Terörsüz Türkiye Yasası Teklifi TBMM Genel Kurulu'nda
- Yasa teklifi, PKK/KCK'nın fesih ve silah bırakma şartına bağlı olarak 12 maddelik düzenlemeyle TBMM Genel Kurulu'nda görüşülüyor.
- Kapsam yalnızca PKK/KCK ile sınırlı; FETÖ, DHKP-C ve kasten öldürme suçlarına karışanlar düzenlemeden yararlanamayacak.
- Erteleme üst sınırı 15 yıl ve altı suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla suçlarda 10 yıl olarak öngörülüyor.
- Silah bırakma ve tasfiye tespiti güvenlik kurumlarınca yapılacak, MGK teyidi ve Resmî Gazete yayımı sonrası başvurular için 6 ay süre tanınacak.
- 1984'te başlayan terör sürecinde yaklaşık 14.902 şehit, 40-50 bin kayıp ve 2,3 trilyon dolarlık ekonomik kayıp hesaplanıyor.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye Yüzyılı" vizyonu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısıyla başlayan "Terörsüz Türkiye" sürecinde, PKK/KCK'nın fesih ve silah bırakma kararının ardından hukuki süreç işlemeye başladı. Yaklaşık bir yıl çalışan TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporu ve 17,5 saat süren Adalet Komisyonu maratonunun ardından hazırlanan 12 maddelik kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülüyor.
Süreç nasıl başladı, nasıl devam ediyor?
Süreç, 1 Ekim 2024'te Meclis açılışındaki tokalaşmayla fiilen başladı. 22 Ekim 2024'te MHP Lideri Bahçeli, terör örgütünün elebaşına örgütün lağvedildiğini ilan etme çağrısı yaptı. 29 Ocak 2025'te Başkan Erdoğan, "Terörsüz Türkiye hedefine ulaşacağız" diyerek devletin iradesini ortaya koydu. 27 Şubat 2025'te İmralı'dan açıklanan mesajda ayrı ulus-devlet, federasyon ve özerklik hayallerinin çöktüğü duyuruldu. 12 Mayıs 2025'te örgüt tasfiye ve silah bırakma kararı aldı, 11 Temmuz 2025'te Süleymaniye'de silahları yakarak teslim oldu. 18 Şubat 2026'da TBMM Komisyon raporu 18 toplantı ve 137 kişinin görüşüyle yayımlandı. 5-8 Ağustos 2026'da teklif Meclis'e sunuldu ve 17,5 saatlik çalışmayla Komisyon'dan geçti. 10 Ağustos 2026'da ise TBMM Genel Kurulu'nda tarihi görüşmeler başladı.
12 maddelik yasa teklifi neler getiriyor?
- PKK/KCK'nın fiili varlığını sona erdirmesi ve silahsızlanması, yasal uygulamanın temel şartı olacak.
- Örgütün tasfiyesi ve silahsızlanması güvenlik kurumlarınca tespit edilecek.
- Bu tespit Millî Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilecek.
- PKK/KCK'yı kurma veya yönetme, örgüte üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme ve propaganda suçları kapsamda değerlendirilecek.
- Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen bazı suçlar ile terörizmin finansmanı suçları da kapsama alınacak.
- Kasten öldürme suçu düzenlemenin dışında tutulacak.
- Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla gerektirenlerde 10 yıl erteleme uygulanabilecek.
- Kesinleşmiş cezalarda da 5 ve 10 yıllık infaz ertelemesi öngörülecek.
- Erteleme süresinde yeni suç işlenmemesi hâlinde bazı dosyalar için düşme veya infaz edilmiş sayılma sonucu doğabilecek.
- Sürecin takibi için Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Uygulama ve Koordinasyon Kurulu kurulacak.
- TBMM bünyesinde 17 üyeli İzleme Komisyonu oluşturulacak.
- Yararlanmak isteyenler, MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından sonra 6 ay içinde başvurabilecek.
Yasanın iki kritik güvenlik eşiği
Teklif, kendiliğinden yürürlüğe girmiyor. Önce güvenlik kurumları örgütün fiili varlığını sona erdirdiğini ve tüm silah ile mühimmatı teslim ettiğini tespit edecek. Bu tespit ardından Millî Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilecek ve karar Resmî Gazete'de yayımlanacak. Bu iki güvenlik eşiği aşılmadan hiçbir dosya ertelenmeyecek. Mekanizma, örgütün beyanına değil doğrudan devletin tespit ve teyidine bağlanıyor.
Genel af var mı?
Kamuoyunda tartışılan "genel af" iddiası, teklifin hukuki mimarisiyle örtüşmüyor. Düzenleme af değil; şartlı ve süreli erteleme öngörüyor. Cezalar ortadan kalkmıyor, dosyalar ve deliller muhafaza ediliyor, kayıtlar özel bir sisteme işleniyor. Erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenirse erteleme kaldırılıyor ve yargılama kaldığı yerden devam ediyor. Kasten adam öldürenler ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenmiş müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren kanlı eylemlere karışanlar kapsam dışında.
Fehman Hüseyin (Bahoz Erdal), Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Bese Hozat başta olmak üzere sayıları 250'yi bulan örgüt kurucuları yasadan yararlanamayacak. Adam öldürenlerle birlikte kapsam dışında kalanların sayısının 1000'e yaklaştığı belirtiliyor. Kapsam yalnızca PKK/KCK'nın tasfiyesiyle sınırlı; FETÖ, DHKP-C gibi örgütlerin bu düzenlemeden faydalanması mümkün değil.
40 yılın insani ve ekonomik faturası
Millî Savunma Bakanlığı verilerine göre 14 bin 600 günde 14 bin 902 vatan evladı şehit oldu. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun 2013 tarihli alt komisyon raporunda yalnızca 1984-2012 döneminde 35 bin 576 kişinin terör nedeniyle hayatını kaybettiği tespit edildi. Güncel kaynaklara göre toplam kayıp sayısı 40 bin ila 50 bin arasında ifade ediliyor. Geride öksüz çocuklar, boşalan köyler, kesintiye uğrayan eğitim hayatları, göçle dağılan aileler ve iki nesle yayılan toplumsal travma bulunuyor.
Ekonomik maliyet de dikkat çekiyor. Doğu ve Güneydoğu'daki 26 ili kapsayan, 1.105 kuruma 55 soru yöneltilerek hazırlanan raporda 41 yıllık kayıp 2,3 trilyon dolar, yıllık kayıp 75 milyar dolar olarak hesaplandı. Aynı çalışmada 26 ilde vatandaşların sürece desteğinin yüzde 90 bandında olduğu belirtildi. Yıllık 50 milyar doları aşan maliyet, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatının çok üzerinde bir büyüklüğe işaret ediyor. Terörün bitmesi, kaynakların vatandaşın refahı ve güvenliği için kullanılması anlamına geliyor.
Terör bitince ekonomi düzelecek mi?
Terörün sona ermesi tek başına enflasyonu düşürmez; ancak yıllık 50 milyar doları aşan yapısal maliyetin ortadan kalkması, kamu kaynaklarının eğitim, sağlık, altyapı ve teknolojiye aktarılması için alan oluşturabilir. Kırk yıllık kümülatif borçlanma maliyetinin 520 milyar dolara yaklaştığı hesaplanıyor. Güvenlik risklerinin azalması; sanayi yatırımlarını, turizmi, tarımsal üretimi, lojistiği ve bölgesel ticareti olumlu etkileyebilir. Risk priminin düşmesi ise yabancı yatırım ve finansman maliyetleri açısından yeni bir alan açabilir.
Sürece toplumsal destek
Anket sonuçları soru formülasyonlarına göre değişmekle birlikte hedefin güçlü bir toplumsal karşılığı bulunuyor. ANAR Mayıs 2025 araştırmasında katılımcıların yüzde 68,4'ü süreci olumlu, yüzde 28,1'i olumsuz değerlendirdi. Optimar Nisan 2026 araştırmasında yüzde 57,1 destek, yüzde 20 karşı, yüzde 9,3 şüpheci oranı çıktı. ASAL Şubat 2026 araştırmasında ise yüzde 59 olumlu görüş bildirildi. TBMM Başkanlığı'na sunulan bir çalışmada parti tabanlarındaki destek şöyle sıralandı: Yeniden Refah yüzde 90 üzeri, AK Parti ve DEM Parti yüzde 80 bandı, CHP ve MHP yüzde 70'ler, İYİ Parti yüzde 34, Zafer Partisi yüzde 14.
"Yasa aceleye getirildi" iddiası
Teklifin yasama süreci, acele bir hazırlık izlenimi vermiyor. TBMM'deki komisyon yaklaşık bir yıl çalıştı; 18 toplantı yaptı, 137 kişinin görüşüne başvurdu ve raporunu yayımladı. Adalet Komisyonu'ndaki görüşmeler yaklaşık 17,5 saat kesintisiz sürdü. Teklif, yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunuldu.
Teyit yoksa kanun da yok
Düzenleme, örgütün beyanına göre değil devletin tespitine göre çalışıyor. Güvenlik kurumlarının tespitinin ardından MGK teyidi ve Resmî Gazete yayımı gerekiyor. Bu aşamalar tamamlanmadan kanunun ilgili hükümleri işlemeyecek. Tespit ve teyit çalışmalarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanları, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yürütecek. Kısacası örgüt aldatıyorsa kanun devreye girmeyecek; teyit yoksa kanun da yok.
Şehit aileleri ve kapsam dışı hassasiyeti
Teklifin temel yaklaşımı geçmişi silmek değil, gelecekte yeni acıların yaşanmasını engellemek üzerine kurulu. Kasten öldürme suçlarının kapsam dışında bırakılması, şehit ailelerinin hassasiyetini hukuki zeminde gözetiyor. Bir askerin, polisin, korucunun veya sivilin ölümünden sorumlu olan kişi bu düzenlemeden yararlanamıyor.
Malvarlığı aklanması ve eşitlik tartışmaları
Teklifte müsadereye konu malvarlığı değerlerinin tasfiyesi devam ediyor ve Hazineye irat kaydedilmesi öngörülüyor. İnfazın ertelenmesi, müsadere kararlarının uygulanmasına engel oluşturmuyor. Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık iddiasıyla ilgili olarak ise eşitlik mutlak aynılık olarak yorumlanmıyor. Ayrımın dayanağı, kendini fesheden ve silahları teslim eden bir yapının tasfiyesine ilişkin nesnel ve tarihsel koşula bağlanıyor. 1985, 1988, 1990, 1995, 1999, 2000, 2003 ve 2005 yıllarında da belirli suç ve fail gruplarına yönelik etkin pişmanlık düzenlemeleri yapıldı. Anayasaya uygunluk denetiminin mercii ise Anayasa Mahkemesi'dir.
Neden yalnızca PKK/KCK?
Kanunun tetikleyici koşulu; fesih, silah teslimi, devlet tarafından tespit ve MGK teyidi. FETÖ bu şartları karşılamıyor çünkü kendini feshetmiş değil, silah teslim etmiş değil ve tasfiye beyanında bulunmuş değil. DEAŞ ve diğer terör örgütleri açısından da aynı durum geçerli. Bu nedenle kapsam PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlarla sınırlı tutuluyor. FETÖ ile mücadelenin devam ettiği devletin açıklamalarında açıkça vurgulanıyor.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.