Denizolgun Ölümünde Alihan Kuriş Şüpheli Listesinde
- 20 Ocak 2026'da Denizolgun ailesi, Alihan Kuriş ve diğerlerini şüpheli gösteren suç duyurusunda bulundu.
- Beykoz 2016/6477 numaralı dosyadaki tanık ifadelerine göre Denizolgun, 6 Eylül 2016'da çiftliğe geldi, 7 Eylül'de hareketsiz bulundu.
- Otopsi raporunda arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi kimyasal maddeler tespit edildi; raporda adı geçen doktorun FETÖ bağlantısı ortaya çıktı.
- Rüstem Şahin, 28 Haziran ve 17 Temmuz 2024'te dört ölümün araştırılması için başvurdu.
- Alihan Kuriş'e yönelik Ağustos 2026 operasyonu, Denizolgun dosyasını yeniden gündeme getirdi.
Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki ölümü, Alihan Kuriş liderliğindeki yapılanmaya yönelik operasyonun ardından tekrar gündeme geldi. Kamuoyuna "beyin kanaması" olarak duyurulan ölümle ilgili adli süreç, yeni başvurularla genişledi. 20 Ocak 2026 tarihli imzalı suç duyurusunda, Denizolgun'un ölümüne ilişkin isimler, eski soruşturma dosyasındaki tanık anlatımları ve araştırılması istenen olaylar tek tek sıralandı.
Suç Duyurusunda Şüpheliler
Suç duyurusunda şikâyetçi olarak Arif Ahmet Denizolgun'un yeğeni Fatih Süleyman Denizolgun ve kardeşi, eski milletvekili Mehmet Beyazıt Denizolgun yer aldı. Dilekçede Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş, Alihan Kuriş, Hilmi Tuna Kuriş ve "diğer faili meçhuller" şüpheli olarak gösterildi. Başvuruda, Türk Ceza Kanunu'nun kasten öldürmeyi düzenleyen 81. maddesi ile tasarlayarak öldürmeyi düzenleyen 82/1-a maddesine atıf yapıldı. Şikâyetçiler, isimleri geçenlerin Denizolgun'un ölümünden önceki dönem, ölüm günü ve sonrasındaki hareketlerinin araştırılmasını istedi.
2016/6477 Numaralı Dosyaya Atıf
Başvurunun önemli bölümlerinden birini, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6477 numaralı soruşturma dosyası oluşturdu. Dilekçede bu dosya kapsamında hazırlanan bilgi notuna ve Denizolgun'un Beykoz'daki çiftliğinde çalışan Türkmenistan uyruklu Rıfat Kadyrov'un ifadesine atıf yapıldı. Kadyrov'un ifadesine göre Denizolgun, 6 Eylül 2016 günü saat 15.00 civarında çiftliğe geldi. Ertesi sabah şoförü Murat çiftliğe geldi ancak Denizolgun ile görüşemedi. Şoförün saat 13.00'e kadar bekledikten sonra çiftlikten ayrıldığı aktarıldı.
Bilgi Notunda "36 Saat" Kaydı
Dilekçede atıf yapılan Başsavcılık bilgi notunda, çiftlik çalışanının Denizolgun'u "36 saat boyunca görmediği ve haber almadığı" kayda geçirildi. Aynı olay akışında Denizolgun'un çiftliğe gelişi 6 Eylül saat 15.00, Kadyrov tarafından hareketsiz halde görülmesi ise 7 Eylül saat 19.00 civarı olarak yer aldı. Dilekçede söz konusu zaman diliminin araştırılması istendi.
19.00'da Kanepede Hareketsiz Bulundu
Kadyrov'un ifadesine göre, Denizolgun'dan haber alınamaması üzerine 7 Eylül günü saat 19.00 civarında eve girildi. Çiftlik çalışanı üst kata çıktığında Denizolgun'u kanepede hareketsiz halde gördüğünü anlattı. Başvuruda, olay günü çiftliğe gelen ve ayrılan kişilerin, telefon görüşmelerinin ve tanık anlatımlarının incelenmesi talep edildi.
Anahtar Kapının Üzerindeydi
Kadyrov'un ifadesinde yer alan bir başka ayrıntı da dilekçeye girdi. Çalışan, eve girdiğinde anahtarın kapının üzerinde bulunduğunu söyledi. Başvuruda kapının ve anahtarın durumunun olay yeri şartlarıyla birlikte değerlendirilmesi istendi.
Şoför Çiftlikte 6 Saat Bekledi
Dilekçede şoför Murat'ın olay günü yaptığı hareketlere de yer verildi. Şoförün sabah saatlerinde çiftliğe geldiği, yaklaşık 6 saat burada beklediği, Denizolgun ile görüşmeden saat 13.00 civarında ayrıldığı belirtildi. Şoförün olay günü yaptığı telefon görüşmeleri ve çiftlikte bulunduğu zaman dilimi de araştırılması istenen başlıklar arasında yer aldı.
İfadedeki "Ahmet Bey"
Kadyrov'un anlatımında şoför Murat'ın yanında bulunan başka bir kişiden de "Ahmet Bey" olarak söz edildi. Suç duyurusunda bu kişinin kimliğinin belirlenmesi ve olay günü çiftlikte bulunmasına ilişkin hususların araştırılması istendi.
Polis Tutanağında Kan Bulgusu
Dilekçede polis kayıtları ile Kadyrov'un anlatımındaki farklılığa da yer verildi. Polis tutanağında Denizolgun'un ağzında kabarcıklı ve yoğun kan bulunduğu yönünde kayıt yer alırken, Kadyrov'un ilk anlatımında Denizolgun'u hareketsiz halde gördüğünü söylediği belirtildi. Bu husus da başvuruda araştırılması istenen maddeler arasında sıralandı.
Telefon Trafiği İçin HTS Talebi
Şikâyetçiler, ölüm öncesindeki dönemden başlayarak olay günü ve sonrasındaki telefon trafiğinin incelenmesini istedi. Dilekçede şüpheli olarak gösterilen kişilerin HTS kayıtlarının temin edilmesi, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi incelemesi yapılması ve gerektiğinde keşif gerçekleştirilmesi talep edildi. Ayrıca Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6477 numaralı dosyası ile bu dosyaya ilişkin bilgi notunun da dosyaya getirtilmesi istendi.
"Raporlar Değiştirildi Mi?" Talebi
Başvuruda Adli Tıp ve diğer kurumlar tarafından hazırlanan raporların da incelenmesi talep edildi. Şikâyetçiler, olayla bağlantılı raporlarda değişiklik yapılıp yapılmadığının ve eski soruşturmanın dilekçede kullanılan ifadeyle "sümen altı edilip edilmediğinin" araştırılmasını istedi.
Otopsi Raporu İçin Ayrı Dosya
Denizolgun'un ölümünden sonra hazırlanan otopsi raporunun değiştirildiği yönündeki iddia daha sonra ayrı bir soruşturmanın konusu oldu. Adli Tıp görevlileri hakkında yürütülen dosya Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. "Otopsi raporunun değiştirildiği" iddiasıyla yürütülen bu ayrı soruşturmada daha sonra somut delil bulunamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi. Denizolgun'un ölümüne ilişkin Beykoz'daki dosya ise ayrı bir adli süreç olarak yürütüldü.
Otopsi Raporundaki Doktor İçin "Zafer" Kod Adı
Denizolgun'un ölümüne ilişkin otopsi raporunda yer aldığı belirtilen Dr. Yusuf İslam Duman hakkında yıllar sonra FETÖ kapsamında işlem yapıldığı ortaya çıktı. Duman'ın 2008 yılında FETÖ evlerinde kaldığı, örgüt içerisinde "Zafer" kod adını kullandığı ve ByLock kullanıcısı olduğu belirlendi. Duman'ın FETÖ'nün Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) için oluşturduğu çalışma evlerinde görev aldığı, tıp öğrencilerine yönelik sınava hazırlık çalışmalarında bulunduğu ve Adli Tıp yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğü aktarıldı. Duman'ın 27 Nisan 2025'te gözaltına alındığı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandıktan sonra serbest bırakıldığı belirtildi.
Otopsi Raporunda Kimyasal Maddeler
Denizolgun'un ölümünün ardından 8 Eylül 2016 tarihinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan otopsi raporunda çeşitli kimyasal maddelere ilişkin bulgular yer aldı. Rapora ilişkin aktarılan bilgilere göre cesedin çürüme sıvısında baryum, arsenik, kadmiyum ve nikel, bazı organ örneklerinde ise arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel tespit edildi. Bu maddelerin miktarlarının ve ölüm nedeni bakımından taşıdığı anlamın değerlendirilmesi de adli sürece taşınan başlıklardan biri oldu.
Denizolgun'un Ardından Liderlik Nasıl Kuriş'e Geçti?
20 Ocak tarihli suç duyurusunda, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ardından cemaat içerisindeki yönetim değişikliğine de geniş yer verildi. Dilekçenin 13. maddesinde şikâyetçiler, Denizolgun'un ölümünden önce sorun yaşadığı kişiler arasında Alihan Kuriş ile annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'in bulunduğunu ileri sürdü. Başvuruda, Kuriş ve annesinin ölümden önceki dönem, ölüm günü ve sonrasındaki hareket ve temaslarının araştırılması istendi.
Dönemin haberlerine göre Denizolgun'un ölümünün ardından ilk aşamada ablası Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş yönetimde öne çıktı. Cemaat içerisindeki görüşmelerin ardından Gülderen Kuriş'in oğlu ve Denizolgun'un yeğeni Alihan Kuriş yeni lider olarak belirlendi. Denizolgun ailesi ise suç duyurusunda bu yönetim değişikliğini de savcılığa taşıdı. Şikâyetçiler, Arif Ahmet Denizolgun'dan sonra cemaat yönetiminin kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun'a geçmesi gerektiğini, ancak Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'in girişimleriyle oğlu Alihan Kuriş'in yapılanmanın başına getirildiğini ileri sürdü. Dilekçede ayrıca Denizolgun'un öldüğü gün Alihan Kuriş'in liderliğine yönelik hareketlilik yaşandığı iddiasına yer verildi. Ölüm günü ve sonrasında kimlerin hangi görüşmeleri yaptığı, cemaat içerisindeki temasların nasıl yürütüldüğü ve liderlik kararının hangi süreç sonunda alındığının araştırılması talep edildi. Dönemin haberlerine göre Denizolgun'un ölümünün ardından önce Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş yönetimde öne çıktı, ardından Alihan Kuriş yapılanmanın yeni lideri olarak belirlendi ve liderliği Eylül 2016'da kamuoyuna duyuruldu.
20 Ocak'ta Bakırköy'e Yeni Dilekçe
Fatih Süleyman Denizolgun, 20 Ocak 2026'da babası Mehmet Beyazıt Denizolgun ile Bakırköy Adliyesine giderek imzalı dilekçelerini sunduklarını ve soruşturma numarası aldıklarını açıkladı. Denizolgun, Bakırköy'de daha önce yürütülen soruşturmanın kendilerinin müracaatından bağımsız olarak savcılık tarafından re'sen açılan ayrı bir dosya olduğunu belirtti. 20 Ocak'taki müracaat, ailenin ölümle ilgili ilk adli başvurusu değil, Fatih Süleyman Denizolgun ile Mehmet Beyazıt Denizolgun'un birlikte yaptığı ilk Bakırköy başvurusu oldu.
45 Yıllık Cemaat Mensubundan 4 Ölüm İçin Başvuru
Denizolgun dosyasının yanı sıra cemaat içerisindeki başka isimlerin ölümleri de savcılığa taşındı. Kendisini 45 yıllık cemaat mensubu olarak tanıtan Rüstem Şahin, 28 Haziran 2024'te İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunda ifade verdi. Şahin, Arif Ahmet Denizolgun, Hasan Arıkan, Mehmet Arıkan ve Burhan Candemir'in ölümlerinin araştırılmasını istedi.
17 Temmuz'da İkinci Kez Savcılıkta
Rüstem Şahin, 17 Temmuz 2024'te ikinci kez ifade verdi. Şahin, Fatih Süleyman Denizolgun'un sosyal medya paylaşımlarında Alihan Kuriş hakkında dile getirdiği iddialara atıfta bulunarak, isimleri geçen kişilerin dinlenmesini ve söz konusu ölümlerin araştırılmasını talep etti. Şahin ifadesinde, "Bu cinayet davalarının açığa çıkması için isimleri geçen bu iki kişinin dinlenmesini ve bu olayın açığa çıkmasını saygılarımla arz ederim. Ben de Süleymanlı cemaati mensubuyum" dedi.
Operasyon 10 Yıllık Dosyayı Yeniden Gündeme Taşıdı
Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ardından yapılanmanın başına geçen Alihan Kuriş, Ağustos 2026'da kendisi ve yapılanmayla bağlantılı isimlere yönelik yürütülen ayrı bir soruşturmayla gündeme geldi. Kuriş'e yönelik operasyonun ardından Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6477 numaralı dosyası, Denizolgun ailesinin suç duyuruları, otopsi sürecine ilişkin Bakırköy dosyası ve Rüstem Şahin'in dört ölümün araştırılması için yaptığı başvurular yeniden gündeme geldi.
Okuyucu Değerlendirmesi
Bu haber hakkındaki düşüncelerinizi ve analizlerinizi paylaşın. Görüşleriniz diğer okurlara rehberlik eder.
Haber Size Ne Hissettirdi?
İçerik Analizi
Haberin kalitesini ve tarafsızlığını değerlendirin.