Kadın

Kalp Hastaları Yaylada Oksijen Azalmasına Dikkat Etmeli

15 Ağustos 2026 - 09:52 Yazar: Editör Masası
3 dk okuma 19
Kalp Hastaları Yaylada Oksijen Azalmasına Dikkat Etmeli
Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, yüksek rakımlarda oksijen oranının düştüğünü belirterek kalp hastalarının yaylalara çıkarken dikkatli olması gerektiğini söyledi. Yaz aylarında sıvı kaybı ve ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, kalp ve damar hastalıkları olan vatandaşların yaz aylarında yayla tercihi konusunda dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Yüksek rakımlarda oksijen miktarının azaldığını belirten Çağlıyan, bu durumun kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.

Kalp ve damar hastalıklarının Türkiye'de ve dünyada her yaş grubunda en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını anlatan Çağlıyan, toplumda bu hastalıkların yaz aylarında daha fazla tetiklendiğine yönelik yanlış bir inanış bulunduğunu söyledi. Kış mevsiminin olası enfeksiyonlarla birlikte kalp ve damar hastalıkları açısından daha riskli olduğunu vurguladı.

Yüksek Rakımda Oksijen Azalıyor mu?

Doç. Dr. Çağlıyan, halk arasında yaylalarda oksijenin arttığı yönünde yanlış bir inanış olduğunu dile getirdi. "Bana çok fazla hastam burada sıcaklıklardan bunaldığını ve yaylaya gitmek istediğini söylüyor. Özellikle yanlış bilinen bir şey; yaylalara gittikçe insanlar oksijenin çok arttığını ve orada havanın çok temiz olduğunu düşünüyorlar. Aslında yüksek rakımlara çıktıkça oksijen miktarı azalıyor. Bu durumda da kalp ve damar hastalıkları olan kişiler bazı olumsuzluklar yaşayabiliyor."

Oksijen azalmasının vücutta "sempatik hiperaktivasyon" adı verilen alarm tablosuna yol açabileceğini anlatan Çağlıyan, "Bu tablo; tansiyon ve nabız yüksekliği, kalp yetmezliği ve oksijen durumu düşük seyreden ya da akciğer hipertansiyonu olan hastaların genel durumunun bozulmasına yol açabiliyor." dedi.

Kimler Yaylaya Çıkmamalı?

Kalp hastalarının tamamının yüksek rakımlara çıkmaması gerekmediğini ancak bazı grupların risk altında olduğunu vurgulayan Çağlıyan, şunları kaydetti:

"Kendi aldığı ilaçlarla çok fazla nefes darlığı olmayan ve efor kapasitesi de çok kısıtlanmamış hastalarda yükseklere çıkmakta çok fazla sıkıntı yok. Ama normal alıştığı hayatında bile nefes darlığı çok fazla olan, efor derecesi de belirgin şekilde kısıtlanmış olan hastalarda biz çok fazla yüksek rakımlara gidilmesini önermiyoruz."

Yaylada Nelere Dikkat Edilmeli?

Uzmanlar, yüksek yaylalara çıkacak kalp hastalarının belirli kurallara uyması gerektiğini belirtiyor. Doç. Dr. Çağlıyan, "Kılavuzlarda genellikle 2 bin 500 metrenin üstüne çıkıldıktan sonra özellikle kalp hastalarında günlük 300-500 metreden daha fazla yükseklik çıkılmaması öneriliyor. Tabii bunlar şikayetleri olmayan hastalar için geçerli. Bazı hastalarımızın da yüksek yaylalara gidip orada fenalaşıp dönmek durumunda kaldığına şahit oluyoruz. İlla gidilmesi gerekiyorsa çok yüksek olmayan yaylalar tercih edilebilir. Orada da bahçe işleri gibi efor gerektiren işler yapılmamasını öneriyoruz. Çünkü yüksek rakımda bu biraz daha fazla bünyeyi ve kalbi yorabiliyor." ifadelerini kullandı.

Yaz Aylarında İlaç Dozlarına Dikkat

Yaz sıcaklarının kalp hastaları üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu anlatan Çağlıyan, tansiyon ve nabızda değişiklikler görülebileceğini söyledi. "Özellikle sıcakla birlikte hastaların tansiyon durumlarında değişiklikler görüyoruz. Genel olarak kalp damarlarında genişlemeye meyil olması tansiyonu düşürebilirken, beraberinde olan sıvı kaybı ve stres durumu nabzın yükselmesine ve yine tansiyonun artmasına yol açabiliyor." dedi.

Kalp yetmezliği olup idrar söktürücü kullananlar ile tansiyon ilacı kullananların yaz aylarında ilaç dozlarının yeniden değerlendirilmesi gerekebileceğini belirten Çağlıyan, "Bu durumlarda da yine bu ilaçların dozajına bazı durumlarda dikkat etmek ve yaza göre ayarlamak gerekebiliyor. Bazı ilaçların dozunu artırmak gerekirken, bazılarını azaltmak gerekiyor." diye konuştu.

Sıvı Kaybı Pıhtılaşma Riskini Artırıyor

Aşırı sıvı kaybının kanın akışkanlığını azalttığını ve pıhtılaşma eğilimini artırdığını ifade eden Doç. Dr. Çağlıyan, "Ayrıca sıvı kaybı bizim sevdiğimiz bir şey değil. Çünkü fazla miktarda sıvı kaybı olduğu zaman kan normale göre daha akışkan olması gerekirken, sıvı kaybedildiğinde kanın da akışkanlığı azalıyor ve kanda da tromboz dediğimiz pıhtılaşmaya olan meyil artıyor. Birçok acil durumun da hastalarımızda genelde pıhtılaşma artmasıyla tetiklendiğini düşünecek olursak bu da yine bizim hastalarımızı kötü etkileyen bir etken olarak karşımıza çıkıyor." şeklinde konuştu.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...