Kültür-Sanat

İthaka'da Odysseus'a Adanmış 2.400 Yıllık Kutsal Alan Bulundu

18 Temmuz 2026 - 16:34 Yazar: Editör Masası
7 dk okuma 13
İthaka'da Odysseus'a Adanmış 2.400 Yıllık Kutsal Alan Bulundu
İthaka Adası'nda yapılan arkeolojik kazılarda, Odysseus'a adanmış 2.400 yıllık bir kutsal alan ortaya çıkarıldı. Buluntular, antik Yunanların Odysseus'u gerçek bir kahraman olarak onurlandırdığını gösteriyor.

Homeros'un Destanı ve Odysseus'un Gerçekliği

Yaklaşık 3 bin yıldır Batı edebiyatının en önemli yolculuk anlatılarından biri kabul edilen Homeros'un "Odysseia" destanı, tahtını geri almak için öfkeli tanrılarla ve deniz canavarlarıyla mücadele eden İthaka Kralı Odysseus'un hikâyesini anlatıyor. Destan 30'dan fazla kez sinemaya uyarlandı ve son olarak Christopher Nolan'ın The Odyssey filminin gösterime girmesiyle yeniden gündeme geldi. Ancak bilim insanlarının yüzyıllardır tartıştığı temel soru hâlâ geçerliliğini koruyor: Truva Atı fikrini geliştiren Odysseus gerçek bir hükümdar mıydı, yoksa hayal gücünün ürünü mü?

Modern araştırmacıların çoğu "Odysseia"yı folklorik bir anlatı olarak değerlendiriyor. Buna karşın Yunanistan'ın İthaka Adası'nda yürütülen son arkeolojik çalışmalar, antik çağ insanlarının Odysseus'u yalnızca kurmaca bir kahraman olarak görmediğini ortaya koyuyor. Bir analize göre, adadaki kayalık bir sırt üzerinde ortaya çıkarılan yaklaşık 2.400 yıllık geniş bir kutsal alanın, Odysseus'a yönelik yerel bir tapınma kültünün merkezi olduğu düşünülüyor.

'Homeros'un Okulu' Olarak Biliniyor

Exogi Dağı'nın teraslarına oyulmuş yapı kompleksi, bölge halkı tarafından uzun süredir "Homeros'un Okulu" olarak biliniyor. Arkeologlar alanı yüz yılı aşkın süredir incelese de, geçmişte buranın "Odysseia" ile doğrudan bağlantılı olabileceği görüşü büyük ölçüde reddedilmişti. 1878 yılında bölgede yapılan kazılarda, Homeros'un metinlerindeki ayrıntılı tasvirlerle örtüşen yeterli kanıt bulunamamıştı.

Ancak Yunanistan'daki Yanya Üniversitesi'nden arkeolog Giannos G. Lolos, 2018'den bu yana bölgede yeni kazılar yürüttü. Çalışmalar, 1994-2011 yılları arasında yapılan sistematik kazıların devamı niteliğinde. Yunanistan Kültür Bakanlığı geçen yaz yaptığı açıklamada, alanda büyük bir tören salonu, stratejik amaçla kullanılmış olabilecek bir gözetleme kulesi ve Miken tarzında inşa edilmiş sağlam bir su sarnıcı bulunduğunu duyurdu.

Bölge halkı uzun süredir kalıntıların Odysseus'un Miken dönemine ait sarayının temelleri olabileceğini düşünüyor. Ancak Lolos, ayakta kalan yapıların Odysseus'un yaşadığı varsayılan MÖ 1200'lü yıllara kadar uzandığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Buna rağmen buluntular, destansı şiir ile tarihsel gerçeklik arasındaki bağlantıya ışık tutuyor. Araştırmacılara göre antik Yunanlar için Odysseus, derin bir saygı ve bağlılık uyandıracak kadar gerçek bir figürdü.

New York Şehir Üniversitesi'nden arkeolog ve sanat tarihçisi Rachel Kousser, bir gazeteye yaptığı açıklamada, "Bu yeni buluntular Homeros'un Tunç ya da Demir Çağı'nı anlamamızı sağlamıyor. Bunun yerine Helenistik dönemdeki Yunanların hayali bir Homeros geçmişini nasıl yarattığını gösteriyor." dedi.

Kutsal Alanda Odysseus'un Adı Bulundu

Arkeologların "Odysseion" olarak adlandırdığı kutsal alanın MÖ 3. yüzyıla ait olduğu düşünülüyor. Bu tarih, Homeros'un destanlarını oluşturmasından yaklaşık 500 yıl, Odysseus'un Truva Savaşı'ndan dönüş yolculuğuna çıktığı varsayılan dönemden ise yaklaşık bin yıl sonrasına karşılık geliyor. Lolos ve ekibi alanda cilalı siyah bardaklar, takılar ve kişisel dua kaplarından oluşan geniş bir koleksiyon ortaya çıkardı. Ancak en dikkat çekici buluntular, binlerce kırık seramik parçası oldu.

Bunlar arasında Latince ve klasik Yunanca yazılar taşıyan çatı kiremitleri de var. Araştırmacılar, bu yazıların bugün izole haldeki kutsal alanın beklenmedik ölçüde kozmopolit bir merkez olduğunu gösterdiğini düşünüyor. Kazılarda Helenistik ve Roma dünyasının farklı kent devletlerinde basılmış 100'den fazla bronz ve gümüş sikke de bulundu.

Yunanistan Açık Üniversitesi'nden arkeolog Christina Marabea, bir gazeteye verdiği röportajda, "Bu bulgular denizcilerin, tüccarların ve hacıların, çok uzak bölgelerden bile İthaka'daki Odysseion'a sürekli olarak geldiğini gösteriyor." dedi. Üç farklı kiremit parçasında Odysseus'un adının damgalandığı veya kile kazındığı belirlendi. Yazılardan biri "Odysseus'un" anlamına geliyor ve arazinin mitolojik kahramana ait olduğu izlenimini veriyor. Bir diğerinde ise "Odysseus'a" ifadesi yer alıyor ve doğrudan krala sunulmuş bir adak olduğu düşünülüyor.

Penelope'ye de Tapınılmış Olabilir

Kutsal alandaki ayinlerin yalnızca Odysseus'a yönelik olmadığı tahmin ediliyor. Kazı bölgesinde onlarca ağırşak ve armut biçimli dokuma tezgâhı ağırlığı bulundu. Marabea'ya göre günlük dokuma faaliyetlerinde kullanılan bu araçlar, kadınların ritüellerde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Araştırmacı, kadınların Odysseus'un eşi Penelope'ye de tapınmış olabileceğini düşünüyor. Destanda Penelope, Odysseus'un yokluğunda kendisiyle evlenmek isteyen taliplerini oyalamak için gündüz ördüğü kumaşı geceleri sökmesiyle biliniyor.

Odysseus Kültü Nasıl Ortaya Çıktı?

Tarihçilere göre Homeros'un anlatısı gerçek bir Odysseus'tan esinlenmemiş olsa bile, MÖ 1700 ile 1050 yılları arasında büyük taş kalelerde yaşayan, denizaşırı seferlere çıkan ve geniş ticaret ağlarını yöneten Tunç Çağı hükümdarlarının dünyasını ölümsüzleştirdi. Odysseus efsanesi, "kahraman kültü" olarak bilinen güçlü bir dinî olgunun gelişmesine de katkı sağladı. MÖ 8. yüzyıla gelindiğinde yerel kahramanlara tapınma o kadar yaygınlaşmıştı ki Atinalı kanun koyucu Drakon, hazırladığı ilk hukuk kurallarında vatandaşların Olimpos tanrılarının yanı sıra yerel kahramanları da onurlandırmasını zorunlu kılmıştı. Homeros, Odysseus'u yaban domuzu dişlerinden yapılmış bir miğfer takarken betimliyor. Arkeologlar da bazı Tunç Çağı mezarlarında yaban domuzu dişlerine ait parçalar buldu.

Homeros Tek Bir Kişi miydi?

"Odysseia"nın yazarı konusunda da uzun süredir tartışmalar yaşanıyor. Akdeniz çevresindeki yedi şehir, Homeros'un doğum yeri olduğunu öne sürüyor. Bazı bilim insanları ise "İlyada" ile "Odysseia"nın üslup, ton ve dünya görüşü bakımından tek bir yazarın elinden çıkamayacak kadar farklı olduğunu savunuyor. Günümüzde akademik çevrelerde yaygın görüş, Homeros'un tek bir kişi değil, uzun bir sözlü anlatıcılar geleneğinin simgesi olduğu yönünde. Bu görüşe göre günümüzde okunan destanlar, MÖ 8. yüzyıl civarında, Yunanların Fenike alfabesini kendi yazı sistemlerine uyarladığı dönemde, yüzyıllara yayılan ortak bir hafızadan derlendi. Hikâyeler, "rhapsodos" adı verilen gezgin sözlü anlatıcılar tarafından kuşaktan kuşağa aktarıldı ve her yeni dinleyici kitlesine göre yeniden şekillendirildi. Ancak bu görüşe katılmayan araştırmacılar da var.

Homeros'un İthaka'sı Gerçekten Nerede?

Odysseus, 20 yıl süren savaş ve yolculuğun ardından nihayet İthaka'ya dönmüştü. Ancak destandaki İthaka'nın günümüzde aynı adı taşıyan ada olup olmadığı da tartışmalı. Antik çağ tarihçileri bile Homeros'un coğrafi anlatımlarından şüphe duyuyordu. MÖ 3. yüzyılda yaşamış coğrafyacı Eratosthenes, "Rüzgârların konulduğu torbayı diken ayakkabıcıyı bulduğunuzda, Odysseus'un yolculuklarının geçtiği yerleri de bulursunuz." diyerek destanın kelimesi kelimesine yorumlanmaması gerektiğini savunmuştu.

"Odysseia"da İthaka, güneşin karanlığa battığı, batının en uzağında bulunan alçak bir yer olarak tarif ediliyor. Günümüzdeki İthaka ise dağlık bir ada ve komşusu Kefalonya'nın doğusunda yer alıyor. Uzun süredir tartışılan bir teoriye göre, Tunç Çağı'nda bir deniz kanalı Kefalonya'daki Paliki Yarımadası'nı ana karadan ayırıyor ve bölgeyi bağımsız bir ada hâline getiriyordu. Ancak yaklaşık 20 yıllık jeolojik araştırmalarda bu kanalın varlığına ilişkin kanıt bulunamadı. Klasik dönem uzmanı James Diggle ile jeolog John Underhill, bir dergide yayımlanan çalışmalarında, ilk çevirmenler ve haritacıların Homeros'un ifadelerini yanlış yorumladığını öne sürdü. Araştırmacılara göre özgün Yunanca metnin kelimesi kelimesine incelenmesi, İthaka'yı kesin biçimde bir ada olarak tanımlamıyor; kullanılan ifadeler daha çok bir yarımadaya işaret ediyor.

Odysseion'daki son bulgular ise tartışmayı yeniden geleneksel görüşe çevirebilir. Lolos, kazıların günümüzdeki İthaka'nın Homeros'un anlattığı İthaka olduğunu güçlü biçimde desteklediğini savunuyor. Araştırmacıya göre "alçakta ve batının en uzağında" ifadesi gerçek bir harita tarifinden değil, şiirsel bir bakış açısından kaynaklanıyor. İthaka'nın denizden bakıldığında görülen çarpıcı kıyı şeridinin, Homeros'un betimlemeleriyle uyumlu olduğu belirtiliyor. Lolos'a göre adanın efsanevi geçmişinin en güçlü kanıtlarını, toprağın altından çıkarılan eserler oluşturuyor. Bunlar arasında Odysseus'a sunulmuş bir adağın kazındığı geç Helenistik döneme ait kil dua maskesi parçası ve 1904 yılında bulunan küçük bir bronz büst yer alıyor. Büstün, antik İthaka sikkelerinde Odysseus'u simgeleyen başlıklı siluete benzediği belirtiliyor.

Ayrıca MÖ 3. yüzyılın sonlarına ait bir kararname, Türkiye'nin batısında bulunan antik Magnesia kentinin taş duvarlarında korunmuş durumda. İthaka halkı tarafından çıkarılan kararnamede, Odysseus'u onurlandırmak amacıyla düzenlenen atletizm ve kültür festivali "Odysseia"dan açıkça söz ediliyor. Araştırmacılara göre bu eserler yalnızca arkeolojik tarihlemeyi değiştirmiyor, edebiyat ile coğrafya arasında da doğrudan bir bağ kuruyor.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...