Dış şoklara direniyor: Türkiye ekonomisi 23 çeyrektir büyüyor
-
Türkiye ekonomisi 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüyerek 23 çeyrektir süren büyüme serisini sürdürdü.
-
Bilgi ve iletişim sektörü katma değeri yüzde 9,5 artarken, hanehalkı tüketim harcamaları yüzde 4,8 yükseldi.
-
Mal ve hizmet ihracatı yüzde 12,7 artarken ithalat yüzde 2,0 azaldı.
-
Sanayi üretimi daralırken hizmetler sektörü büyümeye devam etti.
-
Uzmanlar, yıl genelinde büyümenin yüzde 3'ü aşabileceğini öngörüyor.
Türkiye ekonomisi, küresel piyasalardaki belirsizliklere ve dış şoklara rağmen büyüme performansını sürdürüyor. 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 oranında büyüyen ekonomi, bu başarıyla 23 çeyrektir kesintisiz büyüme serisini devam ettirmiş oldu. Uzmanlar, makroekonomik veriler ışığında özellikle tüketim harcamaları ve bilgi iletişim sektöründeki hareketliliğe dikkat çekiyor.
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine göre, bilgi ve iletişim faaliyetleri toplam katma değeri bir önceki yıla göre yüzde 9,5 artış gösterdi. Uzmanlar, küresel riskler ve sıkılaşan finansal koşullar altında gerçekleşen bu performansı Türkiye ekonomisinin dinamizminin korunduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriyor. Yılın geri kalanında ise yüzde 3 civarında bir büyüme oranına ulaşılması, hatta koşullara bağlı olarak bu rakamın aşılması bekleniyor.
Doğrudan Yabancı Yatırım Hizmetler Sektörünü Büyütüyor
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Özkaya, takvim etkisinden arındırılmış GSYH'nın 2026 ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,6 arttığını söyledi. Hanehalkı tüketiminin sürdüğünü belirten Özkaya, harcama yöntemiyle bakıldığında mal ve hizmet ihracatının yüzde 12,7 arttığını, ithalatın ise yüzde 2,0 azaldığını ifade etti.
Özkaya, şöyle devam etti: "Sanayi üretimi 2026 birinci çeyrekte belirgin bir dış etmen olmaksızın, ve İran savaşı etkileri henüz yansımamışken, daralmayı sürdürüyor. Bu, kredi genişlemesi olmadan, sanayinin maliyetleri karşılamakta zorlandığını, gittikçe rekabetten uzaklaştığını, yüksek teknoloji yatırımı yapmasının da mümkün olmadığını göstermektedir. İhracattaki düşüş de bunu göstermektedir. Atıl işgücü %30’larda seyretmeye devam edecek. Hizmetler sektörü büyümeye devam ediyor. Çünkü sanayiden daha fazla doğrudan yabancı yatırım alıyor."
Yatırımlar Büyümenin Kaslarını Oluşturuyor
Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak ise ilk çeyrekteki yüzde 2,5 büyümenin, yüksek faiz, sıkılaşan kredi koşulları ve satın alma gücündeki aşınma dikkate alındığında küçümsenecek bir oran olmadığının altını çizdi. Okşak, ekonominin çok güçlü bir ivmeyle olmasa da büyüdüğünü söyledi.
Okşak, hanehalkı nihai tüketim harcamalarının yüzde 4,8 artmasını oldukça anlamlı bulduğunu dile getirdi ve Türkiye'de tüketimin ekonominin omurgası olduğunu belirtti. Bir ülkenin geleceğini sadece bugünkü harcama değil, yarınki üretim kapasitesinin belirlediğini söyleyen Okşak, makine-teçhizat yatırımı, teknoloji yatırımı, eğitim, lojistik altyapı, enerji verimliliğinin büyümenin kasları olduğunu ifade etti.
Devlet tüketiminin büyümeye sınırlı katkı verdiğini hatırlatan Okşak, şunları kaydetti: "Türkiye sanayisiz bir ülke değil. Çok güçlü sektörlerimiz, yetenekli girişimcilerimiz, ihracatçı firmalarımız var. Fakat sanayide finansman maliyeti, kur seviyesi, enerji fiyatları, dış talep, ara malı bağımlılığı ve verimlilik meselesi aynı anda baskı oluşturuyor."
Büyüme Tablosundaki En Sevindirici İşaret
Yüksel Okşak, bilgi ve iletişim faaliyetlerindeki yüzde 9,5'lik güçlü artışın umut verici olduğunu belirtti. "Hatta büyüme tablosundaki en sevindirici işaretlerden biri bu," diyen Okşak, "Bilgi ve iletişim sektörü, Türkiye'nin eski büyüme modelinden çıkış kapılarından biri olabilir. Çünkü burada ölçeklenebilirlik var, verimlilik var, genç nüfusun kabiliyetini kullanma imkânı var" diye konuştu.
2026 Büyümesi Yüzde 3'ü Geçebilir
Okşak, yüzde 2,5'lik büyümenin ekonomi yönetimi açısından, yüksek enflasyondan çıkış sürecinde büyümenin tamamen durmamasının olumlu olduğuna işaret etti. 2026 yılı geneli için yüzde 3 civarında bir büyüme beklediğini, hatta koşullara bağlı olarak biraz üzerinde bir büyümenin de mümkün olduğunu belirten Okşak, şöyle devam etti:
"Birincisi, enflasyonla mücadelede güvenin korunması. Eğer para politikası erken gevşerse, piyasa bunu hemen okur. Türkiye'de beklentiler çok hassastır. Birkaç yanlış sinyal, aylarca verilen emeği zayıflatabilir. Merkez Bankası'nın sıkı duruşu bu nedenle sadece faiz kararı değil, psikolojik çıpadır.
İkincisi, küresel koşullar. Enerji fiyatları, Orta Doğu'daki gerilimler, Avrupa ekonomisinin seyri, ABD ve Çin arasındaki ticari tansiyon Türkiye'nin büyüme patikasını etkiler. Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her kalıcı artış, sadece cari açığı değil, enflasyon beklentilerini de bozar."
Türkiye'nin Olağanüstü İktisadi Canlılığı
Okşak, Türkiye'nin son yirmi yılda yaptığı altyapı yatırımları, savunma sanayisindeki ilerleme, ihracatçı kapasitesi ve özel sektör dinamizmine dikkat çekerek, şunları kaydetti: "Çok enerjik bir ekonomisi var ama enerjisini verimli kanallara aktarmakta zorlanıyor. Türkiye'nin hala olağanüstü bir iktisadi canlılığı var. Bu ülkenin insanı kolay pes etmiyor. Esnafı, sanayicisi, mühendisi, yazılımcısı, çiftçisi, ihracatçısı, akademisyeni hala büyük bir enerji taşıyor. Mesele bu enerjiyi doğru kurumlarla, doğru eğitimle, doğru hukuk düzeniyle ve güvenilir bir makro çerçeveyle buluşturmak. İlk çeyrek büyümesi bize tam da bunu söylüyor."
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.