Kültür-Sanat

Selçuk Artut: Kod ve Geometriyle Anlam Arayan Dijital Sanatçı

17 Haziran 2026 - 12:23 Yazar: Editör Masası
3 dk okuma 17
Selçuk Artut: Kod ve Geometriyle Anlam Arayan Dijital Sanatçı
Yapay Zeka Bilgilendirmesi

Bu görsel yapay zeka teknolojileri kullanılarak oluşturulmuştur. Görsel haber içeriğini temsil etmek amacıyla hazırlanmıştır.

Sanat ve akademiyi birleştiren Selçuk Artut, kod, algoritma ve geometrik formlarla anlam arayışını sürdürerek dijital sanatın sınırlarını sorguluyor.

Bazı sanatçılar teknolojiyi yalnızca bir araç olarak kullanır; bazıları ise onu düşünmenin, sorgulamanın ve dünyayı anlamlandırmanın bir yolu haline getirir. Türkiye'nin önde gelen dijital sanatçılarından ve akademisyenlerinden Selçuk Artut, ikinci grupta yer alıyor.

Kendisini bugün hâlâ basitçe "sanatçı ve akademisyen" olarak tanımlayan Artut, son 20 yılı aşkın süredir ses, kod, algoritma ve dijital sistemlerle çalışan eserler üretiyor. Ancak çalışmalarını tanımlamak için sıkça kullanılan "yeni medya sanatı" veya "dijital sanat" gibi etiketlerin, yaptığı işi tam olarak karşılamadığını düşünüyor. Artut, "Tanım benim için değişmedi" diyor. Değişen şeyin daha çok dışarıdan yapılan sınıflandırmalar olduğunu vurguluyor.

Müziğin içinden dijital sanata

Artut'un sanat yolculuğu çocukluk yıllarındaki merakla başlıyor. İlk durağı ise görsel sanatlar değil, müzik. Üniversite yıllarında müzik profesyonel bir uğraşa dönüşürken, ses teknolojilerine duyduğu ilgi onu sesi bir sanat malzemesi olarak düşünmeye yöneltiyor. 2005 yılında İngiltere'de Ses Sanatı alanında yüksek lisansını tamamlayan sanatçı, aynı dönemde bilişim teknolojileriyle görsel çalışmalar da üretmeye başlıyor.

Bugün NFT'lerin öncülleri olarak görülebilecek erken dönem dijital projeler üzerinde çalışan Artut, kariyerindeki asıl dönüm noktasının ise üniversiteden mezun olduğu yıllarda geldiğini anlatıyor. Önünde iki seçenek vardı: Yurt dışında akademik kariyere devam etmek ya da Türkiye'de kalıp müzik üretmek. O ikinci yolu seçti.

Matematik ve sanat arasında

Artut'un hikâyesinde dikkat çeken noktalardan biri, sanat ile matematiğin birbirine rakip değil, birbirini besleyen alanlar olarak ortaya çıkması. Çocukluğundan itibaren her iki alana da eşit ilgi duyduğunu söyleyen sanatçı, matematiği yalnızca formüller ve soyut kurallar bütünü olarak görmüyor. Ona göre matematik, özünde yaratıcı düşünmenin bir biçimi. Bu nedenle üniversitede karşılaştığı akademik matematik anlayışıyla hayalindeki matematik arasında bir mesafe hissettiğini söylüyor. Kuralların dışına çıkabilme özgürlüğü ve yaratıcılık imkânı, onu sanatın içinde daha "evde" hissettirmiş.

Algoritmaların sürprizleri

Bugün Artut'un üretim pratiğinin merkezinde kodlar ve algoritmalar yer alıyor. Ancak onun yaklaşımında algoritmalar yalnızca teknik araçlar değil. Yeni bir projeye başlamadan önce uzun bir anlam sorgulama sürecinden geçtiğini anlatan sanatçı, algoritmaların bu süreçte bir tür yaratıcı ortak gibi davrandığını düşünüyor. Bazen tasarladığı yolu takip ediyor, bazen de sistemlerin ürettiği beklenmedik sonuçlar onu hiç hesaplamadığı yeni fikirlere götürüyor. Bu yaklaşım, dijital sanatı yalnızca teknoloji gösterisine indirgeyen anlayıştan da ayrılıyor.

Dijital sanatın klişelerine karşı

Artut, küresel dijital sanat sahnesinin zaman zaman kendi klişelerini ürettiğini düşünüyor. Ona göre dijital sanat denildiğinde hâlâ birçok kişinin aklına benzer görsel estetikler geliyor ve popüler olanın daha değerli olduğu yanılgısı ortaya çıkıyor. Oysa sanatçıların asıl meselesi, teknolojiyi kullanarak dikkat çekici görüntüler üretmek değil. Estetik ile anlam arasında gerçek bir ilişki kurmak. Türkiye'den çıkan bir sanatçı olarak Artut'un önemsediği şey de tam olarak bu: Yerel kültürel birikimi ve kişisel hikâyeleri evrensel bir dile çevirebilmek.

Geometrinin peşinde geçen beş yıl

Son yıllarda çalışmalarında öne çıkan tema ise geometrik desenler. Yaklaşık beş yıldır bu alanda yoğun şekilde üretim yaptığını söyleyen Artut, geometrik yapıların sunduğu kültürel zenginliğin kendisini hâlâ şaşırtmaya devam ettiğini anlatıyor. "Dünyanın farklı köşelerinde sergileme imkânı buldum. O kadar zengin bir kültürel yapı ile karşılaştım ki elimi verdim kolumu alamıyorum" diyor.

Onun için geometrik desenler belirli bir döneme ait değil, zamandan bağımsız bir düşünme biçimi. Üstelik her yeni çalışmada başka bir yöne evrilebiliyorlar. İki boyutlu bir desen, bir sonraki projede üç boyutlu bir heykele dönüşebiliyor.

Artut'un sanatında teknoloji ile insan yaratıcılığı arasındaki ilişki tam da burada görünür hale geliyor: Kodlar hesaplıyor, algoritmalar öneriyor, sistemler üretiyor. Ancak bütün bu süreçlerin merkezinde hâlâ merak duygusu ve anlam arayışı bulunuyor.

Okuyucu Değerlendirmesi

Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.

Haber Size Ne Hissettirdi?

İçerik Analizi

Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.

%0
%0
%0
%0
%0
%0

Bu haberle ilgili bir sorun mu fark ettiniz? Bildiriminiz yasal ve editoryal ekiplerimizce incelenecektir.

0 / 2000

Bildiriminiz gönderiliyor, lütfen bekleyin...