Leyla Aydemir Davasında Flaş Gelişme: Anne Hakim Karşısında 'Yusuf Yaptı' Diyemem
- Leyla Aydemir davasında Yargıtay'ın bozma kararının ardından duruşma yeniden görüldü.
- Anne Şükran Aydemir, duruşmada "Yusuf yaptı" diyemeyeceğini ve kimsenin günahını almak istemediğini söyledi.
- Sanık M.A., suçlamaları reddederek beraat talep etti ve adil yargılama yapılmadığını iddia etti.
- Mahkeme heyeti, duruşmayı 26 Haziran 2026 tarihine erteledi.
Bu görsel yapay zeka teknolojileri kullanılarak oluşturulmuştur. Görsel haber içeriğini temsil etmek amacıyla hazırlanmıştır.
Ağrı'nın Bezirhane köyünde 8 yıl önce kaybolan ve 18 gün sonra dere yatağında cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümüne ilişkin davada yargılama süreci devam ediyor. Yargıtay'ın bozma kararının ardından yeniden görülmeye başlanan davanın son duruşmasında mahkeme heyeti, bazı hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla anne Şükran Aydemir ve sanıkların yeniden dinlenmesine karar vermişti. Bu kapsamda dava, Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Duruşmada annenin avukat talebinde bulunduğu ve sanıkların bir kısmının Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı belirtildi.
Mahkeme başkanının sorularını yanıtlayan anne Şükran Aydemir, "Katil kimse ondan şikayetçiyim. Kimsenin günahını almak istemiyorum. Olayı gözümle görmedim. 'Yusuf yaptı' diyemem. Bu acıyı bana kim yaşattıysa, iki dünyada da ondan şikayetçiyim. Kızımın öldürülmesinin üzerinden 8 yıl geçiyor. Evlat acısını zaman iyileştirmiyor. Ülke değiştireyim, ev değiştireyim ama acım benimle birlikte geliyor. Olaya ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Acımı hâlâ ilk günkü gibi yaşıyorum. Ben böyle bir katliam görmedim. Kızımın kaçırılması için herhangi bir sebep de bilmiyorum. Beni en çok yakan da budur. Önce Allah'a, sonra devlete güveniyorum. Avukatımı azlettiğim doğrudur. İşini iyi yapıyordu. Ancak öyle gerekli gördük. Erdoğan Tunç'u azlettim. Bununla birlikte davada beni temsil edecek bir avukat talep ediyorum. Herkes farklı şeyler söylüyor, ancak kimsenin günahını almak istemiyorum. Kimin yaptığını bilsem, emin olun kendi ellerimle hesap sorarım. Beyanlarımı değiştirdiğim dönemde herhangi bir baskıya maruz kalmadım. Aile içerisinde de herhangi bir husumet yoktu. Soruşturma aşamasında 'Y.A ile aramızda husumet vardır' dediğimi hatırlamıyorum. O an acıyla bu şekilde bir beyanda bulunmuş olabilirim. Bildiğim kadarıyla eşim N.A ile Y.A arasında miras anlaşmazlığı veya husumet yoktu. B.D ve Y.A tartışırken eşim kavga büyümesin diye Y.A'ya vurmuştu. Bundan dolayı bir husumet oluşmadı" ifadelerini kullandı.
Sanıklardan M.A. ise, "Olayın ilk gününden bugüne kadar doğru düzgün bir araştırma yapıldığına inanmıyorum. Bu süreçte biz mağdur edildik. Ailemize yönelik ortaya atılan iftiralar nedeniyle büyük zarar gördük. Zamanla olay, somut deliller yerine baskılar ve söylentiler üzerinden birilerini yargılama noktasına geldi. Bizim canımız yandı, evladımızı kaybettik. Buna rağmen yıllardır suçlamalarla karşı karşıya kaldık. Bu dava, dedikodular ve asılsız iddialar nedeniyle bugünlere kadar geldi. Haklı olduğumuzu daha ne kadar anlatmak zorunda kalacağız bilmiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum" dedi.
Duruşma, tutuklu sanık avukatlarının süre talebi üzerine mahkeme heyeti tarafından 26 Haziran 2026 tarihine ertelendi.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.