Genel

AK Parti 24. Yıl Kutlamasına Vatandaş Tepkisi

6 Kasım 2026 - 23:35 Yazar: Editör Masası
5 dk okuma 13
AK Parti 24. Yıl Kutlamasına Vatandaş Tepkisi
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın partisinin 24. iktidar yılını kutladığı paylaşım, vatandaşın adalet, gelir dağılımı, siyasi etik ve hesap verebilirlik konularındaki eleştirilerini gündeme taşıdı. Yorumlarda fon soruşturması, emeklilerin geçim sıkıntısı ve servet eşitsizliği öne çıktı.

AK Parti 24. Yıl Kutlamasına Vatandaş Tepkisi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın partisinin 24. iktidar yılını kutlamak için yaptığı paylaşım, siyasetin kutlama mesajlarıyla vatandaşın gündemi arasındaki mesafeyi gözler önüne serdi. Paylaşımın altına gelen eleştiriler, yalnızca bir siyasetçiye yönelik tepkiler değil; adalet, gelir dağılımı, siyasi etik ve hesap verebilirlik konusunda biriken rahatsızlığın da yansımasıydı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, 3 Kasım 2002 seçimlerinin 24. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı paylaşımda partisinin hizmetlerinden, milletle kurduğu güçlü bağdan ve insanı merkeze alan siyaset anlayışından söz etti. Ancak paylaşımın altına yazılan bazı yorumlar, kutlama mesajından çok daha fazla dikkat çekti.

Bir vatandaş, "Utanmanız gerekirken kutlama mı yapıyorsunuz?" diye sorarken bir başkası, 24 yıl önce sıradan insanlar olan bazı kişilerin nasıl milyarder hâline geldiğinin sorgulanmasını istedi.

Başka bir yorumda yılların emeğinin kaybedildiği anlatılıyor, bir diğerinde ise emeklilerin geçim sıkıntısına dikkat çekiliyordu.

Aslında bu yorumların ortak noktası açıktı: Siyaset iktidarda kalmanın süresini başarı olarak anlatırken, eleştiri yapan vatandaşlar bu sürede kimin ne kazandığını, kimin ne kaybettiğini sorguluyordu.

Fon Soruşturmasının Gölgesinde Kutlama

Hayati Yazıcı'nın paylaşımına gelen tepkilerin önemli bir kısmı, oğlu Mustafa Yazıcı'nın adının geçtiği fon soruşturmasına ilişkindi.

Bilindiği üzere, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Mustafa Yazıcı'nın da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında mal varlığına yönelik tedbir uygulanmış, Mustafa Yazıcı'nın ifadesi alınmış ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verilmişti. Mal varlığına ilişkin tedbir ise aynı gün kaldırılmıştı.

Elbette bir kişinin soruşturma kapsamında adının geçmesi suçlu olduğu anlamına gelmez. Suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince bir baba da yetişkin çocuğunun eylemlerinden kendiliğinden sorumlu tutulamaz. Ancak burada hukuki sorumluluktan ayrı bir mesele daha vardır: Siyasi sorumluluk ve kamuoyuna hesap verme yükümlülüğü.

Özellikle siyasi güce yakın kişilerin ticari faaliyetlerinin soruşturmalara konu olduğu durumlarda, işlemlerin hukuka uygunluğu kadar sürecin şeffaflığı da önem taşır.

Hayati Yazıcı, daha önce yaptığı açıklamada oğlunun ticari faaliyetlerinin hukuka ve ahlaka uygunluğundan kuşku duymadığını belirtmişti. Bu açıklama elbette dikkate alınmalıdır. Ancak vatandaşın sorularının somut bilgilerle cevaplandırılması, hem ilgili kişilerin itibarının korunmasına hem de kamuoyunun yargıya güvenine hizmet eder.

Mal varlığına ilişkin tedbirin kaldırılması tek başına bir ayrıcalık yapıldığını göstermez. Fakat böyle bir kararın hangi hukuki gerekçelere dayandığının, soruşturmanın gizliliği ve kişisel haklar korunarak açıklanması kamuoyundaki tereddütleri azaltabilir.

Adaletin yalnızca gerçekleşmesi değil, herkese aynı ölçülerle uygulandığına duyulan güvenin korunması da gerekir.

24 Yılda Kim Zenginleşti, Kim Fakirleşti?

Yorumlarda dikkat çeken diğer mesele, gelir dağılımındaki adalet algısıydı.

Emekliler geçim sıkıntısından yakınırken, bazı kişilerin kısa sürede büyük servetlere ulaşmış olabileceğine yönelik soruların gündeme gelmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Elbette servet sahibi olmak suç değildir. Önemli olan servetin hangi faaliyetlerle, hangi koşullarda ve hangi kurallara uyularak elde edildiğidir.

Burada siyasi iktidarın cevaplaması gereken temel soru şudur:

24 yıllık ekonomik büyüme ve kalkınma sürecinden toplumun farklı kesimleri ne ölçüde yararlandı?

Bu soru yalnızca ekonomik göstergelerle değil; emeklinin alım gücüyle, çalışanın geçim şartlarıyla, gençlerin fırsat eşitliğiyle ve vatandaşın adalete duyduğu güvenle birlikte cevaplandırılmalıdır. Çünkü devletin başarısı yalnızca büyüklüğü artan projelerle değil, vatandaşın hayatındaki somut iyileşmeyle de ölçülür.

Siyasetin En Büyük Tehlikesi Eleştiriye Kulaklarını Kapatmasıdır

Hayati Yazıcı'nın paylaşımında milletle kurulan sarsılmaz bağdan söz ediliyor. Ancak milletle bağ yalnızca seçim kazanmakla korunmaz. Vatandaşın eleştirisini duymak, rahatsızlıklarını anlamak ve gerektiğinde hesap vermek de bu bağın ayrılmaz parçasıdır.

Seçim başarıları siyasi meşruiyetin temelidir. Fakat hiçbir seçim sonucu kamu gücünü kullananları eleştiriden, denetimden ve hesap verme sorumluluğundan muaf tutmaz.

Bir siyasi partinin iktidarda 24 yıl kalması elbette önemli bir siyasi başarıdır. Ancak iktidarın süresi uzadıkça hesap verme sorumluluğunun da ağırlaşması gerekir.

Bu nedenle Hayati Yazıcı'nın paylaşımının altındaki eleştiriler yalnızca olumsuz yorumlar olarak görülmemelidir. Bunlar, en azından yorum yapan vatandaşların siyasetten beklediği açıklık ve adaletin işaretleridir.

Kutlamadan Önce Sorulara Cevap Verilmeli

Bu süreçte yapılması gereken, soruşturmaların siyasi kimliklerden bağımsız biçimde yürütülmesi, hukuken açıklanabilecek işlemlerin gerekçelerinin kamuoyuyla paylaşılması ve sermaye piyasasında yatırımcıların zarar görmesine yol açtığı ileri sürülen faaliyetlerin bütün yönleriyle araştırılmasıdır.

Ayrıca siyasette çıkar çatışmasını önleyen mekanizmalar güçlendirilmeli, siyasi nüfuzdan yararlanıldığı yönündeki iddialar etkili ve bağımsız biçimde incelenmelidir.

24 yıl boyunca iktidarda kalabilmek bir başarı olabilir. Ancak asıl başarı, 24 yılın sonunda vatandaşın karşısına çıkıp en zor sorularına da cevap verebilmektir.

Hayati Yazıcı'nın paylaşımı bir kutlama mesajıydı. Altına gelen yorumlar ise farklı bir gündemi ortaya koydu.

Bir tarafta 24 yıllık hizmet anlatısı, diğer tarafta geçim sıkıntısı, servet eşitsizliği endişesi ve adalet beklentisi vardı.

Siyaset için asıl tehlike, vatandaşın eleştirmesi değil; yönetenlerin bu eleştirileri duymamaya başlamasıdır. Çünkü milletin güveni yalnızca seçim sandığında kazanılmaz. Adaletle, şeffaflıkla ve hesap verebilirlikle her gün yeniden kazanılır.

Unutulmamalıdır: İktidarın yıl dönümü kutlanabilir. Ama vatandaşın cevapsız kalan soruları kutlama mesajlarıyla ortadan kaldırılamaz.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...