Sosyal Güvenlik Uzmanından Bürokratlara Düşme Uyarısı
- Sosyal Güvenlik Uzmanı Ahmet Ünlü, bürokratlara ve kamusal görev üstlenenlere makamın geçiciliği konusunda uyarıda bulundu.
- Ünlü, güç ve makam arttıkça dikkatin ve hataların affedilmezliğinin de arttığını belirtti.
- Yazıda, görevden ayrıldıktan sonra gerçek itibarın ortaya çıktığı ve hesap verebilirliğin önemli olduğu vurgulandı.
- Ünlü, yöneticilerin kendilerini şeffaf bir camın içinde yaşıyormuş gibi görmesi ve uyarılara değer vermesi gerektiğini söyledi.
Sosyal Güvenlik Uzmanından Bürokratlara Düşme Uyarısı
Sosyal Güvenlik Uzmanı Ahmet Ünlü, yazısında bürokratlara ve kamusal görev üstlenenlere seslenerek makamın geçiciliği, hesap verebilirlik ve gerçek itibar üzerine dikkat çeken uyarılarda bulundu.
Ünlü, "Düşenin dostu olmaz" sözünü hatırlatarak, geride hoş bir iz bırakamamanın kötü bir son olduğunu belirtti. Yıllardır söylediğini ifade ettiği üzere, insan yukarılara çıktıkça rüzgârın daha sert estiğini vurguladı. Makam büyüdükçe, etki arttıkça ve söz daha fazla dinlendikçe yalnızca imkânların değil, üzerindeki dikkatin de arttığını kaydetti. Atılan adımların daha görünür, söylenen sözlerin daha kayda değer, hataların ise daha az affedilir hâle geldiğini dile getirdi.
Bu nedenle kamusal görev üstlenenlerin, yöneticilerin, siyasetçilerin ve bürokratların temel bir gerçeği unutmaması gerektiğini belirten Ünlü, bir gün sahip olunan gücün elden çıkabileceğini ifade etti. Asıl meselenin o gün başladığında ortaya çıktığını söyledi.
Makamdayken çevrede büyük bir kalabalık oluşabileceğini, telefonların susmayacağını, davetlerin artacağını, insanların ulaşabilmek için aracılar koyacağını anlattı. Dün tanımayanların bugün eski dost gibi davranabileceğini, kişi konuşurken herkesin dikkatle dinlediğini, sıradan bir değerlendirmenin bile önemli bir fikir gibi aktarılabileceğini belirtti. Ancak bütün bunların önemli kısmının kişiye değil, oturduğu koltuğa gösterilen ilgi olduğunu vurguladı. Bu noktada "Ye kürküm ye" sözünü hatırlattı.
Bunu anlamanın en kesin yolunun o koltuktan kalkmak olduğunu söyleyen Ünlü, "Hele bir düşmeye görün" diyerek şu değerlendirmeyi yaptı: Dün ulaşabilmek için çaba harcayanların telefonlara çıkmadığını, görünce yolunu değiştirdiğini, aynı masada oturmak için yarışanların artık tanımıyormuş gibi davrandığını görebilirsiniz. Daha da önemlisi, güçlü olduğunuz dönemde sesini çıkarmayan mevcut ve potansiyel rakiplerin ne kadar acımasız olabildiğine şahit olabilirsiniz.
Siyasetin de bürokrasinin de hafızasının bazen sanıldığından çok daha uzun olduğunu belirten Ünlü, bugün yapılan küçük bir işlemin yıllar sonra önünüze getirilebileceğini, önemsenmeyen bir imzanın yarın uzun uzun sorgulanabileceğini, çevrenin "Bir şey olmaz" diyerek normalleştirdiği bir davranışın şartlar değiştiğinde en ağır eleştirilerin dayanağı hâline gelebileceğini ifade etti.
Bu nedenle önemli görevlerde bulunanların kendilerini sürekli şeffaf bir camın içinde yaşıyormuş gibi görmesi gerektiğini düşündüğünü aktardı. Yapılan her işlemin bir gün başkaları tarafından görülebileceğini, atılan her imzanın önünüze konulabileceğini, gönderilen her mesajın, verilen her talimatın, yapılan her atamanın, kullanılan her yetkinin bir gün "Neden böyle yaptınız?" sorusuyla karşılaşabileceğini varsaymak gerektiğini söyledi. Kararın buna göre verilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu yaklaşımın insanı korkak yapmayacağını; tam tersine daha dikkatli, daha sorumlu ve daha adil yapacağını belirtti. Çünkü gücün en büyük tehlikesinin, insana hesap vermeyeceği duygusunu vermesi olduğunu ifade etti.
Uzun süre aynı makamda kalan bazı insanların zamanla bulundukları yeri kendilerinin doğal hakkı zannetmeye başladığını, kurumla kendileri arasındaki sınırın bulanıklaştığını, kamu yetkisiyle kişisel tercihin birbirine karıştığını anlattı. Çevrede sürekli "Evet efendim" diyen insanlar varsa kişinin hatalarının farkına varamaz hâle geldiğini kaydetti. Oysa hiçbir makamın kalıcı olmadığını, bugün başkasının oturduğu koltukta kendisinin, yarın kendi oturduğu koltukta başkasının olacağını söyledi.
Asıl önemli olanın o koltuktan kalkıldığında geriye ne bırakıldığı olduğunu vurgulayan Ünlü, şu soruları yöneltti: Kırgın insanlar mı? Haksızlığa uğradığını düşünenler mi? Hesabı verilemeyecek kararlar mı? "Çok kibirliydi" diyenler mi? Yoksa aradan yıllar geçmesine rağmen "Görevini hakkıyla yaptı" dedirtecek bir yönetim anlayışı mı?
İnsanın gerçek itibarının makamdayken anlaşılmadığını, çünkü makamın itibarının çoğu zaman kişinin kendi itibarıyla karıştırıldığını belirtti. Gerçek itibarın yetki sona erdikten sonra ortaya çıktığını söyledi. Dün kapıda bekleyenlerin bugün hâlâ selam verip vermediğinin önemli olduğunu; daha da önemlisi, görev yapılan dönemde muhalif olanların bile yıllar sonra "Bize karşıydı ama adaletsizlik yapmadı" diyebilmesi olduğunu ifade etti. Bunun yöneticilikte ulaşılabilecek en yüksek seviyelerden biri olduğunu düşündüğünü aktardı. Çünkü makamın geçici, insanlara bırakılan izin ise çok daha uzun yaşadığını vurguladı.
Bu nedenle makam sahibi insanların, kendilerini alkışlayanlardan çok kendilerini uyaranlara değer vermesi gerektiğini söyledi. Sürekli övgü duymanın insanı rahatlattığını ama hatalardan korumadığını; bazen rahatsız eden bir uyarının yıllar sonra çok daha büyük bir sıkıntıdan kurtarabileceğini belirtti. Gücün olduğu yerde ölçü, yetkinin olduğu yerde sorumluluk bulunması gerektiğini ifade etti.
Her yöneticinin zaman zaman şu soruyu sorması gerektiğini dile getirdi: "Bugün sahip olduğum makam elimde olmasaydı, yine aynı kararı verir miydim?" Cevap evetse büyük ihtimalle doğru yolda olunduğunu; ancak karar yalnızca makamın sağladığı dokunulmazlık hissiyle veriliyorsa durup yeniden düşünmek gerektiğini söyledi.
Eskilerin "Makamından düşene acıyın" demesinin belki de bundan olduğunu belirtti. Çünkü düşüşün yalnızca bir koltuğun kaybedilmesi olmadığını; bazen insanın çevresindeki bütün yapay ilişkilerin bir anda dağılması olduğunu ifade etti. Gerçek dostla menfaat dostunun ayrıldığı, gerçek itibarla makamdan kaynaklanan itibarın birbirinden ayrıştığı an olduğunu söyledi.
İnsanın yükselirken çok şey öğrenmediğini, asıl öğretici olanın çoğu zaman düşüş olduğunu; fakat akıllı insanın düşmeden önce bunu anlayabilen olduğunu vurguladı. Yukarılara çıkanlara verilebilecek en önemli öğüdün şu olduğunu belirtti: "Rüzgârın bugün arkanızdan esmesine güvenmeyin. Çünkü yön değiştirdiğinde ne kadar sert estiğini ancak o zaman anlarsınız."
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.