Ekonomi

Bakan Şimşek: İklim Değişikliği Küresel Bir Ekonomik Risk

24 Haziran 2026 - 19:44 Yazar: Editör Masası
4 dk okuma 18
Bakan Şimşek: İklim Değişikliği Küresel Bir Ekonomik Risk
Yapay Zeka Bilgilendirmesi

Bu görsel yapay zeka teknolojileri kullanılarak oluşturulmuştur. Görsel haber içeriğini temsil etmek amacıyla hazırlanmıştır.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası'nda düzenlenen Net Sıfır Emisyon Zirvesi'nde konuştu. İklim değişikliğinin artık küresel bir ekonomik risk olduğunu belirten Şimşek, eylemsizliğin maliyetinin yüksek olduğunu ve iklim finansmanı açığının kapatılması gerektiğini vurguladı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında düzenlenen Net Sıfır Emisyon Zirvesi'nde (Net Zero Delivery Summit) konuştu. Şimşek, son 10 yılda iklim değişikliğiyle mücadele tartışmalarının hedefler ve taahhütler üzerine yoğunlaştığını, ancak artık uygulama zamanının geldiğini söyledi.

Şimşek, "İklim eyleminin ekonomik gerekçesi son derece açık. Eğer iklim değişikliğiyle mücadelede başarısız olursak, bunun maliyeti son derece yüksek olacak. Çalışmaların büyük bölümü, harekete geçmemenin maliyetinin, iklim felaketini önlemenin maliyetinden katbekat fazla olduğunu gösteriyor. İklim eylemi yalnızca çevreyi korumakla ilgili değil, büyümeyi, istikrarı ve refahı korumakla ilgili." dedi.

Finansman zorluklarına değinen Şimşek, "Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerine ulaşabilmeleri için 2030'a kadar yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyacakları öngörülüyor. Buna karşılık mevcut finansman akışları yılda yalnızca 200 milyar dolar seviyesinde. İhtiyaç duyulan ölçeğin çok uzağındayız." ifadelerini kullandı.

Bakan, finansman açığının nedeninin sermaye eksikliği olmadığını, ancak bu sermayeyi büyük ölçekte harekete geçirmek ve yatırım yapılabilir iklim projelerine yönlendirmek gerektiğini vurguladı. Bu açığın kapatılmasının herkesin önceliği olması gerektiğini belirtti.

İklim riskinin artık geleceğe ait bir risk olmadığını söyleyen Şimşek, "Bugün halihazırda ekonomik bir risk olarak karşımızda. Üstelik sorun sadece ülkelerle de sınırlı değil, küresel bir sorun. Dünyada bugün iklim kaynaklı kayıpların yalnızca yaklaşık dörtte biri sigortalanabiliyor. Geri kalan kısmın yükü ise hane halkları, şirketler ve devletlere kalıyor. Bu nedenle iklim riski giderek daha fazla ülke riski haline geliyor. Ülke riski ise zamanla finansal istikrarsızlığın bir kaynağına dönüşme kapasitesine sahip." diye konuştu.

Şimşek, küresel finans sisteminde daha sade, hızlı ve etkili bir iklim finansmanı mimarisine ihtiyaç olduğunu ifade etti. Bakü'de düzenlenen COP29'da ülkelerin 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolarlık yeni bir iklim finansmanı hedefinde uzlaştığını ve 1,3 trilyon doları harekete geçirmek için bir yol haritası oluşturulduğunu anımsattı. Ayrıca geçen yıl Brezilya'nın Belem kentinde düzenlenen COP30'da liderlerin iklim değişikliğine uyum finansmanını 2035'e kadar 3 katına çıkarma konusunda anlaştığını belirtti.

Türkiye'nin COP31 Başkanlığı hedeflerine değinen Şimşek, "Şimdi asıl soru, bu taahhütleri nasıl somut sonuçlara dönüştüreceğimiz. Bu yılki COP31 Başkanı olarak Türkiye'nin katkı sunmayı umduğu alan da tam olarak bu. Bizim amacımız, mevcut sistemin daha etkin çalışmasına katkı sağlamak. Finansman ihtiyaçları ve mevcut sermaye arasında bir uyumsuzluk söz konusu. İşte İklim Uygulama Köprüsü tam olarak bu ihtiyaca cevap vermeyi amaçlıyor. Hedefimiz son derece basit, ülkelerin iklim önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olmak ve bu projeleri finansman imkanlarıyla buluşturmak." dedi.

Şimşek, bu girişimin yeni bir fon veya finansal kurum olmadığını, aksine hükümetler, kalkınma ortakları, finans kurumları ve yatırımcıları bir araya getiren pratik bir çaba olduğunu söyledi. Özel sektörün bu girişimi şekillendirmede ve desteklemede aktif rol almasını umduklarını dile getirdi.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin COP31 Başkanlığı önceliklerini sıraladı: "Bu yılki önceliklerimizden biri elektrifikasyon. Yakın dönemde yaşanan enerji şokları bize enerji güvenliği, erişilebilirlik ve sürdürülebilirliğin artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini hatırlattı. Bu çerçevede elektrifikasyonun hızlandırılmasına yönelik küresel bir tartışma başlattık ve elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar yaklaşık yüzde 20 seviyesinden yüzde 35'e çıkarılması hedefini ortaya koyduk." Ayrıca atık yönetimi, şehirler, okyanuslar ve gençlerin sürece katılımı gibi alanlara da odaklandıklarını belirtti.

Özel sektör katılımını güçlendirmek amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) özel sektör temsilcisi olarak COP31 İş Dünyası Forumu'nun başlatıldığını duyuran Şimşek, forumun New York İklim Haftası ve Antalya'da düzenlenecek COP31 kapsamında tekrar bir araya geleceğini söyledi. Ayrıca İstanbul'un eylül ayında İklim Finansmanı Haftası'na ev sahipliği yapacağını belirten Şimşek, "Dünyanın eksikliği taahhüt değil, uygulama. Bu taahhütlerin hayata geçirilmesi ancak ortaklıklarla mümkün. Bu nedenle sizleri önceliklerimize katkı sunmaya, fikir ve uzmanlığınızı paylaşmaya ve bu kasımda Antalya'da bize katılmaya davet ediyorum." diyerek sözlerini noktaladı.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...