Genel

RTÜK'ün Yerli Yayıncıya Cezası ve Dijital Denetim Eksikliği

10 Ağustos 2026 - 13:35 Yazar: Editör Masası
5 dk okuma 32
RTÜK'ün Yerli Yayıncıya Cezası ve Dijital Denetim Eksikliği
RTÜK'ün yerli yayıncılara kestiği ağır cezalara karşın küresel dijital platformlardaki denetim eksikliği sürüyor. 11 Haziran 2026'da tek bir program için 7 milyon 987 bin TL ceza kesilirken, sosyal medya platformları yaptırım dışında kalıyor. SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, algoritmik şeffaflık ve adil rekabet çağrısı yaptı.

Türkiye'de medya denetimindeki eşitsizlik, yerli yayıncılar ile küresel dijital platformlar arasındaki farklı uygulamalar nedeniyle tartışılmaya devam ediyor. Yerli ve milli medyaya ağır yaptırımlar uygulanırken; sosyal medyadaki zararlı içeriklerin büyük ölçüde denetim dışında kaldığı belirtiliyor.

Tek Bir Programa 7 Milyon 987 Bin TL Ceza

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 11 Haziran 2026 tarihinde bir televizyon kanalına, "Esra Erol'da" adlı programdaki bir içerik nedeniyle 7 milyon 987 bin TL idari para cezası kesti. Aynı program gerekçesiyle daha önce de üç ağır ceza verilmişti:

  • 7 Kasım 2024: 18 milyon 20 bin TL
  • 4 Şubat 2022: 1 milyon 385 bin TL
  • 30 Eylül 2020: 463 bin TL

Tek bir stüdyo programı için verilen cezalar toplamda yaklaşık 8 milyon TL'yi bulurken; aynı gün sosyal medyada milyonlarca hesap aracılığıyla yayılan çok daha ağır içeriklere herhangi bir yaptırım uygulanmadığı ifade ediliyor.

Sosyal Medyadaki Suçlar Yaptırımsız Kalıyor

Çocuk istismarı, yasa dışı bahis reklamları, uyuşturucu satışı ve provokasyon gibi suç içeriklerine ancak "zarar doğduktan sonra" müdahale edilebildiği kaydediliyor. YouTube, X (Twitter), TikTok ve Instagram gibi platformlardaki kullanıcı içerikleri, RTÜK'ün yaptırım rejiminin tamamen dışında yer alıyor.

Dijital Platformlarda Toplumsal Değerlere Yönelik Tehdit

Netflix, Disney+ ve Amazon Prime Video gibi dijital yayın platformlarındaki dizi ve filmlerin önemli bir bölümünün; Türkiye'nin dinî değerlerini ve toplumsal hassasiyetlerini hedef aldığı öne sürülüyor. Bu içeriklerde gençlere eşcinsellik özendirmesi yapıldığı, aile kurumunun değersizleştirildiği ve müstehcen sahnelerin sosyal medya üzerinden hızla yayıldığı eleştirileri dile getiriliyor. Özellikle gençlerin yoğun olarak takip ettiği bu platformlara yönelik denetimlerin yetersiz kaldığı yönündeki şikayetler artıyor. Ayrıca bazı ücretli abonelik hizmetlerinin toplumsal yozlaşmayı tetiklediği yönünde değerlendirmeler bulunuyor.

RTÜK'ün Çelişkili Açıklamaları

İnternet yayıncılığı yönetmeliği 4 Ağustos 2019'da yürürlüğe girmişti. Dönemin RTÜK Başkanı, "Önemli bir boşluğu doldurduk." ifadesini kullanmıştı. Ancak aradan geçen 7 yıla rağmen sistemin tam anlamıyla kurulamadığı belirtiliyor. Yeni RTÜK Başkanı ise Temmuz 2026'daki değerlendirmesinde, "YouTube gibi habercilik ve yayıncılık yapan kuruluşlar da lisanslanmalı." diyerek mevzuatın yenilenmesi gerektiğini kabul etti. Bu açıklama, denetim boşluğunun kurumun en üst düzeyinde de kabul edildiği şeklinde yorumlanıyor. Bu noktada, RTÜK'ün 2019'da "önemli bir boşluğu doldurduğunu" ilan etmesine rağmen 2026'da neden hâlâ yeni yetki ve izleme sistemi aradığı sorusu gündeme geliyor.

Gençler Sosyal Medyada Televizyondan 5,1 Kat Daha Fazla Zaman Geçiriyor

RTÜK'ün temel amacı, "Toplumu ve çocukları zararlı içerikten korumak" olarak tanımlanıyor. Ancak kurumun 2025 araştırmasına göre 15-21 yaş grubu sosyal medyada günde ortalama 3 saat 24 dakika, televizyonda ise yalnızca 40 dakika geçiriyor. Haber için sosyal medyayı tercih edenlerin oranı yüzde 82,4 olarak ölçüldü. Bu veriler, gençlerin dijitalde televizyondan 5,1 kat fazla vakit geçirdiğini ortaya koyuyor.

Çocuğa Zararlı İçerikte Cezaların Tamamı Televizyonlara

Son 5 yılda "çocuğa zararlı içerik" kapsamında 454 idari yaptırım uygulandığı ve toplam 345 milyon TL ceza kesildiği açıklandı. Bu cezaların tamamının televizyonlara kesildiği, aynı dönemde dijital mecralardaki benzer içeriklere verilen cezanın ise pratikte sıfır kaldığı belirtiliyor.

Avrupa'da Ciro Üzerinden Ceza, Türkiye'de Yeni Düzen Beklentisi

Avrupa Birliği ülkelerinde Dijital Hizmetler Yasası kapsamında platformlara küresel cirolarının yüzde 6'sına kadar para cezası kesilebiliyor. Türkiye'de ise 7578 sayılı Kanun ile sosyal ağ ve oyun platformlarına getirilen yeni yükümlülüklerin 1 Kasım 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu tablo, "RTÜK televizyonu mikroskopla denetlerken, en çok izlenen dijital mecrayı görmezden geliyor." eleştirisini güçlendiriyor.

SODİMER Başkanı Eraslan: Algoritmik Şeffaflık Sağlanmalı

Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, yerli yayıncılar ile küresel platformlar arasındaki denetim farkına dikkat çekerek, "Yerli yayıncıdan beklediğimiz sorumluluğu küresel platformdan da beklemeliyiz." dedi.

Eraslan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bugünkü sistemin önemli görevleri var ancak dijital dünyanın hızına yetişmekte zorlandığı da açık. Platformların asıl gücü yalnızca yayınladıkları içerikte değil, o içeriği kime, ne zaman ve hangi sırayla gösterdiklerinde ortaya çıkıyor. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde algoritmik şeffaflık konusunu ciddi biçimde ele alması gerekiyor. Platformların kullanıcıya hangi içeriği neden gösterdiği, reklamların hangi yöntemlerle hedeflendiği ve siyasi reklamların nasıl dağıtıldığı konusunda daha fazla şeffaflık sağlanmalıdır."

Ayrıca yaptırım sisteminin çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eraslan, "Her sorunun çözümü erişim engellemek olmamalıdır. İhlalin niteliğine göre para cezası, reklam faaliyetlerine yönelik yaptırımlar, düzeltme yükümlülüğü ve farklı sorumluluk araçları kullanılabilir." ifadelerini kullandı.

Eşitsiz Rekabet ve Vergi Adaleti

Küresel teknoloji şirketlerinin haber ve içerik tüketiminde belirleyici hale geldiğini belirten Eraslan, yerli medyanın vergi, istihdam, telif ve üretim maliyeti gibi yükümlülüklerle faaliyet gösterdiğini hatırlattı. Eraslan, "Türkiye'den milyon dolarlar kazanıp vergiyi İrlanda'da ödüyormuş gibi göstermek büyük bir eşitsizlik yaratmaktadır." dedi.

Haber ve özgün içerik üreten yerli kuruluşların desteklenmesi gerektiğini kaydeden Eraslan, "Google, Meta gibi büyük platformlar Türkiye'de üretilen haber ve içeriklerden önemli ölçüde yararlanıyor. İçerik üretim maliyetleri ise büyük ölçüde yayıncıların üzerinde kalıyor. Haber ve içerik üreticilerinin haklarını koruyacak yeni bir telif ve lisanslama sistemi kurulması artık ertelenmemelidir. Küresel Gazeteciler Konseyi olarak bu duruma sürekli karşı çıkıyoruz." şeklinde konuştu.

Eraslan, dijital hizmetlerden elde edilen vergilerin bir bölümünün yerli içerik üretimini, gazeteciliği, sinema ve televizyon sektörünü destekleyecek fonlara aktarılabileceğini; film ve dizi platformlarında yerli içerik üretimini teşvik edecek bir sistem kurulabileceğini söyledi. Buradaki amacın platformları Türkiye'den uzaklaştırmak değil, Türkiye'de kazanan platformların ülkenin kültür ve içerik ekonomisine yatırım yapmasını sağlamak olduğunu ifade etti. Yerli dijital ekosistemin desteklenmesi gerektiği de vurgulanıyor.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...