Tufan Erhürman: Kıbrıs Türk Halkının Acıları Yok Sayılamaz
- Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Taşkent Katliamı'nın yıl dönümünde Avrupa Parlamentosu kararını 'skandal' olarak nitelendirdi.
- Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinden toplanan 83 Kıbrıslı Türk, 15 Ağustos 1974'te katledildi.
- Katliamdan yalnızca Suat Kafadar sağ kurtuldu; şehitlerin kalıntılarına 2007'de ulaşıldı.
- Şehitlerin kimlik tespitleri tamamlanarak 2014 ve 2016'da Taşkent Şehitliği'ne defnedildi.
- Erhürman, Kıbrıs Türk halkının acılarının yok sayılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Taşkent Katliamı'nın yıl dönümünde düzenlenen anma töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların yok sayılmasına ve görmezden gelinmesine asla izin vermeyeceklerini belirterek, "Kıbrıs Türk halkının haklarını her platformda anlatmaya ve savunmaya devam edeceğiz" dedi.
Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinden alıkonularak katledilen şehitler, Taşkent Şehitler Anıtı'nda düzenlenen törenle anıldı. Törene Cumhurbaşkanı Erhürman'ın yanı sıra Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 5'inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, bakanlar, milletvekilleri ve şehit aileleri katıldı. Çelenklerin sunulmasıyla başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti.
Erhürman: Avrupa Parlamentosu kararı skandal
Erhürman, konuşmasında Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıslı Rum kayıplarla ilgili alınan anıt kararını eleştirdi. Kıbrıslı Türk kayıpların ve acıların aynı hassasiyetle ele alınmadığını belirten Erhürman, bunun kabul edilemez bir çifte standart olduğunu ifade etti. "Avrupa Parlamentosu'nda alınan skandal bir kararla adeta Kıbrıslı Türk kayıplar yok sayılmıştır" dedi.
Yıllardır yapılan açıklamalar, itiraflar ve tanıklıkların Taşkent'te yaşananları açıkça ortaya koyduğunu söyleyen Erhürman, Kayıp Şahıslar Komitesi'nin çalışmalarına da değindi. Bu çalışmaların kayıpların araştırılması ve ailelerin acılarının dindirilmesi amacıyla sürdürüldüğünü belirten Erhürman, Avrupa Parlamentosu'nun kararının bu gerçekleri dikkate almadığını ve Kıbrıs gerçekliğini "eksik, yanlı ve tarafgir" bir biçimde değerlendirdiğini söyledi.
Şehitler anıldı, gelecek için mesaj verildi
Erhürman, Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinden toplanan masum insanların esir alınıp kurşuna dizilerek katledildiğini hatırlatarak, "Burada yatan her bir şehidimiz Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde yaşadığı acıların ve ödediği ağır bedellerin en somut göstergesidir" dedi.
Kıbrıs Türk halkının tarih boyunca varlığını, kimliğini ve özgürlüğünü korumak için büyük mücadeleler verdiğini dile getiren Erhürman, "Bugün onların huzurunda bizlere düşen görev çok çalışarak çocuklarımıza ve gelecek nesillere adil, güzel, huzurlu ve güvenli bir ülke bırakmaktır. Gelecek kuşakların aynı acıları yaşamaması için çok çalışacak ve çocuklarımıza, torunlarımıza güvenle yaşayabilecekleri bir ülke bırakacağız" ifadelerini kullandı.
Erhürman, "Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların yok sayılmasına, görmezden gelinmesine sessiz kalmayacak, izin vermeyeceğiz. Şehitlerimizi asla unutmayacak, unutturmayacağız" dedi. Konuşmasının sonunda tüm şehitleri rahmet ve minnetle andı, gazilere sağlık diledi.
Benan: "Bu acı KKTC'nin ortak acısıdır"
Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan, 15 Ağustos 1974'te yaşananların Kıbrıs Türk halkının hafızasında derin izler bıraktığını belirterek, "Bu acı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ortak acısıdır" dedi. Benan, 83 kişinin esir kampına götürülecekleri söylenerek evlerinden çıkarıldığını, otobüslere bindirildikten sonra kurşuna dizilerek katledildiğini ve toplu mezarlara gömüldüğünü anlattı.
Yaşananların sıradan bir savaş veya çatışma olmadığını vurgulayan Benan, "Bu yaşananlar insanlık vicdanını derinden yaralayan bir katliamdır" ifadelerini kullandı. Taşkent'te yaşananların unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyleyen Benan, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acılara rağmen teslim olmadığını ve mücadelesini sürdürdüğünü kaydetti. Türkiye'nin desteğinin önemine dikkat çeken Benan, şehitlere olan borcun vatana, bayrağa, devlete ve bağımsızlığa sahip çıkmak olduğunu belirtti. "Onurlu, adil ve kalıcı bir barıştan yana olmaya devam edeceğiz. Ancak bu barış eşitliğe, karşılıklı saygıya ve adalete dayanmalıdır" dedi.
Erdağlı: "Bu, onları son görüşümüz oldu"
Taşkent Şehit Aileleri Derneği Başkanı Erdinç Erdağlı ise 1974'ün ülke tarihinde bir dönüm noktası olduğunu belirterek, özgürlüğe kavuşmanın sevincinin yanında kaybedilenlerin acısının hâlâ yüreklerde yaşadığını söyledi. Erdağlı, 15 Ağustos 1974'te Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinden silah zoruyla toplanan 83 kişinin iki grup halinde köyden çıkarıldığını anlattı. "İlk olarak 45, daha sonra 38 kişi otobüslere bindirildi ve ailelerin çaresiz bakışları arasında götürüldü. Bu, onları son görüşümüz oldu" dedi.
Yaşananların, sağ kurtulan Suat Kafadar'dan öğrenildiğini belirten Erdağlı, Birleşmiş Milletler yetkililerinin Rum otoriteler tarafından olayı araştırmak için bölgeye alınmadığını söyledi. Rum yönetiminin sorumluluk üstlenmediğini ifade eden Erdağlı, uzun süren "karartma ve inkar döneminin" ardından şehitlerin kalıntılarına yıllar sonra ulaşılabildiğini, ancak iki şehidin kalıntılarının hâlâ bulunamadığını aktardı.
"Adalet arayışı intikam arayışı değildir" diyen Erdağlı, amaçlarının hakikatin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi olduğunu kaydetti. Anma törenlerinin geçmişi hatırlatmanın yanı sıra benzer acıların bir daha yaşanmaması için ortak sorumluluğu da hatırlattığını ifade etti.
Taşkent Katliamı: 83 Kıbrıslı Türk nasıl katledildi?
Taşkent, Tatlısu ve Terazi köylerinde yaşayan aralarında çocukların da bulunduğu 83 Kıbrıslı Türk, evlerinden alınarak bir gece köydeki Rum ilkokulunda tutuldu. Ertesi gün Limasol'daki esir kampına götürülecekleri söylenerek otobüslerle köyden çıkarıldı. Köylüler, iki ayrı noktada Rum silahlı grupları ve EOKA-B militanları tarafından kurşuna dizildi. Olaydan yalnızca Suat Kafadar sağ kurtuldu.
Kayıp olarak aranan şehitlerin kalıntılarına 2007 yılında, 33 yıl sonra ulaşıldı. Kimlik tespitlerinin tamamlanmasının ardından şehitler, 2014 ve 2016 yıllarında düzenlenen törenlerle Taşkent Şehitliği'ne defnedildi.
Tören, şehitliğin ziyaret edilmesiyle sona erdi.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.