Kadın

KESK: Çerçeve Yasa Demokratikleşme İçin Yeterli Değil

14 Ağustos 2026 - 18:34 Yazar: Editör Masası
5 dk okuma 24
KESK: Çerçeve Yasa Demokratikleşme İçin Yeterli Değil
KESK Yürütme Kurulu, Çerçeve Yasa'nın çatışmasızlığın yasal zemine kavuşturulması açısından önemli olduğunu ancak Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için yeterli olmadığını bildirdi. KESK, "Esas olan, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmektir" ifadelerini kullandı.

KESK Yürütme Kurulu, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, yasanın "çatışmasızlık ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin ilk kez yasal bir düzenleme yapılmış olması" bakımından önemli olduğu belirtilerek, "Ancak bu yasa Kürt sorununun çözüm yasası değildir. Hele ki Türkiye'nin demokratikleşme yasası hiç değildir" denildi.

Açıklamada, "On yıllardır süren çatışmalı ortamda yaşamını yitirenlerin, evlatlarını kaybeden ailelerin, yerinden edilenlerin, yaşamlarının önemli bir bölümünü cezaevlerinde ve sürgünde geçirenlerin, savaş politikalarının ekonomik ve toplumsal sonuçlarını taşıyan milyonların bulunduğu bir ülkede silahların susmasının önemi tartışmasızdır" ifadelerine yer verildi.

Çerçeve Yasa'nın çatışmasızlığı yasal zemine kavuşturmasının önemli olduğu ancak Kürt sorununun tarihsel, siyasal, toplumsal ve kültürel nedenlerine ilişkin bütünlüklü bir yaklaşım ortaya koymadığı kaydedilen açıklamada, "Yerel demokrasi, anadil hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü gibi temel başlıklarda kapsamlı bir düzenleme getirmemektedir" denildi.

Demokratikleşme Sonucu Çıkarmak Mümkün Değildir

Yasanın Türkiye'nin demokrasi ve hukuk sorunlarının çözümüne ilişkin güvence sunmadığına dikkat çekilen açıklamada, "Siyasetçiler, gazeteciler, sendikacılar, öğrenciler ve hak savunucuları üzerindeki yargı baskısını ortadan kaldıracak herhangi bir demokratikleşme düzenlemesi bulunmamaktadır. Aynı şekilde KHK'lerle hukuksuz biçimde kamu görevinden çıkarılan binlerce kamu emekçisinin yaşadığı adaletsizlik de giderilmemektedir. Bütün bunlar olduğu yerde dururken, yalnızca çatışmanın bir boyutunu düzenleyen bir yasadan kendiliğinden bir 'demokratikleşme' sonucu çıkarmak mümkün değildir. Kaldı ki yasa gerekçesinde de böyle bir iddia bulunmamaktadır" ifadeleri kullanıldı.

Sonuç Olarak Örgütsüz Bırakılan Emekçiler Kaybetmiştir

Çatışmalı ortamın emekçiler açısından karşılığının "kutuplaşma ve örgütsüzlük" olduğu belirtilen açıklamada, "Yıllardır çatışmalarda kaybettiklerimizin büyük çoğunluğunun yoksul emekçi halkların çocukları olduğuna dikkat çektik. Bu süreçte yoksul hanelere yeni acıların düşmüyor olması, emekçiler ve halklarımız açısından sürecin en önemli kazanımıdır" denildi.

Çatışmalı dönemlerin toplumsal ayrışmayı ve kutuplaşmayı derinleştirdiği ifade edilen açıklamada, "Aynı işyerinde, aynı koşullarda çalışan ve aynı sömürü düzeninin sonuçlarını yaşayan emekçilerin ortak hak ve çıkarları etrafında buluşması zorlaşmış; kutuplaştırıcı politikalar zemin bulmuş, sınıf dayanışmasını zayıflatmıştır. Sonuç olarak örgütsüz bırakılan emekçiler kaybetmiştir" değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada, çatışmaların sona ermesiyle demokrasinin ya da emek sömürüsünün kendiliğinden sona ermeyeceği vurgulanarak, "Mevcut ekonomik ve siyasal düzen değişmediği sürece kapitalist sömürü çarkları işlemeye; işsizlik, güvencesizlik, kamudaki mülakat adaletsizliği, liyakatsizlik ve siyasi kadrolaşma devam edecektir" denildi.

Buna karşın çatışmasızlık ortamının emekçilerin ortak mücadele zeminlerini güçlendirebilecek önemli imkanlar yaratabileceği belirtilen açıklamada, "Kutuplaşmanın gerilemesi, emekçilerin ortak sorunlarını ve sınıfsal çıkarlarını daha görünür hale getirebilir; birlikte örgütlenmenin ve mücadele etmenin koşullarını güçlendirebilecektir" görüşü dile getirildi.

Kaynakların Halkın İhtiyaçlarına Ayrılmasını Sağlayacak Olan Emekçilerin Mücadelesidir

Yıllardır savaş ve güvenlik politikalarına ayrılan kamu kaynaklarının toplum üzerinde yarattığı ekonomik yüke de dikkat çekilen açıklamada, "Silaha ve çatışmaya ayrılan kaynakların AKP iktidarı tarafından kendiliğinden eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe, istihdama ve nitelikli kamu hizmetlerine aktarılacağını düşünmek gerçekçi değildir" ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, "Bu kaynakların sermayenin ihtiyaçlarına değil halkın ihtiyaçlarına, kamusal hizmetlere ve emekçilere ayrılmasını sağlayacak olan yine emekçilerin örgütlü ve kararlı mücadelesidir" denildi.

Barış İhtimaline Sırt Çevirmek Değil, Emek ve Demokrasi Mücadelesini Büyütmek

İktidarın demokrasi siciline ilişkin eleştirilerin de sıralandığı açıklamada, "Yargının siyasallaştırılmasından kayyım politikalarına, laik ve seküler yaşam tarzına yönelik müdahalelerden grev yasaklarına ve sendikal baskılara, KHK rejiminden düşünce, ifade, toplantı ve gösteri özgürlüğünün sınırlandırılmasına kadar uzanan antidemokratik uygulamalar önümüzde durmaktadır" ifadesi kullanıldı.

İktidarın süreci kendi siyasal geleceğini güvence altına almak, toplumsal muhalefeti parçalamak, yeni ittifak dengeleri oluşturmak ya da mevcut rejimi tahkim etmek amacıyla kullanabileceğine ilişkin kaygıların anlaşılır olduğu belirtilen açıklamada, "Ancak buradan çıkarılması gereken sonuç, barış ihtimaline sırt çevirmek değil, oluşabilecek zeminin emek ve demokrasi mücadelesini büyütme fırsatına dönüştürmektir. Esas olan, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmektir" ifadelerine yer verildi.

KESK'in Talepleri

TBMM'de süreç kapsamında oluşturulan komisyonun çalışmaları doğrultusunda tüm iş kollarından ve örgütün tabanından gelen görüş ve önerileri bir araya getirerek kapsamlı bir rapor hazırladığı ve kamuoyuyla paylaştığı belirtilen açıklamada, "Kalıcı ve toplumsal bir barışın nasıl tesis edilebileceğine ilişkin eleştirilerimizi ve her biri hayati öneme sahip önerilerimizi içeren bu raporun temel yaklaşımının bugün de arkasındayız" denildi.

Açıklamada, "Kayyım rejiminin sona erdirilmesi; AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması; düşünce, ifade, basın, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüklerinin güvence altına alınması; KHK'lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin uğradığı hukuksuzlukların giderilmesi; demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması; eşit yurttaşlık ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi; kadınların eşit ve özgür yaşamının güvence altına alınması; sendikal hak ve özgürlüklerin uluslararası normlara uygun hale getirilmesi başlıklarında düzenlemeler olmadan emekçiler barışın gerçek kazanımlarını gündelik yaşamlarında hissedemeyeceklerdir. Bunu sağlayacak esas güç ise emekçiler, halklar, kadınlar ve ortak mücadelemizdir. Emek, demokrasi ve barış mücadelemizi birlikte ve kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadeleri kullanıldı.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...