İstanbul'un Ünlü Cadde ve Meydanlarının Eski İsimleri
- İstiklal Caddesi, Osmanlı'da Cadde-i Kebir ve Grande Rue de Péra olarak anılıyordu; 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz döneminde Paris sokaklarına benzerliğiyle dikkat çekti ve bugünkü adını 1927'de aldı.
- Taksim Meydanı adını, 1732-1733'te I. Mahmud döneminde inşa edilen Taksim Maksemi'nden alır; 1928'de Cumhuriyet Anıtı dikildi.
- Sultanahmet Meydanı, MS 2. yüzyılda Septimius Severus'un yaptırdığı yaklaşık 100 bin kişilik Hipodrom'du; 1908'de Sultanahmet adı resmileşti.
- Beyazıt Meydanı, MS 4. yüzyılda Forum Tauri, MS 393'te Forum Theodosius adını aldı; 1454'te Fatih Sultan Mehmet burada saray yaptırdı ve II. Bayezid'in külliyesiyle bugünkü adına kavuştu.
- Divanyolu Bizans'ta Mese, Karaköy ise Galata olarak biliniyordu; 20. yüzyılda ticaretin gelişmesiyle Karaköy adı yaygınlaştı.
İstanbul'un Ünlü Cadde ve Meydanlarının Eski İsimleri
İstanbul'da her gün geçtiğimiz cadde ve meydanlar, bugünkü adlarını almadan önce yüzyıllar boyunca farklı isimlerle anıldı. Şehrin en tanıdık noktalarının az bilinen geçmişi, bu isimlerin izlerini günümüze taşıyor.
İstiklal Caddesi: Cadde-i Kebir'den Önce Pera'nın Kalbiydi
Bugün İstanbul'un en kalabalık caddelerinden biri olan İstiklal Caddesi, bu adını oldukça geç, 1927 yılında aldı. Osmanlı döneminde cadde, Büyük Cadde anlamına gelen Cadde-i Kebir olarak biliniyordu. Caddede yoğun olarak yaşayan Levantenler ve yabancılar ise onu Fransızca Grande Rue de Péra (Pera'nın Büyük Caddesi) adıyla anıyordu.
Pera kelimesinin kökeni de ilginç: Yunanca'da karşı yaka anlamına geliyor — yani Haliç'in karşı kıyısındaki, bugünkü Sultanahmet bölgesine göre öte taraf. 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz döneminde Paris'in ünlü sokaklarına benzerliğiyle dikkat çeken cadde, Cumhuriyet'in ilanının ardından, İstanbul'un işgalden kurtulduğu ve zafer kazanan ordunun ilk birliklerinin geçtiği güne atfen İstiklal Caddesi adını aldı.
Taksim: Meydanın Adı Aslında Bir Su Tesisinden Geliyor
Bugün İstanbul'un en bilinen buluşma noktalarından biri olan Taksim Meydanı'nın ismi, hiç beklenmedik bir kaynaktan geliyor: Su dağıtımı. Taksim kelimesi Türkçede bölüştürmek, paylaştırmak anlamına geliyor.
1732-1733 yıllarında I. Mahmud döneminde, Belgrad Ormanı'ndaki su kaynaklarını şehre taşımak için bir isale hattı inşa edildi. Bu hattın sonunda, suyun çeşitli yönlere dağıtıldığı taş bir yapı olan Taksim Maksemi kuruldu — meydan da adını işte bu yapıdan aldı. Cumhuriyet öncesinde burası sadece kırlık bir alan, bir yol kavşağıydı; ancak 1928'de Cumhuriyet Anıtı'nın dikilmesiyle birlikte gerçek bir şehir meydanı kimliğine kavuştu.
Sultanahmet Meydanı: Önce Yarış Pisti, Sonra At Meydanı
İstanbul'un en turistik noktalarından biri olan Sultanahmet Meydanı'nın geçmişi, Roma dönemine kadar uzanıyor. Bizans İmparatorluğu zamanında burası Hipodrom olarak biliniyordu — Yunanca at yolu anlamına gelen bu isim, MS 2. yüzyılda Roma İmparatoru Septimius Severus tarafından inşa ettirilip sonradan Büyük Konstantin tarafından genişletilen, yaklaşık 100 bin kişi kapasiteli devasa bir at yarışı arenasını tanımlıyordu.
Osmanlı döneminde yarışlar sona erse de meydan işlevini bir ölçüde korudu ve bu kez At Meydanı adıyla anılmaya başlandı. Bugünkü Sultanahmet Meydanı adı ise ancak 1908 yılında, belediye kararıyla resmileşti.
Beyazıt Meydanı: Bir Boğa Heykelinden Kalan İsim
İstanbul Üniversitesi'nin tarihi giriş kapısının önünde yer alan Beyazıt Meydanı'nın geçmişi, şehrin en eski meydanlarından birine uzanıyor. MS 4. yüzyılda, Konstantinopolis'in en geniş açık alanı olan bu meydan, burada bulunan bir boğa heykelinden dolayı Forum Tauri (Boğa Meydanı) olarak biliniyordu.
MS 393 yılında İmparator I. Theodosius tarafından yeniden düzenlenen meydan, bu kez onun onuruna Forum Theodosius adını aldı. İstanbul'un fethinin ardından 1454'te Fatih Sultan Mehmet burada bir saray inşa ettirdi; meydan daha sonra II. Bayezid'in yaptırdığı cami ve külliyeden dolayı bugünkü Beyazıt adını aldı.
Divanyolu: Bizans'ın Ana Bulvarı Mese
Bugün Sultanahmet'ten Beyazıt'a doğru tramvayın geçtiği Divanyolu Caddesi, Bizans döneminde kentin en önemli ana arteriydi ve Mese (Orta Yol) adıyla biliniyordu. Bulvar, Konstantinopolis'in adeta omurgasını oluşturuyor, şehrin farklı meydanlarını birbirine bağlıyordu. Osmanlı döneminde ise cadde, üzerinde divan toplantılarına gidilen güzergah olması nedeniyle Divanyolu adını aldı.
Karaköy: Aslında Galata
Bugün bankalarıyla ve iş hanlarıyla tanınan Karaköy, aslında çok daha eski ve ünlü bir ismin modern karşılığı: Galata. Bizans döneminden beri önemli bir liman ve ticaret merkezi olan bölge, Ceneviz kolonisi dönemindeki surlarıyla ve elbette Galata Kulesi'yle tanınıyordu. 20. yüzyılda ticaretin gelişmesiyle bölge Karaköy adıyla anılmaya başlasa da, Galata ismi hâlâ kulenin adında ve bölgenin tarihi kimliğinde yaşamaya devam ediyor.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.