Gündem

RTÜK'ün ATV Cezası Dijital Yayıncılıkta Çifte Standart

10 Ağustos 2026 - 11:14 Yazar: Editör Masası
6 dk okuma 27
RTÜK'ün ATV Cezası Dijital Yayıncılıkta Çifte Standart
Küresel sosyal medya platformlarının denetimsizliği, yerli yayıncılar ile haksız rekabeti artırırken RTÜK'ün ATV'ye verdiği ceza çifte standart tartışmalarını alevlendirdi. SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, küresel platformların da yerli yayıncılar kadar sorumluluk taşıması gerektiğini belirterek algoritmik şeffaflık, telif ve vergilendirme konularında önerilerde bulundu.

Dijital yayıncılık alanındaki kuralsızlık, küresel sosyal medya şirketlerine denetimsiz bir özgürlük alanı açarken; çocukların, gençlerin ve toplumsal değerlerin korunması açısından büyük riskler barındırıyor. Yerli medya organları, bu tehlikeli ekosisteme karşı kamuoyunu bilinçlendiren yayınlarını sürdürürken, RTÜK'ün ATV'ye verdiği ceza, yerli yayıncılar ile küresel platformlar arasındaki haksız rekabeti bir kez daha gündeme taşıdı. Bu karar, "RTÜK'ün yerli yayıncılara yönelik sert tutumunun arkasında ne var?" sorusunu akıllara getirirken; SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan da sosyal medya şirketlerinin algoritmik tuzakları, reklam politikaları ve yerli-milli yayıncıların karşılaştığı sorunlara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Küresel Platformlarda Denetimsiz İçerik Tehlikesi

Instagram, TikTok, X, Telegram, Facebook gibi popüler platformlarda müstehcenlik, çocuk istismarı, aileye ve dine hakaret, suç örgütlerini övücü içerikler hızla yayılıyor. Bağımlılık yaratan algoritmalar ve 7/24 kesintisiz etkileşim, çocukların ve gençlerin ruhsal dünyasını olumsuz etkiliyor. Toplumların değer yapısını hedef alan küresel lobilerin dijital medya platformları ile eş güdümlü hareket ettiği ifade ediliyor. Türk medyası, bu tuzağa karşı ısrarlı haberleriyle toplumu bilinçlendirmeye devam ediyor.

RTÜK'ün ATV Cezası ve Çifte Standart İddiası

Dijital medyada denetimsizlik sürerken, yerli ve milli medyanın kıskaç altına alındığı izlenimi veren kararlar tartışılıyor. Özellikle RTÜK'ün ATV'ye bir program üzerinden uyguladığı ceza, "Kurulun yerli yayıncılara yönelik tutumu neyi gösteriyor?" sorusunu akıllara getirdi. Öte yandan Netflix, Disney+ ve Amazon Prime Video gibi dijital platformlardaki dizi ve filmlerde; dini değerlere ve toplumsal hassasiyetlere yönelik yayınlar dikkat çekiyor. Bu içeriklerde eş cinsellik özendirilirken, aile yapısının bilinçli olarak değersizleştirildiği değerlendiriliyor. Gençlerin yakından takip ettiği bu platformlara yönelik denetimlerin zaman zaman yetersiz kaldığı belirtiliyor. Müstehcen sahneler, sosyal medya kanallarıyla çocuklara kadar ulaşıyor.

Prof. Dr. Levent Eraslan'ın Açıklamaları

SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, dijital medya düzenine ilişkin değerlendirmelerinde; küresel platformların vergilendirilmesinden haber içeriklerinin telifine, algoritmik şeffaflıktan İngiltere'deki Ofcom modeline kadar birçok başlığa değindi. Eraslan, "Yerli yayıncıdan beklediğimiz sorumluluğu küresel platformdan da beklemeliyiz" dedi.

Eraslan, şu ifadeleri kullandı: "Küresel dijital platformların büyümesi, medya sektöründe ciddi bir dönüşüm yarattı. Ancak bu dönüşüm beraberinde önemli bir sorunu da getirdi: Aynı ülkede faaliyet gösteren yerli yayıncılarla küresel platformlar aynı kurallara tabi değilse, burada gerçek anlamda bir rekabetten söz etmek mümkün değildir."

Türkiye'de yerli medya kuruluşları; vergi, istihdam, telif ve içerik üretim maliyetleri gibi yükümlülüklerle karşı karşıya. Küresel platformlar ise çok daha esnek koşullarda faaliyet gösteriyor. Eraslan, "Türkiye'den milyon dolarlar kazanıp vergiyi başka ülkede ödüyormuş gibi göstermek büyük eşitsizlik yaratmaktadır" diye konuştu.

Yerli kullanıcıların dijital platform alışkanlıklarına da dikkat çeken Eraslan, şunları söyledi: "Yerli kullanıcının alışkanlıkları ve rutinleri var. Bu yüzden bunları terk edip yerli ve milli bir platforma üye olmaları çok zorlaşıyor. Sosyal medya ekosisteminde her birey farklı özellikler taşıyor; eğer birey kendini yalnız hissediyorsa dijital göç yerine mevcut platformlarda kalmayı tercih ediyor. Dünyada bu konuda en muhafazakar ülke Almanlar, uzun yıllar kendi sosyal medya platformlarına sadık kaldılar."

Yeni Telif ve Lisanslama Sistemi Şart

Yerli haber üreticilerinin içeriklerinin büyük platformlar tarafından kullanılmasına karşı yeni bir telif ve lisanslama sistemine ihtiyaç olduğunu belirten Eraslan, "Google, Meta gibi büyük platformlar Türkiye'de üretilen haber ve içeriklerden önemli ölçüde yararlanıyor. Bu içeriklerin üretim maliyetleri ise büyük ölçüde yayıncıların üzerinde kalıyor. Dolayısıyla haber ve içerik üreticilerinin haklarını koruyacak bir telif ve lisanslama sistemi artık ertelenmemelidir" dedi. Küresel Gazeteciler Konseyi olarak bu duruma sürekli karşı çıktıklarını ifade eden Eraslan, yerel medyanın ürettiği içerikleri büyük tekellere kaptırdığını ve yasal düzenlemenin önem taşıdığını vurguladı.

Vergilendirme ve Yerli İçerik Desteği

Eraslan, Türkiye'den gelir elde eden küresel platformların ülkenin medya ekosistemine katkı sağlaması gerektiğini savundu. Dijital hizmetlerden elde edilen vergilerin bir bölümünün yerli içerik üretimini, gazeteciliği, sinema ve televizyon sektörünü destekleyecek fonlara aktarılabileceğini belirtti. Ayrıca film ve dizi platformlarında yerli içerik üretimini teşvik edecek bir sistemin kurulabileceğini söyleyerek, "Burada amaç platformları Türkiye'den uzaklaştırmak değil; Türkiye'de kazanan platformların Türkiye'nin kültür ve içerik ekonomisine de yatırım yapmasını sağlamaktır" diye konuştu.

Ofcom Modeli ve Türkiye İçin Öneriler

İngiltere'nin düzenleyici kurumu Ofcom'un deneyimine dikkat çeken Eraslan, yetkilerin zamanla genişletildiğini belirtti. Önce video paylaşım platformlarına yönelik adımlar atıldığını, ardından 2023 yılında Online Safety Act ile sosyal medya platformları ve arama motorlarına kapsamlı sorumluluklar getirildiğini söyledi. Daha sonra Netflix, Amazon Prime Video ve Disney+ gibi dijital yayın platformlarının da belirli kurallara tabi olduğunu kaydetti. Türkiye'nin buradan çıkaracağı dersin, doğru mevzuat ve güçlü bir denetim mekanizması oluşturmak olduğunu ifade etti.

Eraslan, "Dijital dünyayı yalnızca geleneksel mevzuat mantığıyla denetlemek artık mümkün değildir" diyerek, Türkiye'nin doğrudan İngiltere modelini kopyalamak yerine kendi medya yapısına uygun bir model geliştirmesi gerektiğini söyledi. RTÜK, BTK ve Rekabet Kurumu'nun farklı alanlarda görev yaptığını ancak dijitalleşmeyle sınırların ortadan kalktığını belirten Eraslan, medya, iletişim, dijital platformlar ve rekabet alanlarını birlikte ele alan güçlü bir koordinasyon mekanizması önerdi. Bu yapıda iletişimciler, gazeteciler, akademisyenler, bilişim ve siber güvenlik uzmanlarının da yer alması gerektiğini vurguladı.

Algoritmik Şeffaflık ve Yaptırım Çeşitliliği

Dijital platformların asıl gücünün içeriğin kime, ne zaman ve hangi sırayla gösterileceğini belirleyen algoritmalarda olduğuna dikkat çeken Eraslan, Türkiye'nin algoritmik şeffaflığı sağlaması ve reklam politikalarını denetlemesi gerektiğini söyledi. "Platformların kullanıcıya hangi içeriği neden gösterdiği, reklamların nasıl hedeflendiği ve siyasi reklamların dağıtımı konusunda daha fazla şeffaflık sağlanmalıdır" dedi. Ayrıca yaptırım sisteminin çeşitlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Her sorunun çözümü erişim engellemek olmamalıdır. İhlalin niteliğine göre para cezası, reklam yaptırımları, düzeltme yükümlülüğü gibi farklı araçlar kullanılabilir" ifadelerini kullandı.

Rekabet ve Adil Düzen

Dijital reklam pastasının büyük bölümünün birkaç küresel platformun kontrolünde olduğunu belirten Eraslan, programatik reklamcılığın daha şeffaf hale getirilmesi ve yerli yayıncıların hak ettikleri payı alabilmeleri için Rekabet Kurumu'nun daha güçlü incelemeler yapması gerektiğini söyledi. Tüketici hakları, çocukların korunması, kişisel veriler ve reklam standartları konusunda da yerli ve yabancı şirketler arasında farklı uygulamalar olmaması gerektiğini vurguladı: "Kural herkes için aynı olmalıdır."

Güçlü Yerli Medya İçin Çağrı

Eraslan, son olarak şunları kaydetti: "Türkiye'nin önündeki mesele yalnızca sosyal medyayı veya dijital platformları denetlemek değildir. Asıl mesele, değişen medya düzeninde yerli yayıncıyı korurken vatandaşın haber alma hakkını, ifade özgürlüğünü, çocukların güvenliğini ve dijital ekonominin gelişimini birlikte sağlayabilmektir. Küresel platformlar elbette Türkiye'de faaliyet gösterebilir ve göstermelidir. Ancak Türkiye'de faaliyet gösteren herkesin Türkiye'nin hukukuna, ekonomik düzenine ve toplumsal sorumluluklarına uyması gerekir. Yerli yayıncıdan beklediğimiz sorumluluğu küresel platformdan da beklemeliyiz. Dijitalleşmeye karşı çıkmak değil, dijitalleşmenin kurallarını Türkiye'nin medya ekosistemini koruyacak şekilde yeniden belirlemek gerekiyor. Güçlü bir dijital medya düzeni; ayakta kalabilen, üretebilen ve özgürce yayın yapabilen yerli medya kuruluşlarıyla mümkündür."

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...