Kültür-Sanat

Müslüman Fethi Sonrası Kullanılan Hristiyan Kilisesi Bulundu

25 Temmuz 2026 - 00:16 Yazar: Editör Masası
3 dk okuma 14
Müslüman Fethi Sonrası Kullanılan Hristiyan Kilisesi Bulundu
İspanya'nın Calasparra bölgesinde bulunan Cerro de la Virgen kazı alanında, 5. yüzyılda inşa edilip 9. yüzyıla kadar kullanılan bir Hristiyan kilisesi keşfedildi. Arkeologlar, bu keşfin Müslüman fethi sonrasında da Hristiyan topluluğunun varlığını sürdürdüğünü ve iki din arasındaki ilişkilerin sanılandan daha uyumlu olduğunu gösterdiğini belirtti.

Giriş

İspanya'nın Murcia bölgesinin kuzeybatısındaki Cerro de la Virgen de Calasparra'da yürütülen arkeolojik kazılar, tarihçilerin Endülüs'ün ilk yüzyıllarına dair kabul gören bazı görüşlerini yeniden değerlendirmelerine neden oldu. Araştırmacılar David Martínez ve Rubén Fernández tarafından Salduie dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, 713 yılındaki Müslüman fethinden sonra da varlığını sürdüren ve yaklaşık iki yüzyıl daha kullanılmaya devam eden erken dönem bir Hristiyan kilisesi ortaya çıkarıldı.

Kilisenin Yapısı ve Tarihlendirme

Kilisenin MS 5. yüzyılın ilk yarısında inşa edildiği ve en az 9. yüzyıla kadar ibadet amacıyla kullanıldığı belirlendi. Radyokarbon analizleri yapının MS 410-440 yılları arasında inşa edildiğini ortaya koyarken, seramik buluntular ve tabakalaşma incelemeleri alanın uzun süre kesintisiz kullanıldığına işaret ediyor.

Arkeologlar, üç bölümlü bir kutsal alana sahip tek nefli kilisenin, Geç Antik Çağ'a özgü mimari özellikler taşıdığını ifade ediyor. Yapının Asturias'taki Vizigot dönemine ait Santa Cristina de Lena Kilisesi ile dikkat çekici benzerlikler gösterdiği, ayrıca sakristi ve apsis düzenlemelerinin Suriye'deki bazı piskoposluk kiliseleriyle ortak özellikler taşıdığı belirtiliyor.

Bölgede daha önce yapılan kazılarda, Avrupa'da nadir görülen Efkaristiya güvercini biçiminde tasarlanmış bronz bir erken dönem Hristiyan kandili bulunmuştu.

Müslüman Fethi Sonrası Kullanım

Çalışmanın en dikkat çekici sonucu, kilisenin Müslüman fethinden sonra da Hristiyan ibadeti için kullanılmaya devam etmesi oldu. Araştırmacılar, yapının camiye çevrildiğine ya da dini işlevini hemen kaybettiğine dair herhangi bir kanıt olmadığını vurguluyor.

Kilisede bulunan depolama kapları ve pişirme kapları, "kilisenin kutsallığını yitirdiği ya da İslami konutlara dönüştürüldüğü şeklinde yorumlanmamalı" ifadeleriyle değerlendiriliyor. Bu buluntular, yapının hem dini hem de toplumsal kaynak yönetimi amacıyla kullanıldığını gösteriyor. Seramiklerin tipolojik ve stratigrafik incelemeleri, kilisenin litürjik işlevini 9. yüzyıla kadar sürdürdüğünü destekliyor.

Tudmir Antlaşması ve Ekonomik Rol

Bulgular, 713 yılında Müslüman yöneticiler ile Vizigot soylusu Theodemir (Tudmir) arasında imzalanan anlaşma bağlamında değerlendiriliyor. Bu anlaşma, Hristiyan toplulukların vergi ödemeleri karşılığında siyasi, dini ve ekonomik kurumlarının bir bölümünü belirli bir süre koruyabilmelerine olanak tanımıştı.

Kazılarda bulunan teraziler, ağırlık taşları ve vergi denetiminde kullanılan diğer nesneler, kilisenin sadece dini bir merkez değil, aynı zamanda bölgesel ekonomi ve vergi sisteminde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Bulunan ağırlıklardan birinin üzerinde Arapça "Adalet Allah'ındır" anlamına gelen bir yazıt bulunuyor.

Araştırmacılar, "Bu tepedeki Hristiyan topluluğu, İslam devletine vergi ödeyen ve bölgesel mali ve ticari ağlara entegre olmak zorunda kalan bir topluluktu" değerlendirmesinde bulunuyor.

Endülüs'e Geçiş Süreci

Cerro de la Virgen örneği, İber Yarımadası'ndaki İslamlaşma sürecine dair yeni ipuçları sunuyor. Bulgular, nüfusun veya kurumların bir anda yer değiştirmesinden ziyade onlarca yıl süren bir uyum, birlikte yaşama ve kademeli dönüşüm sürecine işaret ediyor.

Çalışmaya göre, Hristiyan nüfus zamanla iki dinamik arasında sıkıştı: Bir yandan Endülüs devletinin vergi toplama ve bölgeyi yeniden örgütleme kapasitesi artarken, diğer yandan İslam'a geçiş sosyal ve hukuki uyum sağlamanın bir yolu haline geldi. Araştırmacılar, Hristiyan toplulukların ortadan kalkmasının zorunlu olarak yıkım ya da sürgünlerden kaynaklanmadığını, bunun yerine yeni Endülüs toplumuna yavaşça entegre olmalarının bir sonucu olduğunu savunuyor.

Martínez ve Fernández, "Kilise hiyerarşisi fetih sırasında elde edilen avantajlı anlaşmaları sürdüremedi. Artan merkeziyetçilik, vergi sisteminin etkinleşmesi ve Kurtuba'nın giderek güçlenen çekim merkezi haline gelmesi, kiliselerin, manastırların ve Hristiyan elitlerin ekonomik temelini aşındırdı" ifadelerini kullanıyor.

Araştırmacılar, aradan geçen 13 yüzyıldan sonra Cerro de la Virgen kalıntılarının, Vizigot dünyasından Endülüs'e geçişin bazı bölgelerde sanıldığından çok daha kademeli, müzakereye dayalı ve karmaşık bir süreç olduğunu gösteren önemli kanıtlar sunduğunu belirtiyor.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...