Taliban'ın 5. Yılı: AB Temasları ve İnsan Hakları Tepkisi
- Taliban'ın Afganistan'da yönetimi ele geçirmesinin üzerinden 5 yıl geçti; AB, Taliban ile göç görüşmeleri yapmak üzere gizli temaslar kurdu.
- Eski Kadın İşleri Bakanı Sima Samar, AB'nin bu temaslarını 'insan hakları felaketi' yaşanan rejimi onaylamak olarak değerlendirerek hayal kırıklığı yaşadığını söyledi.
- Afganistan'da kadın ve kız çocuklarının haklarını kısıtlayan 160'tan fazla kararname çıkarıldı; İnsan Hakları İzleme Örgütü bu politikaları insanlığa karşı suç olarak nitelendiriyor.
- BM verilerine göre 2026'da Afganistan'da 21,9 milyon kişi insani yardıma ihtiyaç duyacak; AB'nin sınır dışı kararı aldığı 14 bin 270 Afgan'dan yalnızca 340'ı geri gönderilebildi.
Taliban üyelerinin haziran ayının sonlarında Avrupa Birliği (AB) yetkilileriyle göç konusunu görüşmek üzere Brüksel'i ziyaret ettiği haberinin basına yansıması, insan hakları savunucularını derinden üzdü. Bu isimlerden biri, 2001-2002 yıllarında Afganistan Kadın İşleri Bakanı olarak görev yapan ve şu anda ABD'de sürgünde bulunan Sima Samar oldu. Samar, yaptığı açıklamada, "Gerçekten düş kırıklığına uğradım; çünkü insan hakları ilkelerine ve insan haklarının evrenselliğine inandıkları için Avrupa ülkelerine güveniyorduk." dedi ve şunları ekledi: "Bu temas, alt düzeyde bir Taliban heyetiyle yapılmış olsa dahi bir bakıma Taliban'ı onaylamak anlamına geliyor."
15 Ağustos, dünyada yalnızca Rusya'nın resmen tanıdığı Taliban'ın Afganistan'ın fiili hükümeti olarak kurulmasının beşinci yıl dönümünü simgeliyor. Bu tarih aynı zamanda ABD'nin, yaklaşık 20 yıl süren askeri varlığının ardından birliklerini tamamen çekmeye başladığı dönemin de başlangıcını oluşturuyor.
Afganistan'da Derin İnsani Kriz
Taliban'ın yönetimi devralmasından bu yana ülke derin bir krize sürüklendi. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Afganistan'daki insani durumun dünyadaki en ağır krizlerden biri olmaya devam ettiğini bildiriyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2026 yılında yaklaşık 21,9 milyon kişinin (toplam nüfusun yüzde 45'i) insani yardıma ihtiyaç duyacağını tahmin ediyor. Bu tablo, yıllardır süren silahlı çatışmaların, ekonomik kırılganlığın, temel hizmetlere yetersiz yatırımların ve hakların hızla aşınmasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Kadınlar ve Kız Çocuklarının Durumu
Samar, Taliban'ın iktidar üzerindeki hâkimiyetini giderek pekiştirmesiyle Afganistan'da hayatın kötüleştiğini belirterek, "Bu bir insan hakları felaketi." ifadesini kullandı. Özellikle kadınlar ile kız çocuklarının etkilendiğini vurgulayan Samar, yaşamlarını daraltan 160'tan fazla kararname yayınlandığını söyledi.
Bu uygulamalar arasında kız çocuklarının altıncı sınıftan sonra eğitimden men edilmesi, kadınların üniversiteye gitmesinin yasaklanması ve kadınların çoğu işyerinden dışlanması yer alıyor. Ayrıca katı kıyafet kuralları dayatılıyor, kadınların ve kız çocuklarının yanlarında erkek bir veli olmadan seyahat etmeleri kısıtlanıyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu politikaların cinsiyet temelinde zulüm yoluyla insanlığa karşı suçlara vardığını belirtiyor. Samar ise şu ifadeleri kullandı: "Kadınların özgürlüğü ve hareket alanı üzerine giderek daha fazla kısıtlama getiriyorlar; kadınların sesinin duyulmaması gerektiği düşüncesi de dahil olmak üzere kadın haklarını ihlal ediyorlar. Yüksek sesle ağlayamayacağınızı hayal edebiliyor musunuz?"
Avrupa Parlamentosu ve AB Komisyonu'nun Tepkisi
Avrupa Parlamentosu üyelerinin çoğunluğu, Mayıs ayında ülkede kız çocuklarının, kadınların ve diğer azınlıkların haklarına getirilen kısıtlamaları, ayrıca halka açık kırbaç cezalarını ve idamları kınadı. Milletvekilleri, Taliban rejiminin tanınmaması ve normalleştirilmemesi yönündeki tutumun sürdürülmesi çağrısında bulunarak, Taliban temsilcilerinin Belçika'nın başkentine davet edilmesi kararından duydukları üzüntüyü de açıkça dile getirdi.
AB Komisyonu sözcüsü Anitta Hipper, Salı günü yaptığı açıklamada, Taliban'ın Kabil'i ele geçirip fiili yönetimi devralmasının üzerinden 5 yıl geçmiş olmasına rağmen Afganistan'daki sistemik insan hakları ihlallerinin AB için hâlâ "son derece kaygı verici" olduğunu söyledi. Hipper, "AB, Afganistan'daki fiili yetkililere, tüm Afganların insan haklarına ve özgürlüklerine saygı göstermeleri, bunları korumaları ve hayata geçirmeleri ve ülkenin uluslararası yükümlülüklerine uymaları çağrısını sürdürüyor." diye konuştu.
Hipper, üye devletlerin 2021'de AB yürütme organına Afganistan'daki fiili yetkililerle "operasyonel düzeyde temas" sürdürme yetkisi verdiğini de hatırlattı. "Bununla birlikte, bu yetkilileri tanımıyor ya da meşrulaştırmıyoruz; ancak temel değerlerimiz ve çıkarlarımız açısından önemli gördüğümüz konularda Taliban ile konuşuyoruz." diye ekledi.
Bu ölçütler, Afganistan'daki insan hakları ihlallerinin (örneğin cinsiyete dayalı ayrımcılığın) kınanmasını ve bu ihlallerden sorumlu olanlara yönelik hedefli kısıtlayıcı tedbirlerin alınmaya hazır olunmasını kapsıyor.
Samar, Avrupa Komisyonu yetkilileriyle Taliban temsilcileri arasında Avrupa topraklarında yapılan önceki görüşmelerden aylar sonra gelen bu açıklamaların, birlik içinde bir "çifte standart" sergilediğini söyledi. "Afganistan'daki insan hakları durumuna yönelik hafif, çok hafif bir kınama var; ama sonra heyetlerini sessiz sedasız kabul ediyorsunuz?" diyen Samar, "Bu tür ortaklıklara nasıl güvenebiliriz?" ifadelerini kullandı.
Göç Görüşmeleri ve Sınır Dışı Gerçeği
Kapalı kapılar ardında yürütülen göç görüşmeleri, 23 Haziran'da Avrupa Komisyonu ve 15 üye devletten yetkililerin yanı sıra Taliban temsilcilerinden oluşan bir heyet tarafından gerçekleştirildi. Görüşmeler, resmî AB binalarının dışında yapıldı.
Taliban, teknik görüşmelerin Avrupa'da kalma hakkı bulunmayan Afganistan vatandaşlarının geri gönderilmesiyle ilgili olduğunu açıkladı. Avrupa Komisyonu ise odağın, ağır suçlardan hüküm giymiş ya da güvenlik tehdidi olarak görülen kişilerin iadesinin hızlandırılmasında olduğunu vurguladı.
Bu sınırlı çerçeveye rağmen görüşmeler sert tepki çekti. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Afgan vatandaşlarının "işkence görebilecekleri" koşullara geri gönderilmesinden endişe duyduğunu söyledi. İsveç Göç Bakanı Johan Forssell ise sınır dışı edilmenin "son derece önemli" olduğunu belirterek, "Ve bu bugün mümkün değil. Sürece katılmak istemiyorlar, eve dönmek istemiyorlar." diye konuştu. Forssell'in aktardığına göre, İsveç'te nitelikli tecavüz ve ağır uyuşturucu kaçakçılığı gibi ciddi suçlardan mahkûm edilmiş yaklaşık 200 Afgan vatandaşı sınır dışı edilmeyi bekliyor.
Eleştiriler arasında, hükümetinin bazı durumlarda "İsveç çıkarlarını korumak" için diktatörlüklerle müzakere etmek zorunda olduğu savunuluyor.
2025'te geri gönderme kararı tebliğ edilen başlıca uyruklar arasında yer alan Afganlar için sınır dışı işlemleri özellikle zorlayıcı oldu. AB istatistik kurumu Eurostat'a göre, geçen yılın ilk dokuz ayında birlikten ayrılması emredilen 14 bin 270 Afgan vatandaşından yalnızca 340'ı geri gönderildi; bu da yüzde 2'lik bir geri dönüş oranına karşılık geliyor.
Bu arada Avrupa'ya gelişler de devam ediyor. 2026'nın ilk 4 ayında 3.300'den fazla Afgan, çoğunlukla Doğu Akdeniz güzergahını kullanarak düzensiz biçimde AB sınırlarını geçti. 2025'te ise 63 binden fazla Afgan vatandaşı AB'de iltica başvurusunda bulundu; bu, toplam sığınmacı sayısının yüzde 10'una denk geliyor.
Samar'a göre bu kişiler, vize almak için yasal yolların son derece zahmetli olması ve Afganistan'da kalmanın tehlikeli hâle gelmesi nedeniyle AB'ye yasa dışı yollardan giriyor. "Afganistan'da karşı karşıya kaldıkları vahim durum nedeniyle sınırı geçmeye çalışıyorlar." diye konuştu.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.