Genel

Türkiye Korkusu İsrail'de Ankete Yansıdı: Yüzde 34,4

12 Ağustos 2026 - 17:03 Yazar: Editör Masası
7 dk okuma 31
Türkiye Korkusu İsrail'de Ankete Yansıdı: Yüzde 34,4
Dor Moriah Center'ın araştırmasına göre İsraillilerin yüzde 34,4'ü Türkiye'yi 'ciddi stratejik tehdit' olarak görüyor. Yüzde 28,5 ise Türkiye'yi 'dost olmayan ülke' olarak tanımlıyor. İsrail basınındaki analizde, Ankara'nın NATO'daki gücü ve Doğu Kudüs'teki etkisi vurgulanırken, savaş yorgunu İsrail toplumunun yeni bir cephe açacak gücü olmadığı belirtiliyor.

Türkiye'nin uluslararası alanda güçlenen konumu ve bölgedeki etkinliği İsrail'de yakından takip ediliyor. İsrail basınında yayımlanan analizde, Ankara'nın ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da düzenlenen 36. NATO Zirvesi, Türkiye'nin yükselen uluslararası ağırlığının göstergelerinden biri olarak öne çıkarıldı.

Türkiye'nin 22 yıl aradan sonra ilk kez NATO Zirvesi'ne kendi topraklarında ev sahipliği yaptığı belirtilen yazıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğindeki zirveye 32 liderin katıldığı, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de konuklar arasında yer aldığı aktarıldı. Zirvede ayrıca on milyarlarca dolarlık yeni savunma sözleşmeleri imzalandığı ifade edildi.

İsrail basınındaki analizde, Türkiye'nin bölgedeki en sert İsrail karşıtı söylemlerden birini kullanmasına rağmen Ankara'daki zirvenin Türkiye açısından "yıllardır ulaşılan en yüksek meşruiyet anlarından biri" olduğu değerlendirmesi yapıldı.

İsrail'de Türkiye Korkusu Anketlere Yansıdı

Analizde İsrail'in Türkiye'nin bu yükselişine yeterince odaklanamadığı savunuldu. Üç yıllık savaşın ardından İsrail toplumunun yıprandığı; kamuoyunun Gazze'de henüz sonuçlanmayan süreç, hayat pahalılığı ve iç siyasi bölünmelere yoğunlaştığı belirtildi. Türkiye'nin bu nedenle İsrail kamuoyunun gündeminde geri plana düştüğü ifade edilirken, yazıda şu dikkat çekici değerlendirmeye yer verildi: "İsrail toplumu Türkiye tehdidini görüyor ancak buna karşılık verecek gücü kendinde bulamıyor."

Bu değerlendirmenin dayanağı olarak Dor Moriah Center tarafından mayıs ve haziran aylarında gerçekleştirilen iki araştırmanın sonuçları gösterildi.

Toplam 1.007 katılımcıyla yapılan ve azami örnekleme hatası ± yüzde 3,1 olarak açıklanan kamuoyu araştırmasında İsraillilere Türkiye'ye bakışları soruldu. Sonuçlara göre katılımcıların yüzde 34,4'ü Türkiye'yi "ciddi stratejik tehdit" olarak görüyor. Yüzde 28,5'i ise Türkiye'yi "dost olmayan ülke" olarak tanımlıyor. Türkiye'yi "dost veya potansiyel ortak" olarak görenlerin oranı ise yalnızca yüzde 4,9.

Doğu Kudüs'te Türkiye Etkisi

Araştırmada Ankara'nın Doğu Kudüs'teki etkinliği de soruldu. Yahudi katılımcıların yüzde 69,9'u Türkiye'nin kentteki diplomatik faaliyetlerini olumsuz değerlendirdi. Türkiye'nin Doğu Kudüs'te yürüttüğü kültürel, eğitim ve dini projelere olumsuz yaklaşan Yahudi katılımcıların oranı yüzde 63,5 olarak ölçüldü. Analizde bu yaklaşımın sınırlı bir grubun kaygısı olmadığı, Yahudi toplumunun çoğunluğunun yerleşik görüşünü yansıttığı ileri sürüldü.

'Tehdit' Diyorlar Ama Karşılık Vermeye Hazır Değiller

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, yüksek tehdit algısının sert bir politika talebine dönüşmemesi oldu. Katılımcıların yüzde 45,5'i, Türkiye'nin Doğu Kudüs'teki faaliyetlerinin tamamen yasaklanması yerine sınırlı koşullar altında ve sıkı denetimle devam etmesine izin verilmesini istedi. Yüzde 26'sı ise İsrail denetimi altında bulunması şartıyla Türkiye'nin bu faaliyetlerinin fayda sağlayabileceğini kabul etti.

Analizde İsrail kamuoyunda baskın yaklaşımın Türkiye'yi tamamen dışlamak değil, Ankara kaynaklı riski yönetmek olduğu belirtildi. Yazar, toplumdaki tabloyu şu sözlerle özetledi: "Tehdidi görüyorum, ikinci bir cephe açmak istemiyorum; bir şekilde kontrol altında tutulsun ama ben müdahil olmayayım."

Yunanistan İçin Beklenen Destek Çıkmadı

Türkiye-Yunanistan anlaşmazlıklarına ilişkin sonuçlar da dikkat çekici. Katılımcıların yüzde 41,3'ü İsrail'in bu anlaşmazlıkların dışında kalmasını isterken, Yunanistan'a aktif destek verilmesini savunanların oranı yüzde 35,8'de kaldı. Analizde Yunanistan'ı desteklemenin "doğal Türkiye karşıtı adım" olacağı belirtilse de, bu seçeneğin çoğunluk desteği alamadığına dikkat çekildi.

İsrail'in İçine Türkiye Etkisi Riskine Bakış

Katılımcılara Türkiye'nin İsrail'in iç siyaseti ve yapısı üzerindeki etkisinin riski soruldu. Ankete katılanların yüzde 48'i bu riski "düşük" veya "yok" olarak değerlendirirken, riskin yüksek olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 37 oldu. Analizde, Türkiye'yi stratejik tehdit olarak gören toplumun Ankara'nın içeriye nüfuz etme riskini düşük görmesinin çelişkili göründüğü ancak bunun nedeninin mantık değil savaş yorgunluğu olduğu kaydedildi.

Azerbaycan İçin 'Tarafsız Kalır' Dediler

Araştırmada olası bir Türkiye-İsrail çatışmasında Azerbaycan'ın tutumu da soruldu. Katılımcıların en yüksek oranla (yüzde 36,4) Azerbaycan'ın tarafsız kalacağını öngördü. Bu durum, İsrail toplumundaki aktif mücadele yerine gelişmeleri dışarıdan izleme eğiliminin göstergesi olarak yorumlandı.

Uzmanlara Göre Ankara'ya Baskı Yetmez

Dor Moriah Center'ın mayıs ayında yaptığı ikinci çalışmada ise "Türkiye ve İsrail'in Jeopolitik Ortamı" başlığı altında 11 uzmanın görüşü alındı. Seküler sol görüşlü isimlerden dini sağ çizgideki siyasetçi ve analistlere kadar farklı kesimlerden uzmanlar katıldı. Analizde, farklı ideolojilere sahip uzmanların Türkiye konusunda benzer sonuçlara ulaşması dikkat çekti.

Uzmanlar, Türkiye karşısında Avrupa'dan gelecek baskıya güvenilemeyeceğini savundu. Avrupa Birliği'nde yaptırımların konseyde uzlaşı gerektirdiği, Atina'nın girişimlerinin ise somut sonuçtan çok açıklamalarla sınırlı kaldığı ifade edildi. ABD'nin de Türkiye üzerinde baskı kurması beklenmemeli. ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası'nın (CAATSA) Washington'ın kendi takdirine göre uyguladığı bir araç olduğu, bu nedenle sistematik olarak Türkiye'ye karşı kullanılmadığı belirtildi. ABD-Türkiye ilişkilerindeki dalgalanmalar ise İsrail için "yapısal kırılganlık" olarak tanımlandı.

İsrail'e 'Kendi Caydırıcılığını Oluştur' Çağrısı

Farklı siyasi görüşlerden uzmanların birleştiği temel sonuç, İsrail'in Ankara üzerinde başka ülkelerin baskı kurmasını beklemek yerine kendi caydırıcılık yapılanmasını oluşturması gerektiği yönünde. Ancak analizde uzmanların önerisi ile toplumun hali arasında büyük bir uçurum olduğu vurgulandı: Uzmanlar bağımsız bir strateji isterken, İsrail toplumu bunu hayata geçirecek güçten yoksun. Bağımsız bir strateji; siyasi kararlılık, sürekli dikkat ve mevcut cephe devam ederken ikinci bir cephede maliyet üstlenme isteği gerektiriyor. İran savaşının ise tam olarak bu kaynakları tükettiği iddia edildi.

Türkiye'nin Yumuşak Gücüne Dikkat

İsrailli uzmanların dikkat çektiği bir başka alan, Türkiye'nin seküler kültürel etkisi oldu. Türkiye'nin İsrail'deki Arap vatandaşları arasında uzun vadeli sempati oluşturduğu ileri sürüldü. Üstelik bu etki tanklar veya füzelerle değil; televizyon yayınları, eğitim programları ve insani varlıkla sağlanıyor. Türkiye'nin sabırlı ve yumuşak güç unsurlarına dayanan bu etkisinin İsrail analizlerinde yeterince dikkate alınmadığı savunuldu.

Arap Toplumunda Türkiye'ye Olumlu Bakış

Ankete göre İsrail'deki Arap toplumunda Türkiye'ye yönelik algı endeksi +29,7 ile pozitif. Yahudi toplumunda ise aynı endeks -49,5 olarak ölçüldü. Arap katılımcılar Türkiye'nin Doğu Kudüs'teki faaliyetlerini olumlu değerlendirirken, bu faaliyetlerin sıkı biçimde kontrol edilmesini isteyenlerin oranı Arap katılımcılarda yalnızca yüzde 9,3; Yahudi katılımcılarda ise yüzde 52,4.

Analizde uzmanların daha önce uyardığı Türkiye etkisinin artık kamuoyu verilerinde de görülebildiği belirtildi.

Türkiye'yi Engellemenin Ters Tepeceği Savunuldu

Uzmanlar, Türkiye'nin bu etkisine karşı sert ve doğrudan bir yasaklama politikasının çözüm olmayacağını ileri sürdü. Türkiye'nin kültürel ve insani faaliyetlerini yasaklamak, Ankara'ya "engellenen yardımsever" görüntüsü kazandırabilir. Bu nedenle İsrail'in Türkiye'nin sunduğu yapıya karşı uzun vadeli, şeffaf ve dini olmayan alternatif bir altyapı kurması gerektiği savunuldu. Ancak bu stratejinin son derece maliyetli ve uzun soluklu olduğu vurgulandı. Savaşlardan yıpranmış İsrail toplumunun ise böyle bir strateji için gerekli dikkate, paraya ve siyasi yetkiye sahip olmadığı ifade edildi.

2030'a Kadar 'Yönetilen Düşmanlık' Senaryosu

Uzmanların Türkiye-İsrail ilişkilerinin 2030'a kadarki seyrine ilişkin ortak tahmini "yönetilen düşmanlık" oldu. Bu senaryoda iki ülke arasında soğuk ve işlevsel ilişkilerin devam etmesi, diplomatik ilişkilerin asgari seviyede tutulması, kamuoyu önünde sert karşılaşmalar yaşanırken gerçek bir kopuştan kaçınılması öngörülüyor. Analizde bunun "hiçbir şeyin patlamadığı ama hiçbir sorunun da çözülmediği" bir senaryo olduğu belirtildi.

Yazara göre asıl tehlike burada yatıyor: Büyük bir çatışmanın hemen yaşanmaması, İsrail toplumunun Türkiye konusundaki yanıtını sürekli ertelemesine neden oluyor.

'İsrail Dinlenirken Türkiye İlerliyor'

Analizin sonunda Türkiye'nin yükselen gücüne ilişkin endişe daha açık ifadelerle ortaya konuldu. "Yönetilen düşmanlığın" bir bekleme dönemi değil, devam eden bir süreç olduğu savunularak, İsrail toparlanmaya çalışırken Türkiye'nin Doğu Kudüs'teki varlığının birikmeye devam ettiği ve İsrail'deki Arap toplumunda Ankara'ya yönelik sempatinin büyüdüğü belirtildi.

Ankara'daki NATO Zirvesi üzerinden Batı ittifakına da dikkat çekilen yazıda, ittifakın Türkiye'yi "silahlandırdığı ve meşrulaştırdığı" ileri sürüldü. Böylece analiz, bir taraftan Türkiye'yi "stratejik tehdit" olarak gösterirken diğer taraftan Ankara'nın NATO'daki güçlü konumunu, bölgesel etkisini, Doğu Kudüs'teki varlığını ve yumuşak güç kapasitesini açık biçimde ortaya koydu. Analizde, bu süreçlerin İsrail toplumunun yeniden güç kazanmasını beklemediği vurgulanarak Türkiye'nin yükselen etkinliğine karşı İsrail'in zaman kaybettiği mesajı verildi.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...