Urumçi'den Turfan'a, Hotan'dan Taklamakan'a 10 Günlük Yolculuk
- Sincan Uygur Özerk Bölgesi, 1884'te "Sincan" adını almış, 1955'te özerk bölge statüsü kazanmıştır.
- Turfan'daki Jiaohe Antik Kenti (Yarğul), MÖ 2. yüzyılda kurulmuş, UNESCO Dünya Mirası listesindedir.
- Bezeklik Bin Buda Mağaraları'ndaki 77 mağaranın duvar resimleri, 19. ve 20. yüzyıllarda yabancı araştırmacılar tarafından sökülmüştür.
- Taklamakan Çölü'nde çölleşmeyle mücadele çalışmaları 1983'ten bu yana devam etmektedir.
- Gezi boyunca Urumçi, Turfan ve Hotan'da enerji, tarım ve lojistik yatırımları tanıtılmış, Uygur gençleriyle yapılan sohbetlerde Türkiye'ye ilgi gözlemlenmiştir.
İpek Yolu'nun Çekirdek Bölgesi
Çin Halk Cumhuriyeti'nin küresel çapta basın mensuplarını davet ettiği Sincan inceleme gezisi, Urumçi'den Turfan'a, Hotan'dan Taklamakan Çölü'ne uzanan bir rotayı kapsadı. Program, Kuşak ve Yol Girişimi ve İpek Yolu Ekonomik Kuşağı'nın çekirdek bölgesi olarak tanımlanan Sincan'daki yatırımları uluslararası basına tanıtmayı hedefliyordu. Ancak resmi programın dışına taşan gözlemler ve Uygur Türkleriyle yapılan samimi sohbetler, bölgeyi anlamak açısından en az yatırımlar kadar önemliydi.
Güvenlik Birinci Öncelik
Urumçi'ye iner inmez dikkati çeken en önemli unsur, şehir genelinde hissedilen yoğun güvenlik önlemleriydi. Havalimanından kent merkezine uzanan güzergâhta kavşaklardan üst geçitlere, kamu binalarından caddelere kadar hemen her noktada güvenlik kameraları bulunuyordu. Rehberler, bu kamera sistemlerinin yalnızca Sincan'a özgü olmadığını, Çin genelinde yaygın olarak kullanıldığını belirtti.
Yeni Sınır: Sincan
Sincan Uygur Özerk Bölgesi adını 1955 yılında almış olup, Çince'de yeni sınır anlamına gelmektedir. Bölge, 1884'te Sincan olarak isimlendirilmiş ve Çin'in batıya doğru genişleme sürecinde sınır coğrafyası olarak hassas bir öneme sahip olmuştur. Gezi boyunca verilen ana mesaj, Çin-Sincan entegrasyonunun avantajları üzerine kurgulanmıştı.
Türk-İslam Tarihine Teğet Geçildi
Resmi program, Çinli yetkililer tarafından en ince ayrıntısına kadar planlanmıştı. Gezi boyunca yalnızca görülenlere değil, görülmek istenmeyenlere de dikkat edildi. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Urumçi yakınlarındaki Tianshan Mingyue City'de düzenlenen gece gösterisiydi. Tarihi kale içinde videomapping, dans ve akrobasi gösterileriyle Sincan'ın hanedanlık dönemlerinden itibaren Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Ancak bu kadim coğrafyanın Türk-İslam geçmişine dair unsurların gösteride neredeyse hiç yer almaması dikkat çekti.
Yarğul'un Sessiz Sokakları
Turfan'da ziyaret edilen Jiaohe Antik Kenti (Yarğul), İpek Yolu'nun en önemli duraklarından biri olarak tanıtıldı. Milattan önce 2. yüzyılda kurulan ve Uygurlar tarafından Yarğul olarak adlandırılan kent, iki nehir arasında yükselen doğal bir plato üzerine toprağa oyularak inşa edilmiş. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu antik kent, dünyanın en eski toprak yerleşimlerinden biri olmasının yanı sıra Uygur tarihinden önemli izler taşıyor. Dar sokaklarında yürürken, kentin doğal bir kale görünümünde olduğu hissediliyor.
77 Mağaradan Kalanlar
Turfan'daki bir diğer durak, Bezeklik Bin Buda Mağaraları oldu. Kayalara oyulan 77 mağaranın büyük bölümü günümüze ulaşmış olsa da duvar resimlerinin önemli bir kısmı tahrip edilmişti. Rehberler, özellikle 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında bölgeye gelen Avrupalı ve Japon araştırmacıların sağlam kalan duvar resimlerini sökerek ülkelerine götürdüklerini anlattı.
Turistik Bölgedeki Balballar
Gezi sırasında ilgi çeken bir detay da özel bir alanda sergilenen Balbal taşlarıydı. Yetkililer, bu taşların Kaşgar'dan getirildiğini belirtirken, kimler tarafından işlendiği konusunda net bilgi vermedi. Oysa tarihi kaynaklar, Balbalların Türk topluluklarının mezar taşı geleneğinin önemli örneklerinden olduğunu ortaya koymaktadır.
Türk Mavisini Hatırlatan Kubbe
Bölgede çok sayıda tarihi cami bulunmasına rağmen program kapsamında yalnızca İslam Enstitüsü bünyesindeki cami ziyaret edildi. Caminin kubbesinden iç süslemelerine kadar uzanan mavi tonlar, Türk mavisini çağrıştıran bir görünüme sahipti. Ancak gezi boyunca yalnızca iki tarihi cami uzaktan görülebildi. Uygurların İslamiyet öncesi Budist geçmişine vurgu yapılırken, İslamiyet'le olan bağından neredeyse hiç bahsedilmemesi dikkat çekiciydi.
Türkiye Deyince Parlayan Yüzler
Gezinin unutulmaz anlarından biri, Uygur gençleriyle yapılan sohbetlerdi. Turfan'da karşılaşılan bir genç, Türkiye'den gelindiğini öğrenince büyük heyecan duydu. Türk dizileri izlediğini ve bu sayede biraz Türkçe öğrendiğini söyledi. Bu kısa sohbet, Türkiye'nin bölge insanı üzerindeki kültürel etkisinin hâlâ güçlü şekilde hissedildiğini gösterdi.
Taklamakan'ın Kıyısında Yağmur
Urumçi, Turfan ve Hotan'da çöl ikliminin etkisiyle sıcak hava hâkimdi. Gezinin son durağı Hotan'da, Taklamakan Çölü'nün yakınlarında sıcaklık daha yoğundu. Ancak Hotan'da beklenmedik bir yağmurla karşılaşıldı. Yağmurun başlamasıyla birlikte çevirmen Li, gülümseyerek, "Bereketinizle geldiniz" dedi.
Çölleşme İle Mücadele
Taklamakan Çölü yakınlarındaki araştırma istasyonunda bilim insanları, tarih boyunca güçlü kum fırtınaları nedeniyle bölgede üç büyük kitlesel göç yaşandığını anlattı. Çölleşmeyle mücadelenin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir zorunluluk olduğu vurgulandı. 1983 yılından bu yana yürütülen çalışmalar kapsamında çöl sınırlarına büyük ağaçlarla birlikte yerel çöl bitkileri dikiliyor. Yaklaşık 10 metreye ulaşan kök yapıları sayesinde toprağın nemi korunurken kum hareketlerinin önüne geçiliyor.
Kuşak ve Yol Girişiminde Petrol Etkisi
Gezinin son bölümünde Çin'in özellikle öne çıkarmak istediği yatırımlara odaklanıldı. Çin-Avrasya Fuarı kapsamında yenilenebilir enerji projeleri, makine üretim tesisleri, tarım teknolojileri, sera yatırımları ve lojistik merkezleri tanıtıldı. Turfan'daki hibrit güneş enerjisi santrali, termik ve fotovoltaik panelleri bir araya getiriyor. Ayrıca kömür ve petrol rezervleri bakımından zengin olan bölge, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin'in batıya açılan en önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri haline gelmiş durumda.
Bitirirken
10 günlük programın sonunda mega yatırımların yanı sıra, Yarğul'un sessiz sokakları, Bezeklik Mağaraları'nın eksilmiş duvar resimleri, Kaşgar'dan getirilen Balballar, Türk mavisi kubbe, Türkiye deyince tebessüm eden Uygur gençleri ve Taklamakan'ın kıyısında aniden yağan yağmur hafızalarda yer etti. Bu stratejik coğrafyayı keşfederken yalnızca anlatılanlara değil, söylenmeyenlere ve sessiz kalanların sesine de kulak vermek gerektiği bir kez daha anlaşıldı.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.