Arif Ahmet Denizolgun'un Kayıp Telefonu Davası Açıldı
- Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada, kayıp cep telefonu nedeniyle kamu davası açıldı.
- Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, telefonun kasten yok edildiği gerekçesiyle Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş hakkında 2 Ekim 2026 tarihli iddianameyi hazırladı.
- İki şüpheli hakkında "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" suçundan cezalandırma talep edildi.
- Cihaz, 4 Mayıs 2017 tarihli mahkeme kararıyla Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edilmişti; 30 Eylül 2026 tarihli emniyet tutanağında telefonun ele geçirilemediği kaydedildi.
- 19 Ağustos 2026'da yapılan feth-i kabir işlemi ve bilirkişi raporu, ölümün şüpheli olduğunu ve boğulma ihtimalinin dışlanamayacağını belirtti.
Denizolgun'un Şüpheli Ölümünde 10 Yıl Sonra Kritik Adım
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki çiftliğinde hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen kasten öldürme soruşturmasında 10 yıl sonra kritik bir gelişme yaşandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli ölümün hemen ardından muhafaza altına alınan ancak aradan geçen yıllara rağmen izine ulaşılamayan cep telefonunun kasten yok edildiği gerekçesiyle kamu davası açtı.
Kuriş Ailesinden İki İsim İddianamede Yer Aldı
Hazırlanan iddianamede, "suç örgütü yöneticiliğinden" tutuklu bulunan Alihan Kuriş'in annesi Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş şüpheli sıfatıyla yer aldı. Başsavcılık, her iki şüphelinin de "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" suçundan cezalandırılmalarını talep etti.
Tereke Çuvalından Kısıklı'daki Eve: Telefon Nasıl Kayboldu?
İddianamedeki ayrıntılara göre, Denizolgun'un vefatının ardından olay yerinde güvenceye alınan cep telefonu, ilk olarak parmak izi incelemesinden geçirildi ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasına aktarıldı. Ardından tereke işlemleri safhasında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilen cihazın, 4 Mayıs 2017 tarihli kararla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslimine karar verildi.
İddianamede tanık olarak ifadesine başvurulan avukat Abdurrahim Çelik, süreci şu sözlerle aktardı: "Eşyaları çuval içerisinde teslim aldım. İçerisinde ne olduğuna bakmadım ancak eşyaların listesi mevcuttu. Daha sonra Hilmi Tuna Kuriş ile görüşerek onun yönlendirmesi doğrultusunda çuvalı Kısıklı'da bulunan eve götürdüm ve buradaki çalışana teslim ettim."
2026 Yılındaki Polis Aramasında da Bulunamadı
Kayıp cihazın izine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen farklı bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş'in ikametinde yapılan adli aramada da rastlanamadı. Cihaza ait IMEI bilgileri ile fotoğrafları Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderilerek el konulan dijital materyallerle eşleştirme yapıldı. 30 Eylül 2026 tarihli emniyet tutanağıyla, eski bakana ait cep telefonunun ele geçirilemediği resmileşti.
Savcılık: Mesajlar ve Notlar Şüpheli Ölümü Aydınlatabilirdi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı; mahkeme kararları, teslim tutanakları, tanık beyanı ve şüpheli ifadelerini birlikte değerlendirerek telefonun kasten yok edildiği kanaatine vardı. İddianamenin en dikkat çekici bölümünde, telefon üzerinde bugüne kadar hiçbir teknik veya bilirkişi incelemesi yapılmadığına işaret edilerek şu tespit yapıldı:
"Maktulün telefonunda ele geçirilecek mesaj içerikleri, fotoğraflar ve telefonda yer alan herhangi bir not, kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturma konusu olayın aydınlatılmasında önemli delil teşkil edecektir."
Savcılık, Hilmi Tuna Kuriş'in cihazı aldığını itiraf ettiğini; Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'in ise "Eşyalarla ilgilenmedim" savunmasına rağmen kendisine hukuken teslim edilen eşyanın muhafazasından doğrudan sorumlu olduğunu vurguladı. 2 Ekim 2026 tarihli iddianameyle, iki şüphelinin Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanması istendi.
Ölümdeki Şüpheler Yeniden Gündemde
Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar'ın eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'da Beykoz'daki evinde hayatını kaybetmesi, ailesinin şüpheleri üzerine başlatılan soruşturmayla yeniden yargıya taşındı. Kayıtlara ilk olarak "beyin kanamasına bağlı doğal ölüm" şeklinde geçen ve vefatın ardından Süleymancıların liderliğinin Alihan Kuriş'e devredildiği olayda; ölümün resmi makamlara geç bildirilmesi, cesette tespit edilen kan ile ekimozlar, otopsi raporunda imzası bulunan bazı doktorların FETÖ bağlantılı çıkması ve toksikoloji incelemesindeki ağır metaller şüpheleri artırdı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla 19 Ağustos 2026'da Karacaahmet Mezarlığı'nda yapılan feth-i kabir işlemi ve 10 yıl sonra dosyaya giren otopsi videosunun ardından hazırlanan bilirkişi raporu, boğularak öldürülme ihtimalinin dışlanamayacağını ve ölümün şüpheli olduğunu kaydetti. Gelişmeler üzerine Alihan Kuriş ve vakıf yöneticileri hakkında adam öldürme iddiasıyla kapsamlı bir soruşturma başlatıldı.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.