Arnica Art Land'ın 5 Yıllık Kültürel Miras Dönüşümü
- Arnica Art Land, 5 yıl önce bir koleksiyon projesi olarak başladı ve zamanla toplumsal fayda odağına dönüştü.
- Platform, Anadolu'da unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerleri sanatla görünür kılmayı hedefliyor.
- Her yıl farklı bölgelerde düzenlenen çalıştaylarda yerel halkla iş birliği yapılıyor.
- Çalıştaylarda geleneksel el sanatları, masal anlatıcılığı ve beden sanatı gibi disiplinler bir araya getiriliyor.
- Gelecek hedefleri arasında sanat eğitimi alan öğrencilerle daha fazla çalışmak ve keşfedilmemiş hikayeleri ortaya çıkarmak yer alıyor.
Arnica Art Land'ın temeli, Senur Biçer'in babasına yönelik sanatsal bir teşekkür projesi oluşturma isteğine dayanıyor. Biçer, ailesi için önemli bir mekanı sanatla paylaşım alanına dönüştürmeyi amaçladıklarını belirtiyor.
İlk aşamada amaç, sanat eserlerinden oluşan bir koleksiyon oluşturmakmış. Ancak süreç ilerledikçe bu fikrin kendi yaklaşımıyla tam örtüşmediğini fark etmiş: "Ben koleksiyonerliği biraz farklı görüyorum. İnsan, evinde kendi duygusuna hitap eden eserlerle yaşamak istiyor. Sanatı hiçbir zaman bir yatırım aracı olarak görmedim."
Sanatı Toplumla Buluşturma Fikri
Biçer, sanatçılarla kurduğu yakın temasın ve çalıştay ortamının projeye yeni bir boyut kazandırdığını söylüyor. Sadece sanatçılar değil, çalışanlar, aileler ve çocuklar da sürece ilgi göstermeye başlamış. "Çocuklar resim yapıyor, insanlar merak ediyor, sanatçılar ve küratörler de bu süreci sahipleniyordu. Sonra öğrenci grupları gelmeye başladı. O zaman düşündüm; madem burada bir paylaşım alanı oluşturuyoruz, bunu neden daha geniş kesimlere yaymayalım?"
Bu düşünce, Arnica Art Land'ın temel yaklaşımını şekillendirmiş: Sanatı yalnızca belirli bir çevreyle sınırlı tutmak yerine, toplumun sanat okuryazarlığını artıran bir platforma dönüştürmek. Biçer, insanların sanatla temas ettikçe bakış açılarının değiştiğini gözlemlediğini ifade ediyor: "İnsanlar 'Biz yapamayız ama çocuklarımızın yolunu açabiliriz' demeye başladılar. O zaman yaptığımız yatırımın toplumsal fayda üretmesi gerektiğini düşündüm."
Anadolu'nun Kültürel Hafızasının İzinde
Projenin üçüncü yılında Arnica Art Land rotasını Anadolu'ya çevirmiş. Bu karar, tesadüfi bir davetle Bayburt'ta başlayan bir yolculuğa dönüşmüş. Biçer, amaçlarının yalnızca bir sanat etkinliği düzenlemek olmadığını, aynı zamanda unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerleri görünür kılmak olduğunu söylüyor: "Bulunduğumuz bölgelerde atıl kalmış ama çok kıymetli kültürel varlıkları, el sanatlarını ortaya çıkarabilir miyiz diye düşündük."
Bayburt'ta bu arayışın merkezine ehram kumaşı yerleşmiş. Çalıştay sırasında, ehram dokumacılığını sürdüren son ustalardan biri olan Sevim Hanım'la tanışmışlar. "Sevim Hanım, bu işi annesinden öğrendiğini ama artık öğretecek kimse bulamadığını anlatıyordu. Kimse dokumak istemiyor, bu gelenek yavaş yavaş kayboluyor." Bu karşılaşma, teknolojinin ve modern yaşamın geleneksel üretim biçimleri üzerindeki etkisini sorgulatan bir deneyim olmuş. Arnica Art Land ekibi, Bayburt'un kültürel mirasını günümüz sanat üretimiyle buluşturmak amacıyla ehram kumaşını tuval olarak kullanmış. "Ehram kumaşı sadece günlük yaşamda kullanılan bir nesne olmaktan çıkıp sanat eserlerinin parçası haline geldi. Böylece onun hikâyesini yeniden görünür kıldık." Bölgedeki etnografya müzesindeki halılar, motifler ve anlatılar da sanatçılara ilham vermiş.
Anadolu Hikâyelerinden Yeni Temalar
Bayburt deneyiminin ardından Arnica Art Land, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yeni hikâyeler aramaya devam etmiş. Biçer, bir karşılaşmada Kibele kültünün zaman içinde Aba Sultan anlatısına dönüştüğünü öğrendiklerini anlatıyor: "Köydeki kadınlar bize, Kibele'nin zaman içinde Aba Sultan'a dönüştüğünü anlattı. Biz de bu hikâyeden yola çıkarak 'Kibele'den Aba Sultan'a' başlığını oluşturduk." Bölgede hâlâ sürdürülen ritüeller, dilek ağaçları ve doğayla kurulan ilişkiler, sanatçılar için ilham kaynağı olmuş. "Amacımız bu gelenekleri romantize etmek değil; bugün çok az kişinin yaşatmaya çalıştığı kültürel değerleri görünür kılmak."
Senur Biçer'e göre Arnica Art Land'ın beş yıllık dönüşümünün merkezinde, sanat aracılığıyla paylaşım ve toplumsal etkileşim fikri yer alıyor. "Her bölgenin anlatacak bir hikâyesi var. Biz de sanat aracılığıyla o hikâyelerin duyulmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz." Çalıştayların temel amacının yerel ritüelleri yeniden canlandırmak değil, o ritüellerin taşıdığı kültürel hafızayı görünür kılmak olduğunu vurguluyor: "Amacımız ritüelin kendisini yapmak değil. Yerel halkın kültürünü yeniden su yüzüne çıkarmak, onu konuşturmak." Bu nedenle her bölgede yerel paydaşlarla çalışılıyor ve etkinlikler doğal akışında yerel yaşamın parçası hâline geliyor.
Sanatın Farklı Disiplinlerini Bir Araya Getirmek
Arnica Art Land'da sanat yalnızca resim üretiminden ibaret değil. Biçer, her yıl farklı disiplinleri çalıştaylara dâhil etmeye özen gösterdiklerini anlatıyor. Dördüncü çalıştayda masal anlatıcılığı yer almış. Hikâye anlatıcısı, bölgenin tarihini araştırarak kazı ekibiyle görüşmüş ve antik kentten ilham alan yeni bir anlatı üretmiş. Bu anlatı daha sonra yayınlarda yer almış ve sesi eski bir radyo üzerinden kurgulanan bir enstalasyonla ziyaretçilere sunulmuş.
Bir diğer dikkat çeken üretim ise beden sanatı olmuş. Bir sanatçı, canlı bir modeli tuval gibi kullanarak bölgenin hikâyesinden ilham alan bir performans gerçekleştirmiş. Biçer, bunun land art anlayışına yaklaştığını söylüyor: "Land art silindiği zaman bitiyor. Geriye sadece fotoğrafı kalıyor. Sanatın her zaman kalıcı olması gerekmiyor. O an amacına ulaşıyor ve tamamlanıyor." Çalıştaylarda keçe ustaları, çini sanatçıları ve dokuma ustaları da sanatçılarla birlikte çalışarak bilgi ve deneyimlerini paylaşıyor.
Usta-Çırak İlişkisini Yeniden Kurmak
Biçer'in önem verdiği konulardan biri de genç sanatçılarla deneyimli isimleri aynı üretim ortamında buluşturmak. "Her yıl üstüne koyduğumuz en önemli şeylerden biri genç sanatçılarla deneyimli sanatçıları bir araya getirmek. Aslında usta-çırak ilişkisini yeniden yaşatmaya çalışıyoruz." Bu modelin somut sonuçlarını gördüklerini belirtiyor: "Bir sonraki yıl bakıyoruz; sanatçılar kendi aralarında yeniden buluşuyor, birlikte sergiler açıyorlar. Genç sanatçıların özgüveni artıyor ve kendi yollarını çizmeye başlıyorlar." Arnica Art Land'ın beşinci durağı Edirne olmuş. Çalıştayın çıkış noktası, yüzyıllardır bilinen "Edirne kırmızısı" pigmenti. Biçer, bu tarihsel mirasın yeniden görünür hâle getirilmesi gerektiğini vurguluyor: "Biz sloganlarla hareket etmeyi sevmiyoruz. Önce bu işin doğrusunu öğrenelim istedik." Araştırmalar sonucunda Edirne kırmızısının, Edirne'de yetişen kök bitkilerinden elde edilen doğal bir pigment olduğu ve 19. yüzyılda reçetesinin Avrupa'ya taşındığı ortaya çıkmış.
Her çalıştayın sonunda yalnızca bir sergi değil, kapsamlı bir arşiv hazırlanıyor. Biçer, hazırlanan kitapların uluslararası akademik çevrelerde ilgi gördüğünü belirtiyor: "Geçen yıl hazırladığımız yayın Japonya'ya kadar ulaştı." Arnica Art Land'ın çalışma modelinin temelinde "sanatçı merkezli" bir anlayış bulunuyor. Biçer, "Şirket olarak insan merkezli bir yönetim anlayışımız var. Çalıştaylarda da aynı yaklaşımı sanatçılar için benimsiyoruz." diyor. Sanatçıların rahat çalışabilecekleri bir ortam oluşturmanın öncelikleri olduğunu, bunun üretime doğrudan yansıdığını ifade ediyor.
Özel Sektörün Sanata Daha Fazla Dokunması Gerekiyor
Kültür-sanat yatırımlarında özel sektörün rolüne değinen Biçer, tarih boyunca sanatın güçlü destekçiler sayesinde geliştiğini hatırlatıyor: "Eskiden bu desteği kiliseler veriyordu, sonra saraylar ve devletler üstlendi. Bugün ise her şeyi devletten beklemek mümkün değil." İş dünyasının daha fazla sorumluluk alması gerektiğini düşünüyor: "İş dünyası sadece sponsor olmamalı; sanatçıya gerçekten dokunmalı." Sanatçının görünmeyen üretim koşullarının da desteklenmesi gerektiğini vurguluyor ve sürdürülebilir bir sanat ekosisteminin ancak sanatçı, galeriler, koleksiyonerler ve iş dünyasının ortak hareket etmesiyle mümkün olacağını söylüyor.
'Önümüzdeki 5 Yılda Yine Keşfedilmemiş Hikâyelerin Peşinde Olacağız'
Arnica Art Land'ın gelecek hedeflerine ilişkin konuşan Biçer, temel motivasyonlarının değişmediğini belirtiyor: "Yine yapılmamış şeylere dokunmak, görünmeyeni görünür kılmak istiyoruz." Önümüzdeki dönemde özellikle sanat eğitimi alan öğrencileri sürece daha fazla dahil etmeyi planladıklarını ifade ediyor. Çalıştayların yalnızca üretilen eserlerle sınırlı olmadığını, asıl amacın üretim sürecini toplumla paylaşmak olduğunu söylüyor. İlk yıllarda sergiler Mersin'deki fabrikada ve yerel galerilerde düzenlenirken, son dönemde İstanbul'daki Atatürk Kültür Merkezi'ne (AKM) taşınmasının nedenini şöyle açıklıyor: "İnsanlar sadece eserleri görmesin, o atmosferi de yaşasın istedik." AKM'de gösterilen belgeseller sayesinde ziyaretçilerin sanatçıların üretim sürecine tanıklık ettiğini belirtiyor.
Üniversitelerle iş birliklerini artırmayı hedeflediklerini söyleyen Biçer, öğrencilerin bu üretim süreçlerinin doğal bir parçası olmasını istiyor: "Öğrencilerin sadece sınıfta eğitim almalarını değil, bu tür üretim ortamlarını da deneyimlemelerini önemsiyoruz." Arnica Art Land'ın deneyim paylaşmaya hazır olduğunu belirten Biçer, amaçlarının projeleri kendilerinin yürütmesi değil, farklı kurumların da benzer modeller geliştirmesine katkı sağlamak olduğunu ifade ediyor: "Bizden yardım istesinler, deneyimimizi paylaşalım ama işi onlar yapsın. Çünkü ancak o zaman sahiplenebilirler." Biçer'e göre Arnica Art Land'ın önümüzdeki beş yılı aynı ilke etrafında şekillenecek: "Daha çok öğrenciye ulaşmak, sanat eğitimini toplumla daha fazla buluşturmak ve Anadolu'da henüz gün yüzüne çıkmamış hikâyeleri ortaya çıkarmaya devam etmek."
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.