Gülistan Doku Davasında Delil Karartma ve 4 Şüpheli Tutanak
- 5 Ocak 2020'de Tunceli'de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması, dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinesinde organize delil karartma iddialarıyla yeni boyut kazandı.
- Munzur Üniversitesi'ne ait kameranın önce aktif olmadığı belirtilirken, 17 Ocak 2020 tarihli tutanakta rektörlük talimatıyla açıldığı ve açısının değiştirildiği ifade edildi.
- FEDAŞ kavşağındaki PTS kameralarından elde edilen görüntülerin fotoğraflanmadığı, bazı sürücülere kamera sorulmadığı ve ifade tutanaklarının imzalatılmadığı tespit edildi.
- 8 Ocak 2020'de suyun 14 metre derinliğinde Doku'ya ait olduğu iddia edilen reçete ve not bulundu; 10 Ocak 2020'de aynı noktada bir makas çıkarılması delil yerleştirme şüphesini güçlendirdi.
- Emniyet log kayıtlarında, soruşturmada görevli olmayan polislerin Doku hakkında yetkisiz sorgulama yaptığı ve bu sorguların Ankara Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü üzerinden gerçekleştiği belirlendi.
Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinde sırra kadem basan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması, dönemin valisi Tuncay Sonel öncülüğündeki bürokratik yapının organize delil karartma operasyonuna dönüştüğünü gösteren delillerle yeni boyut kazandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada Vali Tuncay Sonel ve üst düzey amirlerin resmi himaye zırhı arkasına sığınarak adli, dijital ve tıbbi sistemlere müdahale ettiği belgelendi. Manipüle edilen kamera kayıtları, ifade tutanaklarındaki imzalanmayan evraklar ve suyun 14 metre altında bozulmadan bulunan notlar, delillerin sistematik olarak karartıldığı şüphesini perçinledi. Görevli olmayan polislerin log kayıtlarına düşen yasa dışı sorguları organize yapının Ankara'daki uzantısını oluşturdu.
Vali Koordineli Organizasyon
Gülistan Doku dosyasında yürütülen tahkikatta, dönemin Tunceli Valisi ve şüpheli Tuncay Sonel koordinesinde delillerin organize şekilde karartıldığına dair somut emarelere ulaşıldı. Kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü kamera incelemelerinde kasıtlı eksiklikler ve şüpheli işlemler saptandı. Munzur Üniversitesi kameralarının faal olmadığına dair tutanak tutulurken, PTS görüntülerinin fotoğraflarının kayıt altına alınmadığı öğrenildi. Bazı araç sürücülerine kamera olup olmadığı sorulurken diğerlerinin geçildiği, ifade tutanaklarının bir kısmının ise şahıslara imzalatılmadığı belirlendi.
Başsavcılık, söz konusu ihmallerin suç delillerini yok etme amacı taşıdığına dair güçlü bulgulara ulaştı. Dosyaya giren kolluk tutanakları, Gülistan Doku'nun son görüldüğü bölgelerdeki kamera çalışmalarında yapılan şüpheli ve eksik işlemleri ortaya koydu. 23 Ocak 2020 tarihli tutanağa göre, Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü'nün yukarısında bulunan Munzur Üniversitesi'ne ait 85 numaralı kameranın aktif olmadığı ve döner kamerasının bulunmadığı iddia edildi. Ancak asıl skandal, aynı tutanakta yer alan şu ifadeyle belgelendi: "Bahse konu kameranın 17.01.2020 tarihinden itibaren Rektörlüğün vermiş olduğu talimatla aktif hale getirildiği, arama çalışmalarını takip etmek için köprüyü görecek şekilde kamera açısının değiştirildiği tarafımızdan görülmüştür."
Evrakları İmzalatmadılar
Ayrıca FEDAŞ kavşağı civarındaki Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kameraları incelenmesine rağmen, elde edilen görüntülerin fotoğraflanarak resmi evraklara geçirilmediği, bazı araç sürücülerine araç içi kamera sorulurken diğerlerine kasten sorulmadığı ve ifade sahiplerine evrakın imzalatılmadığı kaydedildi.
14 Metre Derinlikte Deforme Olmayan Kağıt
Soruşturmanın en tuhaf detayı ise su altı arama kurtarma ekiplerinin tutanaklarına yansıdı. 8 Ocak 2020 tarihinde Sarı Saltuk Viyadüğü altında yapılan aramalarda, durgun suyun 14 metre derinliğinde Gülistan Doku'ya ait olduğu iddia edilen bir reçete ve kağıt parçalar bulundu. Tutanakta, üzerinde "Gülistan DOKU" ibareli barkod bulunan reçeteye yapışık halde "Psikolojikmen bizde baskı yaratıldığını" yazılı bir not bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, kağıt parçalarının 14 metre derinlikte günlerce tahrip olmadan kalmasını "son derece şüpheli" buldu.
İşin daha da vahim boyutu, bu kağıtların bulunmasından iki gün sonra, 10 Ocak 2020 tarihinde aynı noktada bir makasın bulunması oldu. Tutanaklara siyah saplı, Stainless Steel ibareli ve kesim kısmı yaklaşık 14 cm olan makas olarak geçen bu delilin, kağıtlarla aynı noktadan sonradan çıkarılması, delillerin bölgeye sonradan yerleştirildiği şüphesini perçinledi.
Yetkisiz Polislerden Sistemde Gizli Gülistan Doku Sorgusu
Delil karartma iddiaları sadece sahadaki fiziki müdahalelerle sınırlı kalmadı. Emniyetin dijital log kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, Gülistan Doku soruşturmasında hiçbir resmi görevi bulunmayan bazı kolluk görevlilerinin, polis bilgi sistemleri üzerinden Doku hakkında gizli araştırma ve sorgulama yaptığı tespit edildi. Belgelerde, bu yetkisiz sorgulamaları yapan polislerin Gökhan Ertok isimli eski polisle irtibatlı olduğu vurgulandı. 10 Ocak 2020 tarihli log kayıtlarında, Ankara Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü üzerinden yapılan yetkisiz girişler, organize yapının emniyet içindeki uzantılarını olarak dosyaya girdi.
Başsavcılık; emniyet görevlileri hakkında "Resmi Belgede Sahtecilik", "Suçluyu Kayırma" ve "Verileri Hukuka Aykırı Ele Geçirme" suçlarından işlemlerin sürdüğünü aktardı.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.