RTÜK'ün Dijital Platformlara Verdiği 250 Bin TL'lik Cezaya Prof. Dr. Ali Murat Kırık'tan Tepki: Caydırıcılığı Yoktur
- RTÜK, HBO Max ve Netflix'e LGBT propagandası ve çocuk istismarı içeren yayınlar nedeniyle 250 bin TL idari para cezası verdi.
- Prof. Dr. Ali Murat Kırık, 250 bin TL'lik cezanın milyarlarca lira gelir elde eden platformlar için caydırıcı olmadığını belirtti.
- Kırık, 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinin platformların Türkiye'den elde ettiği toplam geliri kapsayacak şekilde güncellenmesi gerektiğini vurguladı.
- Avrupa Birliği'nde Dijital Hizmetler Yasası kapsamında şirketlere yıllık küresel cironun yüzde 6'sına kadar ceza uygulanabiliyor.
- Kırık, Türkiye'deki çifte standardın nedeninin yasanın tasarlandığı dönemde dijital platformların bu denli büyük olmaması olduğunu ifade etti.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yayınlarında LGBT propagandası ve çocuk istismarı gibi içeriklere yer veren HBO Max ve Netflix platformlarına 250 bin TL idari para cezası uyguladı. Ancak bu cezanın, milyarlarca lira gelir elde eden dijital platformlar için "göstermelik" olduğu ve caydırıcılıktan uzak kaldığı belirtiliyor.
Yerli Televizyon Kanallarına Ağır Yaptırımlar, Dijital Platformlara Sembolik Cezalar
Lisans ücretinden RTÜK payına kadar birçok yasal yükümlülüğü yerine getiren yerli ve milli televizyon kanallarına en üst sınırdan cezalar verilirken, müstehcenlik, çocuk istismarı ve eşcinsel ilişkilerin meşrulaştırılması gibi yayınlar yapan dijital platformlara uygulanan cezaların sembolik rakamlarda kalması dikkat çekiyor. Bu durum, televizyon ve dijital platformlara yönelik çifte standart uygulandığı eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Prof. Dr. Ali Murat Kırık'tan Çarpıcı Değerlendirmeler
Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda cezanın caydırıcılığının olmadığını net bir şekilde ifade etti. Kırık, "Bu cezanın caydırıcılığı tartışmalı değildir; açıkça yoktur." dedi.
250 Bin TL'lik Cezanın Gerçek Değeri
Kırık, 250 bin TL'lik cezanın hangi kriterlere göre belirlendiğini sorgulayarak, 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesine dikkat çekti. Bu maddenin cezayı, platformun beyan ettiği ticari iletişim gelirine oranlı hesapladığını ancak dijital platformların abonelik sisteminden elde ettikleri gelirlerin şeffaf olmaması nedeniyle gerçek gelirleri üzerinden yaptırıma tabi tutulmadığını belirtti. Kırık, "Milyonlarca Türk kullanıcıdan milyarlarca lira gelir elde eden bu platformlar için 250 bin TL bir gider bile sayılmaz." ifadelerini kullandı.
Çocukları Dijital Tehlikelerden Koruma Çözümü Mevzuatta
RTÜK'ün cezai yaptırımlarının sınırlı kalmasının vatandaşların tepkisini çektiğini vurgulayan Kırık, kısa vadede ebeveyn denetimleri ve yaş doğrulama sistemlerinin önemli olduğunu ancak asıl çözümün mevzuatta yattığını söyledi. Kırık, "Türkiye'de de 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesi, platformların Türkiye'den elde ettiği toplam geliri kapsayacak biçimde güncellenmeden, çocuk koruma meselesinde anlamlı bir adım atılması mümkün görünmüyor." dedi.
Avrupa'daki Sert Yaptırımlar ve Türkiye'deki Mevzuat Eksikliği
Avrupa Birliği'nde Dijital Hizmetler Yasası kapsamında şirketlere yıllık küresel cironun yüzde 6'sına kadar para cezası uygulanabildiğini hatırlatan Kırık, İngiltere'nin ise kurallara uymayan şirketlere yıllık cirolarının yüzde 10'una kadar ceza öngördüğünü belirtti. Türkiye'de ise sorunun irade eksikliğinden çok mevzuat eksikliği olduğunu ifade etti.
Çifte Standardın Kökeni ve Çözüm Önerisi
Yerli yayıncıların vergi ödediğini, istihdam sağladığını ve telif ödediğini hatırlatan Kırık, Batılı düzenleyicilerin ciro esaslı ceza, erişim engelleme, lisans iptali ve algoritma şeffaflığı gibi yetkilere sahip olduğunu, Türkiye'de ise bu araçların yalnızca lisanslı televizyon üzerinde işlediğini söyledi. Kırık, "Çifte standardın kökeni budur; yani yasanın tasarlandığı dönemde dijital platformlar bu denli büyük ve yaygın değildi." dedi.
RTÜK Yasasının Güncellenmesi Zorunluluk
6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinin cezayı, ihlalden bir önceki aya ait beyan edilen ticari iletişim geliri üzerinden hesapladığını ve bu hesaplamanın yüzde üç oranında uygulandığını belirten Kırık, ticari iletişim geliri beyanı bulunmayan platformlarda formülün işlevsiz kaldığını ifade etti. Kırık, "RTÜK kanununun güncellenmesi ve dijitale yayıncılığa entegre bir hale getirilmesi artık seçenek olmaktan ziyade zorunluluktur." diyerek tüm medya kuruluşlarının ve akademisyenlerin katılacağı bir kanun taslağının ivedilikle hazırlanması gerektiğini vurguladı.
Bireysel Davalar Kalıcı Çözüm Değil
ABD'de sosyal medya platformlarına karşı açılan bireysel davalara değinen Kırık, Türkiye'de Eylül'de yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerle ailelere dava açma imkânı getirileceğini ancak asıl sorunun bireysel davaların münferit sonuçlar doğurması olduğunu belirtti. Kırık, "Platformları gerçek anlamda disipline edecek olan, gelir esaslı güçlü kamu yaptırımlarıdır." dedi ve ülkenin geleceği için yerli ve milli Türk medyasının korunmasının şart olduğunu sözlerine ekledi.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.