Milli Savunma Bakanı Güler: NATO'nun Yüzde 5 Taahhüdü Önemli
- Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Savunma Sanayi Forumu'nda konuştu.
- NATO'nun yüzde 5 savunma yatırım taahhüdünün önemli olduğunu vurguladı.
- Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerli üretim kapasitesine dikkat çekti.
- Mühimmat üretim kapasitesindeki artışı ve KAAN gibi projeleri anlattı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ATO Congresium Genel Kurul Salonu'nda düzenlenen Savunma Sanayi Forumu'na katıldı. Forumda konuşan Güler, NATO Zirvesi kapsamında düzenlenen etkinlikte, İttifak'ın gelecekteki caydırıcılık ve savunma mimarisini şekillendirecek en kritik alanlardan olan savunma sanayisi kapasitesi, üretim gücü ve yenilikçi kabiliyetlerin ele alınacağını belirtti.
Güler, içinde bulunulan güvenlik ortamının, ülkelerin egemenliklerini, hak ve menfaatlerini koruyabilmeleri için güçlü bir devlet yapısına, etkin bir diplomasiye, caydırıcı bir askeri kapasiteye ve sürdürülebilir bir savunma sanayisi ekosistemine sahip olması gerektiğini hatırlattığını ifade etti. NATO'nun kolektif savunma anlayışı, müttefikler arasındaki dayanışma ruhu ve birlikte hareket etme kararlılığının her zamankinden daha fazla önem taşıdığını söyledi.
Bu kararlılığı destekleyen üretim kapasitesi, mühimmat stoku, platform modernizasyonu, sürdürülebilir tedarik zincirleri ve hızlı uyum sağlayabilen sanayi ekosisteminin hayati öneme sahip olduğunu belirten Güler, şunları kaydetti: "Nitekim, Ukrayna'daki savaş, modern harp ortamında mühimmat tedarik hızının, insansız sistemlerin, hava ve füze savunmasının, elektronik harbin ve hızlı inovasyonun ne kadar belirleyici olduğunu göstermiştir. Son dönemde Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan gelişmeler ise ulaştırma hatları güvenliği ile tedarik zinciri yönetiminin artık savunma planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu nedenle artık hepimiz için temel soru şudur: Taahhütlerimizi ne kadar hızlı gerçek kabiliyete dönüştürebiliyoruz?"
Bakan Güler, Ankara Zirvesi'nin ana hedeflerinden birinin müttefiklerin savunma yatırımlarındaki artışlarını göstermeleri, yeni yetenek hedeflerine ulaşmaları, üretim kapasitelerini büyütmeleri ve daha güçlü, yenilikçi ve dayanıklı bir transatlantik savunma sanayi tabanı inşa etmeleri olduğunu söyledi. Bu bilinçle hareket eden Türkiye'nin, savunma sanayisindeki yerli ve milli üretim kapasitesini ve mühendislik altyapısını küresel ölçekte dikkati çeken bir seviyeye ulaştırdığını vurgulayarak şöyle konuştu: "Bugün kara, deniz ve hava platformlarından insansız sistemlere, elektronik harp kabiliyetlerinden hava savunma çözümlerine kadar geniş bir alanda önemli yetkinliklere sahibiz. Tersanelerimizde onlarca askeri gemi eş zamanlı olarak inşa edilmektedir. Türkiye, deniz platformları üretiminde sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda müttefiklerine ve ortaklarına da katkı sunabilen ölçekte bir kapasiteye sahiptir. Kara gücümüzün modernizasyonu kapsamında Altay ana muharebe tankımızın seri üretim safhası, zırhlı kara araçları alanında ulaştığımız teknolojik ve endüstriyel seviyenin somut göstergeleridir."
KAAN programının, hava harekat alanında Türkiye'nin yüksek teknolojiye dayalı muharip hava platformları geliştirme kapasitesinde yeni bir lige çıktığını gösterdiğini belirten Güler, "Mühimmat üretimi de İttifak için en kritik başlıklardan biridir. Son yıllarda 155 mm mühimmat üretim kapasitemizi çok hızlı biçimde artırdık ve bu alanda somut sonuç üreten müttefiklerden biri olduk. ROKETSAN'ın yeni üretim ve entegrasyon yatırımlarıyla füze ve mühimmat üretim kapasitemizi önemli ölçüde büyütüyoruz." ifadelerini kullandı.
ASELSAN ve HAVELSAN gibi şirketlerin radar, elektronik harp, haberleşme, komuta-kontrol, yazılım, simülasyon ve yapay zeka destekli sistemler alanındaki yatırımlarının savunma sanayisi kapasitesini nicelik ve nitelik olarak ileri taşıdığına dikkati çeken Güler, şunları söyledi: "Tüm bunlarla birlikte, NATO'nun yüzde 5 savunma yatırım taahhüdünü de önemli görüyoruz. Zira bu taahhüt, aynı zamanda İttifak'ın caydırıcılığını güçlendirme, savunma üretimini ölçeklendirme ve ihtiyaç duyduğumuz kabiliyetleri zamanında sahaya yansıtma iradesinin somut göstergesidir. Yaşanan savaşlar ve çatışmalar göstermiştir ki sahadaki başarı, yalnızca mevcut stoklara değil, aynı zamanda hızlı öğrenme, hızlı üretme ve hızlı uyarlama kapasitesine bağlıdır. Dron teknolojilerinden elektronik harbe, mühimmat üretiminden yazılım güncellemelerine kadar birçok alanda askerler, mühendisler, girişimciler ve karar vericiler arasındaki mesafe kısaldıkça, cephedeki etkinlik artmaktadır. Bu nedenle bizlerin görevi, barış zamanında bu işbirliği kültürünü inşa etmektir. Kriz ortaya çıktıktan sonra üretim hattı kurmak, tedarik zinciri oluşturmak veya ortak standart geliştirmek çok geç olabilir. Hazırlık bugünden yapılmalıdır."
NATO üyesi ülkelere taahhütleri kabiliyete dönüştürme çağrısında bulunan Güler, "Kaynakları üretime dönüştürelim. Sanayi gücümüzü caydırıcılığa dönüştürelim ve İttifak'ımızın güvenliğini, sözlerle değil, sahada karşılığı olan somut kapasiteyle güçlendirelim. Bu çerçevede, forum boyunca yapılacak temas ve değerlendirmelerin gerçek projelere, ortak girişimlere, üretim mutabakatlarına ve kabiliyet çıktılarına dönüşmesini temenni ediyoruz." şeklinde konuştu.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.