Abdullah Ercan'dan Dünya Kupası Sözleri: "Ayran İçtiğim Yere Madalyamla Döndüm"
- Abdullah Ercan, 2002 Dünya Kupası'nda 3. olan Milli Takım'da sol bek olarak yer aldı ancak turnuvada bir dakika bile süre alamadı.
- Çocukluğunda ayran içtiği Taksim Parkı'nda madalyasıyla karşılanmanın duygusunu anlattı.
- Madalyasını 30 bin Euro'ya satmayı teklif eden internet şirketini reddettiğini, madalyanın en büyük mirası olduğunu söyledi.
- Montella'nın Milli Takım'ı kaos oyunundan kurtardığını ve santrforsuz oyun anlayışını doğru bulduğunu belirtti.
- Hakan Çalhanoğlu'nun yokluğunun en çok hissedileceğini, Arda Güler'in ise en etkileyici oyuncu olduğunu ifade etti.
Bu görsel yapay zeka teknolojileri kullanılarak oluşturulmuştur. Görsel haber içeriğini temsil etmek amacıyla hazırlanmıştır.
2002 Dünya Kupası Anıları
2002 Dünya Kupası'nda üçüncü olan A Milli Takım'ın sol beki Abdullah Ercan, 2026 Dünya Kupası öncesinde bir röportajda soruları yanıtladı. İşte Ercan'ın çarpıcı açıklamaları:
"Hocam, klasik soruyu sormadan olmaz, 2002'de kaç yaşındaydınız? 30 yaşındaydım. Hemen bir anekdot anlatarak başlayayım. Ben doğma büyüme İstanbulluyum ve Taksimliyim. 2002'de bizi karşılamak için platformun kurulduğu yer Taksim Parkı'ydı. O park, o alan benim küçükken ayranına maç oynadığım yerdi. 7'şerli takımlarla maç yapıyorduk, kazanan karşı taraftan ayran içiyordu. Kısmete bakın ki 2002'de bizi karşılamak için kutlama platformu orada kuruldu. Oraya çıktığım an dedim ki; vay be nerede başladık, nereye döndük. Ayran içtiğimiz yere, madalyamızla geldik."
Dünya Kupası deneyimini değerlendiren Ercan, "Biz de ilk kez katılmıştık, neyin ne olduğunu ilk başta anlamadık. Hatta Brezilya maçından sonra işin farkına vardık, çünkü kaybetmiştik. Daha önce Avrupa Şampiyonası deneyimimiz vardı ama Dünya Kupası hiçbirine benzemiyor. Avrupa Şampiyonası'nda rakipler sadece Avrupa'dan, Dünya Kupası'nda Asya, Afrika, Güney Amerika gibi farklı takımlar var." dedi.
Takım sinerjisine değinen Ercan, "Bizim oyun konusunda bir sıkıntımız yoktu. 10 senedir birlikte oynayan, ne oynanacağını bilen bir takımdık. Çok iyi bir takım sinerjisi vardı. Bir milli takım başarı elde edecekse o takımı kulüp takımı hüviyetine sokmak lazım. O zaman Fatih Terim bunu başlattı, Mustafa Denizli ve Şenol Hoca da başarıyla uyguladı. Şimdi de aynı şey var, bir kulüp takımı havası var. O zaman sadece iki oyuncu yurt dışından geliyordu, şimdi yarısından fazlası yurt dışında oynuyor. Bu bir avantaj." ifadelerini kullandı.
Oynamama Kırgınlığı
Turnuvada bir dakika bile süre almadığını hatırlatan Ercan, "Yapma, bunu sorma... Aradan 24 yıl geçti, ne ben bunun nedenini sordum, kimse de cevap vermedi. Ama kırgınım. O takımın oraya gelmesinde büyük emeğim var ama bir dakika bile süre almadık. Hatta takımda süre almayan bir yedek kaleci ve bir de ben vardım." dedi. Tepki göstermediğini belirten Ercan, "Öyle bir ortamda kimse farklı davranamaz. Takım içindeki oyuncular benim oyuna girmemi çok istediler ama o günün antrenörü böyle uygun gördü." şeklinde konuştu.
Madalyanın Değeri
Madalyasının paha biçilemez olduğunu vurgulayan Ercan, "Beni bir internet şirketi aradı ve formamı ve madalyamı almak istediklerini söyledi. Formaya 7 bin 300 Euro, madalyaya da 30 bin Euro en alt limit verebileceklerini söylediler. Ama bu madalyanın değeri paha biçilemez. Madalyam ben öldükten sonra oğluma kalacak. Bırakacağım en büyük miras bu." ifadelerini kullandı.
Montella ve Günümüz Milli Takımı
Teknik direktör Montella'yı değerlendiren Ercan, "Montella, Türk futbolunu kaos oyunundan kurtardı. Milli Takım'ın ne oynadığı belli değildi, Montella ile bu değişti. Artık belli prensipleri olan bir takım var." dedi. Santrforsuz oyun eleştirilerine yanıt veren Ercan, "Santrforsuz oyun aslında 3 forvetle oynuyor, insanlar onu göz ardı ediyor. Arda'yı da sayarsan 4 tane. İnsanlar artık pivot santrforla oynamıyor. Son Şampiyonlar Ligi şampiyonu PSG'ye bakın." diye konuştu.
Yabancı kuralı hakkında da görüş belirten Ercan, "Ben sınırlar konulmasına karşıyım. Sayılarla futbol oynanmasına karşıyım. 10+4 Türk futbolu için çözüm olmaz." ifadelerini kullandı.
İki Takım Karşılaştırması
2002 takımı ile günümüz takımını karşılaştıran Ercan, "Aslında benzerlik de var, farklılık da. Bir kere hocalar farklı. Bizimki Türk'tü ama Montella'nın da Türk'ten kalır yanı yok. Doğruyu söylemek gerekirse bu takımda çözüm üretecek daha çok isim var. Ama şöyle de bir şey var: Türk futbol tarihinin en büyük başarısını biz elde ettik. Şimdi diyorlar ki şu daha iyi, bu daha iyi. Önce büyük bir başarı elde etsinler de görelim. Bizim yaptığımızı birileri geçene, kupada final oynayana kadar en iyisi biziz." dedi.
İki takım arasındaki ruh farkına değinen Ercan, "Bizim bir avantajımız vardı: 93'ten beri beraber oynayan en az 10 oyuncu vardı. Akdeniz Olimpiyatları'ndan beri birlikte oynuyorduk. 7-8'i ilk 11 oyuncusuydu. İstikrar adına bu önemli." şeklinde konuştu.
Genç Oyunculara Mesaj
Günümüz milli takımına mesaj gönderen Ercan, "Bu milli takımın sinerjisi çok güçlü. Heyecanları çok yüksek. İnşallah yolları çok açık olur." dedi.
Lucescu Anısı
Rahmetli Lucescu'nun "Bu milli takımın temellerini ben attım" sözünü hatırlatan Ercan, bu ifadeyi doğruladı. O dönem ümit milli takım sorumlusu olduğunu belirten Ercan, Lucescu'nun kendisini çağırdığını ve "Ben bu milli takımı gençleştireceğim, Ümit takımdan kaç tane oyuncu verebilirsin? Kimler A takımda oynama potansiyeline sahip?" diye sorduğunu söyledi. Ercan, Ümit takımda Merih Demiral, Zeki Çelik, İrfan Can Kahveci, Emre Mor gibi isimlerin olduğunu ve Lucescu'nun cesaret gösterip onları A takıma aldığını ve oynattığını ifade etti. "Ben çok hocayla çalıştım, Lucescu gibi bir antrenör görmedim. Antrenman bilimi, tekniği ve öğretmek adına ondan iyisini görmedim." dedi.
F16'lı Dönüş
Dönüş yolculuğunda F16'ların eşlik ettiği anı anlatan Ercan, "Sarp'tan ülkeye girerken iki F16'nın kanadın ucuna gelip orada bulunması insanın gözlerini dolduruyor. Hayatımızda böyle bir şey yaşamamıştık. Yolcu uçağı ile gidiyorsunuz, bir F16 sağda biri solda. Sonrasında bir iletişim oldu uçakla, 'Bizlere yaşattığınız güzel duygular için sağ olun. Yuvanıza hoş geldiniz, sizlerle gurur duyuyoruz. Size İstanbul'a kadar eşlik edeceğiz' diye bir anonstu. O anı hayatım boyunca unutamam. Ben bir savaş uçağını ilk kez o kadar yakından gördüm." dedi.
En Etkileyici Oyuncu ve Kadro Tahmini
Milli Takım'da kendisini en çok etkileyen oyuncunun Arda Güler olduğunu söyleyen Ercan, "Hakan Çalhanoğlu'nun yokluğu en çok hissedilir. Takımın bir ağabeye ihtiyacı var mı sorusuna ise Hakan abi zaten, ama Türk futbolu abilik işlerini geçmeli." şeklinde konuştu.
Kadro tahmininde bulunan Ercan, "Uğurcan kalede. Sağ bekte Mert Müldür ya da Zeki (son form grafiğine göre Zeki). Stoperler Merih ve Abdülkerim. Solda Ferdi. Hakan olmazsa olmaz. Arda keza olmazsa olmaz. Kenan, Barış sakat değilse Kerem merkez santrfor. Orta sahada rakibe göre Orkun ya da İsmail oynayacak." değerlendirmesini yaptı.
Oyuncu Seçimleri
Takımda oynamayan oyunculara yönelik eleştirilere yanıt veren Ercan, "Gelenek diye bir şey olmaz! Oyuncu beğenme kriterleri farklı olabilir. Buna yol arkadaşlığı, yoldaşlık diyebiliriz. Montella takımlarında oynamayanları çek etmeliydi. Ama hocamız takımlarında oynamasalar bile ne oynatmak istediğini bildiklerini, yeni birine öğretmek için süresi olmadığını söylüyor. Saygı duyuyorum." dedi.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.