimli siyasetçiler daha güvenlikçi bir söyleme doğru kademeli olarak yöneldi."

Catelli, "Göçü bir güvenlik sorunu olarak ele alıp giderek daha baskıcı önlemlere başvurmanın sonucu, toplumsal dışlanmayı ve marjinalleşmeyi artırmak; aynı zamanda göçmenlere yönelik dayanışmayı da suç unsuru haline getirmek oluyor" ifadelerini kullandı.

İspanya'nın Yalnızlığı

Ceuta'ya düzensiz girişlerin ardından İtalya, hava ve deniz yoluyla gelenler için sınır kontrollerini yeniden devreye soktu. Bu durum İtalya ile İspanya arasında diplomatik bir krize neden oldu. Avrupa Birliği İçişlerinden Sorumlu Komiseri Magnus Brunner, iki ülke arasında arabuluculuk yapmaya çalışarak "Bugün hem İspanyol hem de İtalyan içişleri bakanlarıyla temas hâlindeydim. Her ikisi de iç sınır kontrollerinin geçici olduğunu teyit etti" dedi.

Madrid'i eleştiren yalnızca Roma olmadı. Almanya, Danimarka, İsveç ve Finlandiya, AB'nin dış sınırlarında kontrollerin hızla yeniden tesis edilmesini ve Schengen içinde sınır kontrollerinin geri getirilmesini gündeme taşıdı. İtalya ve Danimarka öncülüğünde hazırlanan ve 22 AB hükümetinin imzaladığı açık mektupta, "çok sayıda düzensiz göçmenin yasallaştırılması gibi çekim unsuru işlevi görebilecek tüm politikaların ele alınması" çağrısı yapıldı. Mektubu imzalamayan tek ülkeler ise İrlanda, Portekiz, Fransa ve Lüksemburg oldu.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Ceuta krizinden önce bile, ülkeye yasadışı yollardan girmiş yaklaşık yarım milyon göçmeni yasallaştırma planı nedeniyle AB'li mevkidaşlarının eleştirileriyle karşılaşmıştı.

İspanya'nın Alternatif Modeli ve Solun İkilemi

Sol çevrelere göre, Sanchez hükümeti Avrupa'daki muhafazakar siyasetçilerin hedefi haline geldi çünkü göçü bir tehdit olarak çerçeveleyen hâkim söyleme karşı inandırıcı bir alternatif model sunduğu düşünülüyor. Eski adalet bakanı ve Avrupa Parlamentosu üyesi Juan Fernando López Aguilar, "Avrupa ölçeğinde bakıldığında, göçe yönelik sağcı ve milliyetçi, gerici tutum baskın olan yaklaşım" dedi. Aguilar'a göre İspanya'nın göç yaklaşımı Avrupa'da azınlıkta kalan bir pozisyon ve giderek yalnızlaşıyor. Ceuta olayı da bu yaklaşımı hedef almak için kullanıldı.

Avrupa Parlamentosu üyesi Cecilia Strada, sağ partilerin Sanchez hükümetini düzenli olarak hedef aldığını, zira Sanchez'in AB düzeyinde ilerici göç politikasının son kalesi olarak görüldüğünü savunuyor. Ancak Avrupa'daki az sayıdaki merkez sol liderden biri olan Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, bu konuda Meloni ile yakından çalışıyor. Sanchez de sınır düzeni için güvenlik öncelikli bir dil kullandı: "İspanyol hükümeti, Ceuta halkının güvenliğini sağlamak için devletin tüm kaldıraçlarını, tüm kaynaklarını kullanacak." Sanchez, kitlesel akını "İspanya'nın toprak bütünlüğünün ihlali" olarak nitelendirdi.

AB'nin Yeni Göç Politikası

AB'nin haziran ayında onaylanan yeni göç yasaları, sağa dönüşü pekiştirdi. Paket, daha sıkı gözetim önlemleri, serbest dolaşımın kısıtlanması ve üçüncü ülkelerde "geri dönüş merkezleri" kurulmasına imkân tanıyor. İtalya'nın Arnavutluk'ta başlattığı tartışmalı geri dönüş merkezi girişimi, bu yaklaşımın en somut örneği. Hollanda ve Danimarka da bu yaklaşımın savunucuları arasında.

Avrupa Halk Partisi lideri Manfred Weber, bir gazetede yayımlanan makalesinde Afrika'da geri dönüş merkezlerinin hızla kurulması çağrısı yaptı. Weber, Ceuta krizi sırasında Fas'ın işbirliğine dikkat çekerek, ülkenin sınırı yasadışı geçenlerin büyük bölümünü derhal geri kabul ettiğini hatırlattı. Geri dönüş merkezlerine İspanya ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron karşı çıkıyor. Ancak son AB zirvesinde 19 lider, yeni göç kurallarının 'tam kapasiteyle' uygulanmasını isteyen ortak bir bildiri imzaladı. Bu durum, geri dönüş merkezlerine zımni destek olarak yorumlandı.

Komiser Brunner, "Dış sınırlarımızın bütünlüğünün ve Birliğin güvenliğinin bu şekilde ihlal edilmesini kabul edemeyiz" uyarısında bulundu. Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ise Sanchez'e gönderdiği mektupta şu ifadeleri kullandı: "Bu olaydan açıkça görülüyor ki, kritik noktalarda sınırlarımızı daha da güçlendirmek için daha fazlasını yapmalıyız; hem dikkatli bir izleme hem de gerekli yerlerde fiziki bariyerler kullanarak."

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...