Erzurum'da Gazze İçin Sessiz Yürüyüş 141. Haftada Sürdü
- Erzurum'da hekim ve sağlık çalışanları, İsrail'in Gazze saldırılarını protesto eden sessiz yürüyüşlerini 141. haftada sürdürdü.
- Yürüyüş, Lala Mustafa Paşa Camisi önünde başlayıp Yakutiye Medresesi'nde sona erdi.
- Katılımcılar Türk ve Filistin bayrakları taşıdı.
- Prof. Dr. Naci Ceviz, konuşmasında Gazze'deki insanlık kıyımına dikkat çekerek uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Erzurum'da hekimler ve sağlık çalışanları, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla düzenledikleri sessiz yürüyüşlerini 141. haftada da sürdürdü.
Lala Mustafa Paşa Camisi önünde bir araya gelen grup, aralarında doktorlar, sağlık çalışanları, tıp fakültesi öğrencileri ve vatandaşların da bulunduğu kalabalık, Türk ve Filistin bayrakları ile taşıdıkları pankartlar eşliğinde Yakutiye Medresesi'ne kadar yürüdü.
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Ceviz, grup adına yaptığı konuşmada, haftalardır adımlarla bir çığlık, duruşla bir direniş olmak için yollarda olduklarını söyledi.
Kendilerini bu sessiz yürüyüşe getirenin bir siyasi ikbal ve geçici bir heves olmadığını vurgulayan Ceviz, şöyle devam etti:
"Bizi buraya getiren, Gazze'nin yıkıntıları arasından yükselen çocuk çığlıkları, Doğu Türkistan'ın zincire vurulmuş sessiz çilesi ve yeryüzünün her bir köşesinde zulme uğrayan mazlumların çırpınışlarıdır. Gözlerimizin önünde bir insanlık dramı değil, açıkça bir insanlık kıyımı yaşanıyor. Gazze'de hastaneler bombalanıyor, ameliyatlar anestezi olmadan yapılıyor, bebekler kuvözlerde elektriksiz kalarak can veriyor. Yaşatmak için yemin eden meslektaşlarımız hastanelerin koridorlarında şehit ediliyor. Doğu Türkistan'da kimlikler, inançlar, aileler ve insanlık onuru sistematik bir şekilde yok ediliyor. Suriye'den Yemen'e, Afrika'nın unutulmuş topraklarından Arakan'a kadar tüm mazlum coğrafyalar, adalete susamış durumda."
Susmanın zalimin kırbacına ses çıkarmamak anlamına geldiğini dile getiren Ceviz, şunları kaydetti:
"Susmak, akan kana ortak olmaktır. Bizler bedendeki bir yarayı gördüğümüzde nasıl duyarsız kalamazsak, insanlığın böylesine kanayan bir yarasına da gözlerimizi kapatamayız. Bizim bu yürüyüşümüz, zulme alışmayı reddedenlerin, 'Benim elimden ne gelir?' demeyip gövdesini taşın altına koyanların yürüyüşüdür. Buradan tüm dünyaya, insanlık gururunu henüz kaybetmemiş her bireye ve uluslararası topluma sesleniyoruz, bu katliamları durdurun. Zulme karşı kör, sağır ve dilsiz kalmayı bırakın. Zulüm ne kadar derin olursa olsun, zafer Hakk'a inananların ve adaleti savunanların olacaktır."
Grup, yapılan duanın ardından alandan ayrıldı.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.