Genel

Alihan Kuriş Soruşturmasında Türkiye 17 Bölgeye Bölünmüş

16 Ağustos 2026 - 08:44 Yazar: Editör Masası
6 dk okuma 25
Alihan Kuriş Soruşturmasında Türkiye 17 Bölgeye Bölünmüş
Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında, yapılanmanın Türkiye'yi 17 ayrı bölgeye ayırdığı ve İstanbul merkezli bir vakıftan yönetildiği öne sürüldü. Soruşturma dosyasında örgütün Almanya'daki VIKZ yapılanması, siyasi bağlantıları ve Hamas deklarasyonu gibi çarpıcı iddialar da yer aldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Çelik koordinesinde yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında çarpıcı bulgulara ulaşıldı. Örgütün Türkiye'yi 17 ayrı bölgeye ayırdığı, her bölgenin başına özel sorumlular atadığı ve tüm kararları İstanbul merkezli bir vakıftan yönettiği öne sürülüyor. Aynı soruşturma kapsamında örgütün Almanya'daki yapılanması ve Avrupa'daki farklı ajandası da deşifre edildi.

Türkiye 17 Ayrı Bölgeye Bölündü

Soruşturma dosyasına göre örgüt, Türkiye'yi 17 ayrı bölgeye ayırarak her bölgenin başına özel bölge sorumluları atadı. Bu devasa yapının komuta merkezi ise İstanbul Ümraniye'de bulunan Gümüşsoy Sevim Kur'an Okutma Vakfı olarak belirlendi. Örgütün finansal, idari, hukuki ve manevi tüm kararları bu merkezden alınarak "Ulaklar" vasıtasıyla illere ulaştırıldı.

Yapı İçinde 16 Ayrı Komisyon Kuruldu

İncelenen yapılanmada 16 ayrı özel komisyon kurulduğu tespit edildi. Bu komisyonlar şu şekilde sıralandı:

  • Çamlıca Kitap Yayın
  • Personel
  • Ortaokul
  • İnşaat
  • Muhasebe
  • Ticari İşler
  • Teknik İşler
  • Hac ve Umre
  • İrşad Komisyonu
  • Mutfak Gıda Kermes
  • Kız Kursları
  • Lise
  • Üniversite
  • Daimi Grup
  • Resmi İşler

Daimi Grup Komisyonu'nun, akımın kendi içinde eğitim vermeyi düşündüğü adayları belirlediği; Resmi İşler Komisyonu'nun kamu kurum ve kuruluşlarla olan evrak takibini yaptığı; İrşad Komisyonu'nun ise manevi faaliyetlerin yönlendirilmesi ve denetimini üstlendiği öğrenildi.

Ticari İmparatorluk ve Kilit Yönetici Kadrosu

Savcılık soruşturmasında, örgütün yalnızca dernek ve vakıf gelirleriyle yetinmediği, büyük ticari ortaklıklar ve şirketler üzerinden muazzam bir finansal gücü kontrol ettiği saptandı. Basına yansıyan bilgilere göre bu para trafiğinin başında Alihan Kuriş'in en yakınındaki isimler yer alıyor.

Gözaltındaki Mehmet Akbacakoğlu'nun "ticari-siyasi-bürokrat ilişkiler sorumlusu" olduğu, Türkiye'nin bilinen perakende markalarından Ayakkabı Dünyası'nın ortağı olan Akbacakoğlu'nun, örgütün ticari imparatorluğunu yönetirken aynı zamanda siyaset ve bürokrasi kanadında lobi faaliyetlerini organize ettiği belirtildi.

Hilmi Tuna Kuriş'in Alihan Kuriş'in kardeşi olduğu ve yapının ticari şirketlerinin ve para akışının doğrudan aile içinde kalmasını sağlayan en kritik "finans yöneticisi" konumunda yer aldığı ifade edildi. Kuriş'in asistanı ve sağ kolu olduğu öğrenilen Fahri Candemir'in, Kuriş'in adeta gölgesi gibi hareket ettiği ve en gizli operasyonel talimatları ileten "başdanışman" olduğu aktarıldı.

Yapılanmada muhasebe sorumlusu Mehmet Hilmi Molla'nın "genel muhasebe sorumlusu" olarak milyarlarca liralık kayıt dışı bütçenin, bankacılık sistemi dışındaki gizli transfer noktalarını ve para trafiğini yönettiği belirlendi. İletişim ve koordinasyon sorumlusu Nezih Murat Büyükgöze'nin ise örgütün şifreli haberleşme ağlarını ve birimler arası koordinasyonu sağlayan kilit konumda olduğu belirtildi.

"Hiyerarşik düzen sorumlusu" olarak anılan Metin Güder'in ise yapı içindeki disiplin, biat sistemi ve kurallara uymayanların cezalandırılmasından sorumlu kontrolör olduğu soruşturma dosyasına yansıdı.

Almanya Protokolü: Türkiye'de Başka, Avrupa'da Başka

Türkiye'de tabanına "cihat", "muhafazakârlık" ve "dini hassasiyet" propagandası yapan, hazine arazisine kaçak inşa edilen Büyük Piyale ve Sadabat yurtlarının yıkılması üzerine hükümete adeta savaş açıp seçimlerde muhalif partileri destekleyen örgütün, Almanya'da tamamen farklı bir kimliğe büründüğü belgelendi.

Yapının Avrupa'daki faaliyetlerini yürüttüğü ve 1975'te Köln merkezli olarak kurulan İslam Kültür Merkezleri Birliği'nin (VIKZ) 2023'te düzenlenen 50. kuruluş yıldönümüne bizzat Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier katıldı. Örgütün Köln'de 17 bin metrekarelik arazi üzerine 70 milyon Euro'ya inşa ettiği lüks kompleksin temel atma töreninde de Alman yerel yöneticileri başköşede yer aldı.

"Hamas'ı Kınıyoruz" Deklarasyonu

Bu sıcak temasların arkasında, örgütün Türkiye'deki muhafazakâr tabanından tamamen gizlediği şok bir taahhütname olduğu ortaya çıktı. Türkiye'de artan denetimler ve operasyonlar sebebiyle faaliyetlerini Almanya'ya kaydırmak isteyen örgütün, bu amaçla Alman devletiyle ilişkilerini sıcak tutmak ve Avrupa'daki finansal merkezini korumak için böyle bir adım attığı anlaşıldı.

Kuriş Örgütü yöneticilerinin, 16 Ekim 2023'te Düsseldorf'ta Kuzey Ren-Vestfalya Bakanı ve Devlet Şansölyesi ile yapılan resmi görüşmenin ardından imzalanan ortak açıklamada, örgütün Avrupa ayağı olan VIKZ yöneticilerinin şu ifadeleri koşulsuz kabul ettiği belirlendi:

"Hamas'ın İsrail halkına karşı işlediği vahşetlerin koşulsuz olarak kınanması ve Hamas'ın rehineleri derhal serbest bırakması gerektiği konusunda fikir birliği vardır. Hamas'ın sokaklarımızdaki terörist saldırılarının kutlanmasına veya küçümsenmesine izin vermeyeceğiz. Hamas'ın dünya çapındaki Yahudi kurumlarına saldırma çağrısını en güçlü şekilde kınıyoruz."

Türkiye'de tabanını kontrol altında tutmak için Alihan Kuriş'in "Peygamber Efendimiz ile doğrudan görüşerek kararlar aldığı" ve "Mehdi" olduğu yalanını yayan yapı, kendi menfaatleri ve Almanya'daki 70 milyon Euro'luk merkezleri söz konusu olduğunda İsrail yanlısı ve Hamas karşıtı bildirilerin altına gözünü kırpmadan imza atıyor. Bu çelişki, savcılık dosyasının en dikkat çekici uluslararası skandallarından biri olarak kayıtlara geçmiş durumda.

FETÖ Benzeri Siyasi Bağlantılar

Bir köşe yazısında, Kuriş liderliğindeki Süleymancıların Almanya ve FETÖ ile olan bağına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: "Bu yapı tıpkı FETÖ gibi siyasetle de ilgili. Önce İyi Parti'yi sonra da Özgür Özel-İmamoğlu CHP'sini, bugün de Yeni Parti'yi desteklediklerini bizzat kendileri açıklıyor."

16 Ağustos tarihli köşe yazısında Almanya'nın örgüte destek verdiğini belirten bir değerlendirme de yer aldı: "Süleymancıların lideri Alihan Kuriş ve yakın ekibine yönelik operasyon her hâliyle FETÖ'ye yönelik ilk dershane çıkışını hatırlatıyor. O günlerde CHP, bugün ise Yeni Parti hemen harekete geçti ve 'siyasi operasyon' diye bağırmaya başladı. Oysa durum sadece siyasi tercihle ilgili değil, ortada toplanan milyarlarca liradan, cemaat liderliğindeki 'şüpheli' değişimden ve dış istihbarat örgütleriyle ilişkiden söz ediliyor. Bu tablo, yeni bir FETÖ tehlikesinin yabana atılmayacağını gösteriyor."

Bu bağlamda, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2018 yılında hazırladığı "Dini-Sosyal Teşekküller Geleneksel Dini Oluşumlar ve Yeni Dini Yönelişler" başlıklı rapora da atıfta bulunuluyor. Raporda bu yapının "FETÖ'den sonra en tehlikeli yapı" olduğu tespitinin altı çiziliyor.

Değerlendirmede şu görüşlere de yer verildi: "Bu yapı tıpkı FETÖ gibi siyasetle de ilgili. Önce İyi Parti'yi sonra da Özgür Özel-İmamoğlu CHP'sini, bugün de Yeni Parti'yi desteklediklerini bizzat kendileri açıklıyor. Bu ilişkinin mimarının da 'suç örgütü lideri' olarak yargılanan İmamoğlu olduğu konusu uzun zamandır kulislerde konuşuluyor. Bir cemaatin bir partiyi desteklemesi tartışılabilir ama burada tek sorun bu değil, işin parasal ve dış bağlantılar boyutu çok daha vahim."

Ayrıca, Almanya'nın hem bu dini cemaate hem de Ekrem İmamoğlu'na özel bir ilgi gösterdiği ifade ediliyor. 2019'da yeni seçilen İmamoğlu'na Berlin'de Türk-Alman Dostluk Derneği tarafından geleneksel "Kybele Dostluk Ödülü" verilmişti. O dönemde eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un ödülü verirken açıkça "Müslüman-Alevi" ayrımı yapmasının salonda buz gibi bir hava estirdiği aktarılmıştı.

Süleymancıların Almanya'da İslam Kültür Merkezleri (VIKZ) adı altında 1973'ten beri faaliyet gösterdiği, bugün yüzlerce cami ve eğitim derneğine uzanan ciddi bir teşkilatlanmaya sahip olduğu belirtiliyor. Alman iç istihbaratı Verfassungsschutz yıllarca Milli Görüş'ü ve Ülkücüleri mercek altına alırken, Süleymancıların merkezi VIKZ'in radarına hiç girmediğine dikkat çekiliyor. Alman devletinin bu yapıyı zaman içinde kurumsal muhatap hâline getirdiği ve projelere dâhil ettiği ifade ediliyor.

Almanya'daki Süleymancı yapının yalnızca cami ve Kur'an kurslarından ibaret olmadığı; gıda, seyahat, eğitim, nakliye, inşaat gibi çok sayıda alanda faaliyet gösteren onlarca şirket bulunduğu aktarılıyor. Almanya'da dini usulle, özellikle hayvanın önceden sersemletilmediği kesim son derece sıkı mevzuata ve istisnai izinlere tabi. Cemaat çevresindeki büyük gıda şirketlerinin bu alanda sahip olduğu izin ve imkânların, yüz milyonlarca euroluk ticaretin devlet tarafından tanınan istisnalarla buluştuğu noktada "Neden acaba?" sorusunun akla geldiği ifade ediliyor.

Sonuç olarak, daha önce FETÖ ihanetini yaşayan Türkiye'nin, bu sorunun cevabını ararken hem önleyici operasyonla "tabanı ibadet" olan cemaati uyardığı hem de kirli hesap yapanlara açık mesaj verdiği değerlendirmesi yapılıyor.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...