IEA Başkanı: Türkiye İklim Mücadelesinde Stratejik, Savaşın Etkisi Asimetrik
Bu görsel yapay zeka teknolojileri kullanılarak oluşturulmuştur. Görsel haber içeriğini temsil etmek amacıyla hazırlanmıştır.
- IEA Başkanı Fatih Birol, iklim değişikliğinin liderlerin gündeminde gerilediğini ve Türkiye'nin COP31 ev sahipliğiyle stratejik bir rol üstlendiğini belirtti.
- Birol, Türkiye'nin 2035 yılına kadar nihai enerji tüketiminin %35'inin elektrikten karşılanması hedefini, Antalya ile anılacak önemli bir adım olarak değerlendirdi.
- ABD/İsrail-İran savaşının ekonomik etkilerinin asimetrik olduğunu, Irak, Bahreyn, Bangladeş, Pakistan, Filipinler, Vietnam ve Afrika ülkelerinin daha fazla darbe aldığını ifade etti.
- Birol, savaşın ABD ve Çin gibi büyük ekonomileri fazla etkilemediğini, toplam küresel büyümede belirgin bir etki görülmediğini söyledi.
- Petrol fiyatlarında 2027 başlarında aşağı yönlü baskı bekleyen Birol, bunun ABD-İran arasında kapsayıcı bir anlaşmaya bağlı olduğunu dile getirdi.
İklim Değişikliği Liderler Gündeminde Geriliyor
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında iklim değişikliğiyle mücadeledeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Birol, iklim değişikliğinin tetiklediği aşırı hava olayları, orman yangınları, kuraklık ve sel felaketlerinin sayısı ve şiddetinin giderek arttığını ancak buna rağmen iklim değişikliğinin dünya liderlerinin gündeminde aşağı sıralara düştüğüne dikkat çekti. Küresel ısınmanın etkileriyle hükümetlerin mücadelesi arasında "çelişkili bir durum" yaşandığını belirten Birol, şu uyarıyı yaptı: "Bunun nedeni, hükümetlerin özellikle jeopolitik gelişmeler, savaşlar, savunma sanayilerine daha fazla ilgi gösterilmesi ve ekonomik sorunlar. Ancak bu son derece tehlikeli bir durum. İklim değişikliği liderlerin gündeminde daha da aşağı kayarsa, bu durum küresel ısınmaya karşı alınacak tedbirlerin ve atılacak adımların zaafa uğramasına neden olabilir."
Bu kapsamda, kasım ayında Antalya'da Türkiye'nin ev sahipliğinde Avustralya ile düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) büyük önem taşıyor. Birol, "COP31 kapsamında açıklanan ve ülkelerin anlaşmasını umduğumuz birçok hedef var ancak en önemlisi Türkiye'nin iklim değişikliğini uluslararası gündemde üst sıralara taşıyabilmesi. Türkiye bu anlamda son derece önemli ve stratejik bir görev üstleniyor." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin 2035 Hedefi Antalya ile Anılacak
Birol, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum'un açıkladığı 2035'e kadar nihai enerji tüketiminin yüzde 35'inin elektrikten karşılanması hedefini hatırlattı. Dünyada elektrifikasyonun hızlı şekilde ilerlediğini ve elektrik talebinin yapay zeka, veri merkezleri ve soğutma cihazı satışlarıyla arttığını söyleyen Birol, şöyle devam etti: "Ülkeler elektrifikasyonu çevre için değil, enerji güvenliği için önemsiyor. Bu açıdan Türkiye'nin 2035 hedefini birçok ülke için zor değil ama gelişmekte olan ülkeler zorlanabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da belirttiği gibi, bu ülkelerin COP31'de nasıl desteklenebileceğine ilişkin bir mekanizma oluşturulacak. O yüzden '2035'e kadar yüzde 35' ulaşılabilir ve yıllarca Antalya ile anılacak bir hedef." Elektrifikasyonda yenilenebilir kaynakların aslan payını oluşturacağını ancak nükleer ve diğer kaynakların da göz ardı edilmemesi gerektiğini ekledi.
Savaşın Ekonomik Faturası Asimetrik
ABD/İsrail-İran savaşının enerji piyasası ve ekonomiye etkilerini de değerlendiren Birol, "tarihin en büyük enerji krizi" olarak nitelendirdiği bu dönemin ekonomik faturasının ülkelere göre değiştiğini söyledi. En fazla faturayı Orta Doğu'da Irak ve Bahreyn gibi "finansal kasları çok güçlü olmayan" ülkelerin ödeyeceğini belirten Birol, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin ise finansal ve teknolojik imkanları sayesinde toparlanabileceğini ifade etti. Bölgedeki risk algısındaki bozulmaya dikkat çeken Birol, "Bu durum bölgedeki ülkelerin hepsini etkileyecek." dedi.
Bangladeş, Pakistan, Filipinler ve Vietnam gibi gelişmekte olan Asya ülkelerinin yanı sıra Afrika ülkelerinin de yüksek petrol, gaz ve gübre fiyatlarıyla ekonomik darbe aldığını aktaran Birol, öte yandan toplam küresel büyümeye bakıldığında savaşın etkisinin çok belirgin olmadığını vurguladı: "İki büyük ekonomik güç ABD ve Çin bundan fazla etkilenmedi. Bu açıdan savaşın ekonomik etkileri asimetrik oldu."
Petrol piyasalarında geleceğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Birol, "2027'nin başlarında Orta Doğu'dan petrol akışının yeniden önemli miktarda başlaması, talep düşüşü ve ABD, Kanada, Brezilya'daki üretim artışına bağlı olarak petrol fiyatlarında aşağı yönlü baskı oluşabilir. Ancak buradaki şart, ABD-İran arasında herkesi ikna edecek ve barış havası oluşturacak bir anlaşmaya varılıp varılmamasıdır." şeklinde konuştu.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.