Kadın

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan Mekke Paktı

14 Ağustos 2026 - 06:12 Yazar: Editör Masası
6 dk okuma 11
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan Mekke Paktı
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, 7 Ağustos'ta Mekke Paktı'nı imzaladı. Üç ülkeden birine yapılacak saldırı tümüne yapılmış sayılacak. Anlaşmanın bölgesel güvenliğe etkileri ve tüm detaylar haberimizde.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, 7 Ağustos'ta "Mekke Paktı" olarak adlandırılan ortak savunma anlaşmasını imzaladı. Anlaşmaya göre, üç ülkeden birine yapılan bir saldırı, tümüne yapılmış sayılacak. Bu gelişme, bölgesel jeopolitik dengeler açısından geniş yankı uyandırdı.

Mekke Paktı Nedir?

Anlaşma, kamuoyunda "Sünni paktı" ve "Müslüman NATO'su" gibi benzetmelerle anılıyor. Bazı çevreler, anlaşmanın İsrail ve İran'ı hedef alabileceği yönünde iddialar ortaya atarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu değerlendirmelere açıklık getirdi.

Erdoğan, "Hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır" ifadelerini kullandı.

İran'a Karşı mı?

Bazı uzmanlara göre Mekke Paktı, Ortadoğu'daki çatışma ve ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş gerilimine bir tepki olarak ortaya çıktı. İmzacıların İran'ın iki Sünni komşusu Türkiye ve Pakistan ile bölgesel rakibi Suudi Arabistan olması, anlaşmayı İran'ı çevreleme hamlesi olarak yorumlanmasına neden oldu. Ancak yetkililer, sürecin bölgedeki mevcut çatışmadan çok daha öncesine dayandığını vurguluyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos'ta katıldığı bir yayında görüşmelerin Aralık 2024'ten bu yana sürdüğünü açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise 11 Ağustos'ta yazılı bir röportajında anlaşmanın yalnızca konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi: "Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır."

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta düzenlediği basın toplantısında "Bu paktın İran'a karşı olduğundan endişe etmek için hiçbir sebep yok" dedi. Bekayi ayrıca, üç ülkenin "ABD'nin güvenlik taahhütlerine güvenemeyecekleri sonucuna vardığı" yorumunu yaptı.

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Oral Toğa, İran'ın anlaşmaya tepkisinin Türkiye'den gelen mesajlarla tutarlı olduğunu belirtti. Toğa, "Ben bunu Türkiye'nin diplomatik hazırlığının sonucu olarak görüyorum, zira anlaşmanın İran'a karşı bir blok gibi okunmaması Ankara'nın da açıkça istediği bir şeydi" dedi. İran'da farklı seslerin olduğuna dikkat çeken Toğa, "Tahran'daki tartışmanın merkezinde kuşatma tezi duruyor. Türkiye kuzeybatıda, Suudi Arabistan güneybatıda, Pakistan güneydoğuda. Bu tabloyu jeopolitik yalnızlaşma olarak okuyan bir kesim var." ifadelerini kullandı.

Karşı görüşü savunanlar ise Pakistan'ın Riyad'la mevcut savunma ilişkisine rağmen savaş boyunca İran'a karşı hareket etmediğini, aksine Washington ile arabuluculuk yaptığını hatırlatıyor. Ayrıca Pakistan ve Suudi Arabistan, Eylül 2025'te "Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması" adı verilen bir belge imzaladı; bu belgenin metni de Mekke Paktı gibi kamuoyuyla paylaşılmadı.

Türkiye Ne İstiyor?

Uzmanlara göre Türkiye'nin anlaşmaya yaklaşımında caydırıcılık ve savunma sanayi işbirliği öne çıkıyor. Bu çerçevede "bölgesel sahiplenme" kavramı gündeme geliyor. Bölgesel sahiplenme, bölge sorunlarının yine bölge ülkeleri tarafından çözülmesi anlamına geliyor.

Erdoğan, Mekke Paktı'nı bu yaklaşımın bir tezahürü olarak değerlendirdi: "Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı'nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz." Ayrıca paktın "her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel aldığını" vurguladı ve "Güvenlik ile ekonomik kalkınma birbirinden ayrı düşünülemez" dedi.

Washington merkezli Middle East Institute Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol, Türkiye'nin asıl motivasyonunun "savunma sanayine finansman bulmak, savunma sanayiindeki işbirliklerini ve ihracat pazarını genişletmek" olduğunu düşünüyor. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Prof. Dr. Serhat Güvenç ise Türkiye'nin tutumunu ABD ve Avrupa'daki güvenlik ilişkilerinin yeniden hizalanma süreciyle ilişkilendiriyor. Güvenç, İran'ın Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik balistik füze saldırılarını hatırlatarak, bu füzelerin Doğu Akdeniz'de konuşlu ABD savaş gemileri tarafından düşürüldüğünü, ancak "Amerika istese de Türkiye'yi de kapsayan güvenlik şemsiyesini artık sağlayamayabilir" dedi. Güvenç, "Bu açıdan Mekke Paktı Türkiye'ye bir yalnız kalmama, yalıtılmış olmamaya karşı bir güvence sağlıyor. Avrupa'da Türkiye'yi içerecek savunma girişimleri olsaydı Türkiye bu pakt konusunda bu kadar hevesli olmayabilirdi." şeklinde konuştu.

İsrail Faktörü

Mekke Paktı'nın İsrail'e karşı bir anlaşma olduğu yönünde değerlendirmeler de bulunuyor. Gönül Tol, İsrail'in özellikle paktın İbrahim Anlaşmaları üzerindeki olası etkisine odaklandığını söylüyor. İbrahim Anlaşmaları, İsrail'in bölge ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmek için Eylül 2020'de başlattığı bir süreçti. Şimdiye kadar Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Sudan, Fas ve Kazakistan anlaşmalara imza attı. ABD Başkanı Donald Trump, Mayıs ayında yaptığı açıklamada Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır ve Ürdün'ün de anlaşmalara katılmasının "zorunlu olması" gerektiğini söylemişti.

Tol, Gazze'deki savaş sebebiyle İbrahim Anlaşmaları'nın sekteye uğradığını, özellikle Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme sürecinin "çok sorunlu hale geldiğini" belirtti. Serhat Güvenç de İsrail'in Türkiye'ye yönelik "Yeni İran" söylemlerini hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı: "Özellikle de Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile kurduğu ilişkileri ve askeri bağları düşünürseniz Mekke Paktı, Türkiye açısından İsrail tarafından yalıtılmaya ve çevrelenmeye karşı bir yanıt gibi de görünüyor."

Mısır Neden Katılmadı?

Mekke Paktı'nı imzalaması beklenen ülkelerden biri de Mısır'dı. Ancak Kahire anlaşmaya taraf olmadı ve konuya dair resmi bir açıklama yapmadı. Arap basınına konuşan Mısırlı kaynaklar, Kahire'nin İran yanlısı gruplarla çatışma riski ve Suudi Arabistan'ın dahil olduğu bir anlaşmaya katılmaya yönelik tereddütler nedeniyle imza atmadığını öne sürdü.

Gönül Tol, Mısır'ın İsrail ile güvenlik anlaşması olduğunu ve bunu gözetmesi gerektiğini, ayrıca BAE ve Hindistan ile de bağlarının bulunduğunu; bu nedenle Kahire'nin manevra alanını korumak için anlaşmanın dışında kalmış olabileceğini söyledi. Serhat Güvenç ise Mısır'ın pakta katılmasının anlaşmanın ciddiyetini artıracağını ve Türkiye açısından İsrail'e yönelik kaygılara "yanıt olacağını" savundu. Hakan Fidan, yaptığı açıklamada Mısır'ın üç imzacı ülkenin "doğal ortağı" olduğunu söylemiş ve ileride dahil olabileceğini ifade etmişti.

Pakistan-Hindistan Rekabeti

Mekke Paktı'nı yakından takip eden ülkelerden biri de Hindistan. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Omair Anas, anlaşmanın Hindistan'da "derin bir güvensizlik hissi yarattığını" söylüyor. Anas, "Hindistan izole edildiğini ve Amerikalıların dahi yanlarında olmadığını hissediyor" diyor. Akademisyen, Hindistan ve Pakistan'ın 2025'te savaşın eşiğinden döndüğünü ve o süreçte Türkiye'nin Pakistan'a askeri destek verdiği iddiaları nedeniyle Ankara-Yeni Delhi hattında tansiyonun yükseldiğini hatırlatıyor. Anas, anlaşmaya yanıt olarak Yeni Delhi'nin İsrail ile ilişkilerini derinleştirebileceğine dikkat çekiyor: "Hindistan Suudi Arabistan'dan bu paktın kendisini etkileyip etkilemeyeceğine dair açıklama talep etmeli. Eğer teminat alırsa o zaman daha yumuşak bir tepki verebilir."

Ortak Savunma Vaadi Ne Kadar Gerçekçi?

Mekke Paktı'ndaki ortak savunma maddesinin kapsamı ve uygulanma biçimi de tartışılıyor. Hakan Fidan, bu maddeyi NATO'nun beşinci maddesine benzetmiş ve ortak savunmanın ülkelerden gelecek taleplere göre şekilleneceğini söylemişti. Serhat Güvenç, "Burada bir niyet beyanı var ama altının nasıl doldurulduğu en azından anlaşma metnini görene kadar spekülasyona açık" diyor.

Güvenç, NATO örneğinde ABD'nin "ittifakın hem kasası hem de cephaneliği" olduğunu belirterek şu kıyaslamayı yapıyor: "Mekke Paktı eşitler arası bir ittifak gibi duruyor. Dolayısıyla kuralları, normları koyacak ve diğerlerini hizaya getirecek kadar üstün ya da eşitler arasında birinci bir müttefik yok. Bu hem iyi hem kötü çünkü her şeyi müzakere yoluyla yapacaklar ve pek çok bakımdan kendi ulusal egemenliklerini öncelikleyecekler."

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...